16 Mayıs 1919’dan 29 Ekim 1923’e. Türk Milletinin bağımsızlık ve hürriyet umutlarının inanca dönüştüğü 4 yıl, 5 ay, 13 gün. Esir alınmış, bitap düşmüş bir ümmetten, özgür yurttaşlar ve bağımsız bir ülkenin varoluş hikâyesine: 19 Mayıs 1919…
Milletlerin hayatında önemli yere sahip değerlerin doğru öğretilerek anlaşılması ve verdiği mesajın gelecek nesillere aktarılması oldukça önemlidir. Bunun için genç kuşaklara güçlü bir tarih bilinci verilmeli, milletin varlığını devam ettirebilmesi ve geleceğe güvenle bakabilmesi için millî şuurla donatılması gerekir.
Sormak gerekir: İslam’ın kutsal kitabı Kuran-ı Kerim’in Türkçe mealini kaç kişi okumuştur?
Komünist Manifestoyu, Das Kapital’i, hatta Lenin’in, Marks’ın hayat hikâyelerini ezbere biliriz de 57 yıllık ömrünün dörtte birini vatan mücadelesine harcamış Atatürk’ün; tamamen ulusuna adanmış gerçek hayat hikâyesini, felsefesini, ilke ve yaptığı devrimleri, kimler, ne kadar anlayabilmiştir?
İstiklal marşını, ilk iki kıtası dışında, tamamını kaç kişi ezbere bilir?
İlk iki kıtayı bilenler de güfte-beste ilişkisinden dolayı zaten yanlış okur. Şiir tamdır, beste yanlıştır! Zorla gerçekleştirilmiş görücü usulü akraba evliliğine benzer aralarındaki ilişki!
Tarihin akışını değiştiren bir önderin, varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milleti imparatorluğun yıkıntıları arasından çekip çıkararak, nasıl çağdaş ve millî bir devlet haline getirebildiğinin belgelere dayanan hikâyesini anlatan Nutuk’u kaç kişi okumuştur?
Ölümünden sonra bile milletini uyanık ve dikkatli olması konusunda uyardığı, özellikle de Türk gençliğine bıraktığı "vasiyetnamesini" kaç kişi "anlayarak" okudu?
‘Türk istiklali’ ve ‘Türk Cumhuriyeti’ kavramları üzerine kurulmuş, Atatürk’ün Türk gençliğine emanet ettiği ve üzerine düşen vazifeleri bir vasiyetname edasıyla anlattığı edebî bir şaheserdir ‘’GENÇLİĞE HİTABE’’...
Gerek özlü anlamı gerekse güçlü hitabet üslubu ile eşsiz değer taşıyan bu metin, Türk düşünce hayatının temel taşlarındandır. Bu iki kavram, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı bilincin eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Atatürk ısrarla bu iki kavramın muhafaza ve müdafaa edilmesini istemiştir.
Metinde geçen sıfatlar gençliğin vatanı koruma görevinin önemini açıklar. Türkçenin tüm olanakları bilgiye ve bilince dayalı bir ustalıkla kullanılmış, kelime seçimi, cümle yapısı ve kavramlar arası bağlar bakımından, benzersiz bir metin inşa edilmiştir.
Atatürk, edebi ve tarihi değeri çok yüksek olan bu metni "giriş, gelişme ve sonuç" bölümleriyle tasarlamıştır. Geçmiş, mevcut ve gelecek olaylar hakkında önemli hatırlatmalar yapar. Geçmişteki acıların tekrarlanabileceği öngörüsüyle gençliğe kutsal bir görev verir. Girişte vurgulanan bu ödev, metnin sonunda yine "Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır!" denilerek mühürlenir.
Sıralanan tüm olumsuz durumların çözümünde gençliğin ihtiyaç duyacağı tek güç metnin sonunda "asil kan" yani "Türklük" olarak belirtilir. Buradaki "asil kan" ifadesi biyolojik bir ırkçılığı değil; kültürel ve duygusal milliyetçiliği kasteder. Bunu "Ne mutlu Türküm diyene!" vecizesinde açıkça görürüz. Tüm maddi dayanaklar tükendiğinde, gençliğin sığınacağı tek güç maneviyatı ve kendine özgüven aşılayan o "asil kanı"dır.
Gençliğe Hitabe, ilkokuldan beri kara tahtanın üzerinde, Atatürk resminin yanıbaşında İstiklal Marşı ile birlikte, sağlı sollu asılıdır.
Mavi, yeşil, ela, gri, kahverengi, kehribar gözlerin içine içine bakar öylece!
Ve der ki:
‘’Ne oldu sizin damarlarınızdaki o asil kana?’’
Bir bilge sözü de der ki; “Okşayan elin kıymetini bilmeyenler tekmeleyen ayağı öper!“
Yarın, “Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nın“ 107. Yıldönümü…
Tüm ulusumuza kutlu olsun...
18.05.2026
Sevgi ve sağlıcakla kalın dostlar…