Metin Devrim
Köşe Yazarı
Metin Devrim
 

1 MAYIS’IN ‘’ARDINDA’’ KALANLAR!

Yalan… İftira… İkiyüzlülük… Hedef saptırma… Hedef gösterme… Sosyal medya üzerinden linçe teslim edilen köşe yazarları, gazeteciler… Tavan yapmış egolar… "Küçük olsun benim olsun" mantığının tutsaklığı… Toplam= UTANÇ !...   FAİLLER… Kocaman, kelli-felli, yetişkin insanlar… Tamamına yakını okumuş, eğitimli, tahsilli, mevki ve meslek sahibi… Seçilmiş, bağlı oldukları zümreden, onlar adına temsil yetkisi almış emanetçiler… Tarih, asla tekerrürden ibaret değildir… Çünkü. Kişiler, olaylar, yerler ve hatta nedenler bile farklıdır… ‘’Her katil cinayet mahalline geri döner.’’ derler… 1 Mayıs 2026… Aydın ili, Efeler ilçesi… Merkez ve en büyük ilçe… Kısacası, eski Aydın’ın ta kendisi… Tarih bu kez tekerrür etti… 2023’den beri hiç aksatmadan… Failler bu kez de geri döndü… Kişiler, olaylar, yerler ve hatta nedenler bile aynıydı… ‘’Adalet için direnenler adına hep birlikte alanlardayız!" Demek varken... Gün, baskı ve sömürüye karşı omuz omuza verip kitleselleşme günü olması gerekirken;   Aydın ili Efeler ilçesinde, 1 Mayıs 2026 Emek ve Dayanışma Günü "İki ayrı kutlama" ayıbıyla, "küçük iktidar alanını koruma" çabasına kurban edildi… Devrimci-proleter anlayışa zerre yakışmayan bu çözümsüzlük, tarihe yine bir "zafiyet" olarak yazıldı; ne emek mücadelesiyle ne de sol değerlerle bağdaşmayan... Oysa “Hak verilmez alınır, kazananlar daima mücadele edenlerdir.“ gerçeğinde, onurlu işçi mücadelesine yakışır şekilde haksızlıklara karşı çıkılacaktı... Atanmayan öğretmenin, ürünü tarlada kalan çiftçinin, aç emeklinin, ekonomik krizin altında ezilen milyonların, sebepsiz zindanlarda yatanların hakkı aranacaktı... Geleceğini yitirmiş, çıkış yolunu illegal örgüt, oluşum ve tarikatlarda arayan gençliğe çare olunacaktı... ‘’Soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen’’, yaşamı, sadece bir ‘’katli vaciptir’’ sözüne bakan kadınlarımıza sahip çıkılacaktı… Bu kadim ülkenin toprağı, suyu, havası namerde kaptırılmayacaktı…   Adını ister emperyalizm, ister kapitalizm, isterseniz faşizm olarak tanımlayın; bunlar sömürüye karşı olanları, kimlik, ideoloji, parti, örgüt, grup temelinde birbirlerine karşı düşmanlaştırarak ve dönekleri yanına çekerek kazanıyor! Sömürü, ancak örgütlenme ve eğitim ile ortadan kaldırılabilir. Örgütlenme ve eğitim etkinlikleri bu amaca yönelik olarak birleştirilmeli ve bütünleştirilmelidir! Sorunu, sorunu yaratanlarla çözemezsiniz! Bugün için atılacak ilk adım, bu çözümsüzlükten kurtulmak olmalıdır! "Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır." Mustafa Kemal Atatürk Bu söz, eğitimin ve öğretmenlerin Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğini şekillendirmedeki en büyük güç olduğunu vurgular. Bu ifade, fikren ve ilmen güçlü, yüksek karakterli nesiller yetiştirme görevini öğretmenlere yükleyen bir vizyondur… Peki… Ya tuz kokmaya başlarsa?   NOT: ‘’Sıcağı Sıcağına Yüzleşme’’ ve ‘’Özeleştiri Alanı Açmak’’ adına yazılmış bir yazı olup; kişi veya hedef gözetmeden, ortadaki bu anlamsız bölünmüşlüğün deşifre edilmesi, sadece bu yılın değil, önümüzdeki sürecin (seçimler, sendika kongreleri vb.) tartışma zemininin şimdiden belirlenmesi amacıyla kaleme alınmıştır… Önce samimiyet ve dürüstlük. Beraberinde, amaca giden yolda kararlılık… Yoksa gerisi, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemekten ibaret olarak kalır: aptallık… Genellikle Albert Einstein'a atfedilen, ancak kökeni tam olarak kanıtlanamayan (büyük olasılıkla Rita Mae Brown'ın 1983 tarihli ‘’Ani Ölüm’’ adlı romanına dayanan) bir sözdür
Ekleme Tarihi: 04 Mayıs 2026 -Pazartesi
Metin Devrim

1 MAYIS’IN ‘’ARDINDA’’ KALANLAR!

Yalan…

İftira…

İkiyüzlülük…

Hedef saptırma…

Hedef gösterme…

Sosyal medya üzerinden linçe teslim edilen köşe yazarları, gazeteciler…

Tavan yapmış egolar…

"Küçük olsun benim olsun" mantığının tutsaklığı…

Toplam= UTANÇ !...

 

FAİLLER…

Kocaman, kelli-felli, yetişkin insanlar…

Tamamına yakını okumuş, eğitimli, tahsilli, mevki ve meslek sahibi…

Seçilmiş, bağlı oldukları zümreden, onlar adına temsil yetkisi almış emanetçiler…

Tarih, asla tekerrürden ibaret değildir…

Çünkü. Kişiler, olaylar, yerler ve hatta nedenler bile farklıdır…

‘’Her katil cinayet mahalline geri döner.’’ derler…

1 Mayıs 2026…

Aydın ili, Efeler ilçesi…

Merkez ve en büyük ilçe…

Kısacası, eski Aydın’ın ta kendisi…

Tarih bu kez tekerrür etti…

2023’den beri hiç aksatmadan…

Failler bu kez de geri döndü

Kişiler, olaylar, yerler ve hatta nedenler bile aynıydı…

‘’Adalet için direnenler adına hep birlikte alanlardayız!" Demek varken...

Gün, baskı ve sömürüye karşı omuz omuza verip kitleselleşme günü olması gerekirken;  

Aydın ili Efeler ilçesinde, 1 Mayıs 2026 Emek ve Dayanışma Günü "İki ayrı kutlama" ayıbıyla, "küçük iktidar alanını koruma" çabasına kurban edildi…

Devrimci-proleter anlayışa zerre yakışmayan bu çözümsüzlük, tarihe yine bir "zafiyet" olarak yazıldı; ne emek mücadelesiyle ne de sol değerlerle bağdaşmayan...

Oysa “Hak verilmez alınır, kazananlar daima mücadele edenlerdir.“ gerçeğinde, onurlu işçi mücadelesine yakışır şekilde haksızlıklara karşı çıkılacaktı...

Atanmayan öğretmenin, ürünü tarlada kalan çiftçinin, aç emeklinin, ekonomik krizin altında ezilen milyonların, sebepsiz zindanlarda yatanların hakkı aranacaktı...

Geleceğini yitirmiş, çıkış yolunu illegal örgüt, oluşum ve tarikatlarda arayan gençliğe çare olunacaktı...

‘’Soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen’’, yaşamı, sadece bir ‘’katli vaciptir’’ sözüne bakan kadınlarımıza sahip çıkılacaktı…

Bu kadim ülkenin toprağı, suyu, havası namerde kaptırılmayacaktı…  

Adını ister emperyalizm, ister kapitalizm, isterseniz faşizm olarak tanımlayın; bunlar sömürüye karşı olanları, kimlik, ideoloji, parti, örgüt, grup temelinde birbirlerine karşı düşmanlaştırarak ve dönekleri yanına çekerek kazanıyor!

Sömürü, ancak örgütlenme ve eğitim ile ortadan kaldırılabilir. Örgütlenme ve eğitim etkinlikleri bu amaca yönelik olarak birleştirilmeli ve bütünleştirilmelidir!

Sorunu, sorunu yaratanlarla çözemezsiniz!

Bugün için atılacak ilk adım, bu çözümsüzlükten kurtulmak olmalıdır!

"Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır."

Mustafa Kemal Atatürk

Bu söz, eğitimin ve öğretmenlerin Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğini şekillendirmedeki en büyük güç olduğunu vurgular. Bu ifade, fikren ve ilmen güçlü, yüksek karakterli nesiller yetiştirme görevini öğretmenlere yükleyen bir vizyondur…

Peki…

Ya tuz kokmaya başlarsa?

 

NOT: ‘’Sıcağı Sıcağına Yüzleşme’’ ve ‘’Özeleştiri Alanı Açmak’’ adına yazılmış bir yazı olup; kişi veya hedef gözetmeden, ortadaki bu anlamsız bölünmüşlüğün deşifre edilmesi, sadece bu yılın değil, önümüzdeki sürecin (seçimler, sendika kongreleri vb.) tartışma zemininin şimdiden belirlenmesi amacıyla kaleme alınmıştır…

Önce samimiyet ve dürüstlük. Beraberinde, amaca giden yolda kararlılık…

Yoksa gerisi, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemekten ibaret olarak kalır: aptallık…

Genellikle Albert Einstein'a atfedilen, ancak kökeni tam olarak kanıtlanamayan (büyük olasılıkla Rita Mae Brown'ın 1983 tarihli ‘’Ani Ölüm’’ adlı romanına dayanan) bir sözdür

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.