Metin Devrim
Köşe Yazarı
Metin Devrim
 

İSYANIMDIR: SESSİZ HALKIN İHANETİNE!

      Bu adam daha ne yapsındı be arkadaş?   Tarih 16 Mayıs 1919’da başladı, 29 Ekim 1923’te bir mucizeyle taçlandı. Sadece 4 yıl, 5 ay, 13 günde; işgal edilmiş, yorulmuş, bitap düşmüş bir halktan, küllerinden doğan bağımsız bir ülke yarattı. Bizler için her şeyi yaptı; her ihtimali düşündü, her tehlikeyi yazdı…   GENÇLİĞE HİTABE gibi bir vasiyeti, bir pusulayı ellerimize bıraktı… Peki, biz ne yaptık?   2002-2026. Tam 24 koca yıl… Dile kolay, tam üç nesil bu sürecin içinde, gözlerimizin önünde kaybedildi. Biz gençlere sahip çıkmayı, onlara bir gelecek sunmayı bıraktık; kendi ellerimizle onlardan bir suçlular ve katiller ordusu yarattık…   Bugün okullarda, sokaklarda gencecik çocuklar birbirini katlediyorsa, öğretmenler canından oluyorsa; dünüyle, bugünüyle ve kapımıza dayanan yarınıyla bu yaşananlardan bizden başka kim sorumlu olabilir?   Bakın etrafınıza; henüz buluğ çağındaki bir çocuk, ekmek alır gibi kolayca silaha erişebiliyor. Nerede, ne zaman, kimden öğrendiği belli olmayan bir profesyonellikle o silahı ateşleyebiliyor. Nasıl bir kin, nasıl bir karanlık öğreti aldı ki bu çocuklar; kendisini yarınlara hazırlayan öğretmenini, sınıf arkadaşını, masum bir insanı katlederken zerre kadar imtina etmiyor?   Bu bir "münferit olay" değil, bu bir sistemli çöküştür!   Gencecik askerlerimiz şehit edildi, en yetkili ağızlardan sadece birer “kelle” sayıldılar. Tarikat karanlığında sabiler tecavüze uğradı, “bir kereden bir şey olmaz” denilerek üzerleri örtüldü. Dedesi yaşındaki adamlarla evlendirilen o melekler, yaşadıkları kâbusu bir "evcilik oyunu" sandılar…   Şimdi açın, o büyük önderin şu satırlarını bir kez daha, ama bu sefer utanarak okuyun: “Eğer bu millet, bu memleket parçalanacak olursa; genel şerefsizliğin enkazı altında şunun bunun şahsi şerefi de parça parça olur... Bunu anlamayıp da milleti hâlâ kendi kafalarının keyfine göre idare etmeye kalkışan kuvvetler artık birer beladır. Bela çekmeye de bu milletin artık tahammülü kalmamıştır.”   Atatürk bizi uyarmıştı! Bizi amacımızdan alıkoyacak iki kuvvet olduğunu söylemişti: Biri dış düşmanlar, diğeri ise onlardan çok daha zararlı, çok daha öldürücü olan içimizdeki hainler…   Bugün vatanın bir karış toprağı için ayağa kalktığını iddia edenler, o toprağın üstünde filizlenen genç beyinlerin çürümesine, katile dönüşmesine neden sessiz? Türk milleti, kendi evlatlarını canavarlaştıran bu kirli emelleri anlayamayacak kadar basiretsiz bir topluluk değildir, olmamalıdır!   Atatürk’ün vasiyetidir: “Sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki asil cevheri çok iyi incelemekten bir an vazgeçmesin.” Biz incelemeyi bıraktık. Biz sorgulamayı bıraktık. Ve bugün, o "genel şerefsizliğin enkazı" çocukların üzerine yıkılıyor…   Bu benim isyanımdır! Suskunluğuyla bu cinnete ortak olan, evlatlarını koruyamayan, başındaki belayı defedemeyen herkese...   Ya o "asil cevheri" yeniden hatırlayacağız ya da bu enkazın altında hep beraber yok olup gideceğiz…   İdeolojik uykularından uyanamayanlar...   Bir yanda ‘'Ölürüm Türkiye’m'’ deyip ‘'bir ırmağın akışına kurban olan’' ama o ırmağın kirlenmesine, çocuklarının o ırmakta boğulmasına sadece dışarıdan bakmakla yetinen ülkücüler...   Diğer yanda, 200 yıl öncesinin ‘’kutsal kitabının’’ paslı doktrinlerine hapsolmuş, hala Mustafa Suphi cinayetini Atatürk’ün üzerine yıkarak O'na 'burjuva devrimcisi' diye dudak büken, bugünün yangınını söndürmek yerine dünün küllerini eşeleyen sosyalistler, komünistler...   AKP’li dostlar. Bakın 100 yıldır ne ezan sustu, ne camilerin kapısına kilit vuruldu… 24 yılda gençler ateist oldu, deist oldu, terörist oldu… Ve… Hep, ‘’ÖL  DÜ  RÜL  DÜ  LER’’!...   Bu sorunun partisi, ideolojisi, mahallesi yok! Bu, bir ülkenin ve bir neslin varoluş savaşıdır. Ya hep beraber bu yangını söndüreceğiz ya da o ‘'genel şerefsizliğin enkazı’' altında hepimiz aynı sessizlikle can vereceğiz…   Beyler, efendiler! Siz geçmişin hesaplarıyla veya boş sloganlarla vakit öldürürken; o kurban olduğunuz ırmaklar kuruyor, o aşağıladığınız devrimin evlatları sokaklarda katlediliyor…   Sahi, sizin ideolojileriniz bu çocukları korumaya yetmiyor mu, yoksa konforlu alanlarınızdan çıkmaya mı korkuyorsunuz?"     SİZİN HİÇ ÇOCUĞUNUZ ÖLDÜMÜ????   Empati yapın bakalım!...   Allah, kimseye evlat acısı yaşatmasın…     Sevgi ve sağlıcakla kalın dostlar…
Ekleme Tarihi: 16 Nisan 2026 -Perşembe
Metin Devrim

İSYANIMDIR: SESSİZ HALKIN İHANETİNE!

 

 

 

Bu adam daha ne yapsındı be arkadaş?

 

Tarih 16 Mayıs 1919’da başladı, 29 Ekim 1923’te bir mucizeyle taçlandı. Sadece 4 yıl, 5 ay, 13 günde; işgal edilmiş, yorulmuş, bitap düşmüş bir halktan, küllerinden doğan bağımsız bir ülke yarattı. Bizler için her şeyi yaptı; her ihtimali düşündü, her tehlikeyi yazdı…

 

GENÇLİĞE HİTABE gibi bir vasiyeti, bir pusulayı ellerimize bıraktı…

Peki, biz ne yaptık?

 

2002-2026. Tam 24 koca yıl… Dile kolay, tam üç nesil bu sürecin içinde, gözlerimizin önünde kaybedildi. Biz gençlere sahip çıkmayı, onlara bir gelecek sunmayı bıraktık; kendi ellerimizle onlardan bir suçlular ve katiller ordusu yarattık…

 

Bugün okullarda, sokaklarda gencecik çocuklar birbirini katlediyorsa, öğretmenler canından oluyorsa; dünüyle, bugünüyle ve kapımıza dayanan yarınıyla bu yaşananlardan bizden başka kim sorumlu olabilir?

 

Bakın etrafınıza; henüz buluğ çağındaki bir çocuk, ekmek alır gibi kolayca silaha erişebiliyor. Nerede, ne zaman, kimden öğrendiği belli olmayan bir profesyonellikle o silahı ateşleyebiliyor.

Nasıl bir kin, nasıl bir karanlık öğreti aldı ki bu çocuklar; kendisini yarınlara hazırlayan öğretmenini, sınıf arkadaşını, masum bir insanı katlederken zerre kadar imtina etmiyor?

 

Bu bir "münferit olay" değil, bu bir sistemli çöküştür!

 

Gencecik askerlerimiz şehit edildi, en yetkili ağızlardan sadece birer “kelle” sayıldılar. Tarikat karanlığında sabiler tecavüze uğradı, “bir kereden bir şey olmaz” denilerek üzerleri örtüldü. Dedesi yaşındaki adamlarla evlendirilen o melekler, yaşadıkları kâbusu bir "evcilik oyunu" sandılar…

 

Şimdi açın, o büyük önderin şu satırlarını bir kez daha, ama bu sefer utanarak okuyun:

“Eğer bu millet, bu memleket parçalanacak olursa; genel şerefsizliğin enkazı altında şunun bunun şahsi şerefi de parça parça olur... Bunu anlamayıp da milleti hâlâ kendi kafalarının keyfine göre idare etmeye kalkışan kuvvetler artık birer beladır. Bela çekmeye de bu milletin artık tahammülü kalmamıştır.”

 

Atatürk bizi uyarmıştı! Bizi amacımızdan alıkoyacak iki kuvvet olduğunu söylemişti: Biri dış düşmanlar, diğeri ise onlardan çok daha zararlı, çok daha öldürücü olan içimizdeki hainler…

 

Bugün vatanın bir karış toprağı için ayağa kalktığını iddia edenler, o toprağın üstünde filizlenen genç beyinlerin çürümesine, katile dönüşmesine neden sessiz? Türk milleti, kendi evlatlarını canavarlaştıran bu kirli emelleri anlayamayacak kadar basiretsiz bir topluluk değildir, olmamalıdır!

 

Atatürk’ün vasiyetidir: “Sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki asil cevheri çok iyi incelemekten bir an vazgeçmesin.”

Biz incelemeyi bıraktık. Biz sorgulamayı bıraktık. Ve bugün, o "genel şerefsizliğin enkazı" çocukların üzerine yıkılıyor…

 

Bu benim isyanımdır! Suskunluğuyla bu cinnete ortak olan, evlatlarını koruyamayan, başındaki belayı defedemeyen herkese...

 

Ya o "asil cevheri" yeniden hatırlayacağız ya da bu enkazın altında hep beraber yok olup gideceğiz…

 

İdeolojik uykularından uyanamayanlar...

 

Bir yanda ‘'Ölürüm Türkiye’m'’ deyip ‘'bir ırmağın akışına kurban olan’' ama o ırmağın kirlenmesine, çocuklarının o ırmakta boğulmasına sadece dışarıdan bakmakla yetinen ülkücüler...

 

Diğer yanda, 200 yıl öncesinin ‘’kutsal kitabının’’ paslı doktrinlerine hapsolmuş, hala Mustafa Suphi cinayetini Atatürk’ün üzerine yıkarak O'na 'burjuva devrimcisi' diye dudak büken, bugünün yangınını söndürmek yerine dünün küllerini eşeleyen sosyalistler, komünistler...

 

AKP’li dostlar. Bakın 100 yıldır ne ezan sustu, ne camilerin kapısına kilit vuruldu…

24 yılda gençler ateist oldu, deist oldu, terörist oldu…

Ve…

Hep, ‘’ÖL  DÜ  RÜL  DÜ  LER’’!...

 

Bu sorunun partisi, ideolojisi, mahallesi yok! Bu, bir ülkenin ve bir neslin varoluş savaşıdır.

Ya hep beraber bu yangını söndüreceğiz ya da o ‘'genel şerefsizliğin enkazı’' altında hepimiz aynı sessizlikle can vereceğiz…

 

Beyler, efendiler! Siz geçmişin hesaplarıyla veya boş sloganlarla vakit öldürürken; o kurban olduğunuz ırmaklar kuruyor, o aşağıladığınız devrimin evlatları sokaklarda katlediliyor…

 

Sahi, sizin ideolojileriniz bu çocukları korumaya yetmiyor mu, yoksa konforlu alanlarınızdan çıkmaya mı korkuyorsunuz?"

 

 

SİZİN HİÇ ÇOCUĞUNUZ ÖLDÜMÜ????

 

Empati yapın bakalım!...

 

Allah, kimseye evlat acısı yaşatmasın…

 

 

Sevgi ve sağlıcakla kalın dostlar…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (4)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Hatice şahin
(16.04.2026 13:21 - #1847)
Kaleminize saglık. Koruyamıyoruz. Adaleti, canımızı ,doğamızi, havamızı,suyumuzu, toprağımızı, savaş desen öyle. Derdimdir çoktur hangisine yanayım diyor ya bir türkümuzde. Nereye baksan manzara yangın yeri. Haklısıniz.Yeter artık sustuğumuz. Ha
Metin DEVRİM Çok teşekkür ediyorum Hatice hanım anlamlı yorumunuz için. Sizin de emeğinize, yüreğinize sağlık. Verdiğiniz mücadele çok değerli.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Gökalp ÖZŞİŞECİ
(17.04.2026 10:19 - #1851)
Kalemine sağlık dostum yazılarını dikkatle okuyorum ihmal edenlerin de dikkatine sunarım
Metin Devrim Eyvallah sevgili dostum, sağolasın. Senin tarafından takdir edilmek benim için onurdur. Sevgi ve sağlıcakla kal.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Meral Uğur
(17.04.2026 23:43 - #1853)
Değerli Arkadaşım, ne güzel anlatmışsın ,hislerini yaşadıklarımız. Ne ara geldik buralara demeyeceğim,bilinçli olarak bu hallere getirildi bu toplum. Saygıyı,sevgiyi empatinin,paylaşımı yitirdik. Sende olmasın,bende daha çok. 16 yaşındaki bir çocuk kendi canını ve arkadaşlarının ,öğretmenin canını alacak kadar nasıl bir his ve gücü hissetti. Değeri ve değer yargıları bilmeyen bir gençlik var. Aileler çok önemli. Sadece yedir,içir,gezdir, gak,guk dedikçe ellerine ver,onda varsa ,diğerinde yok.Şu Deccal telefon ve oyunlar insanlıktan çıkardı. Ana baba sen yapıyorsun ,oğlum kızım yok. Sokakta,okulda,işlerinde yaşanan şiddet ve zorbalıkla,aileden geliyor. Kucaklayanbagrina basan ana yerine,biberonla beslenme,bebek ayrı odasında,bakıcı elinde 3-4 yaşında yalnız çocuk oyun arkadaşı olsun kreşlerde, Aslan oğlum,prenses kızım. Arkadaslar arasi Hep bir hikayeleri var. Tatilde ben buraya,sen nereye gittin. Başka nevar ,ne bekleriz bu çocuklardan. Ya varlık,yada tokluk içinde yaşamlar.Sorumluluk sıfır. Herseyi önüne köy kaldır, odalarına kapanıp, ne yaptıklarını bilmiyoruz. Takip yok. Çünkü akşam olunca,ana baba yorgun,ellerinde telefon,aman ağlamasın,9 aylık çocuğun elinde telefon,arada gözü televizyon. ANA BABALAR, CEKIRDEK AILE,NEREDE AILELER,DEDE NİNELER .HEP ÖDÜL HEP ÖDÜL. KİMİSİ ALLAH DER ,KIMISI HASTAMI,SAGMI DEMEZOGRENCI OKULDA,RAMAZAN DA SIMIT YİYEN ARKADASINA MÜNAFIK DIYE BAĞIRAN LAR. OKULLAR DA EĞİTİM KALKTI,SADECE ÖĞRETİM VAR.OGRETMEN DE ÇALIŞAN ALAN VARSA VERIYOR,DEGILSE PROGRAMI DERSİ VERİP GEÇİYOR. BU COCUKLAR NEDEN BOYLE DEMIYORLAR. SENIN COCUGUN OKULUN DÜZENİNİ BOZUYOR,OKULDAN ATARIZ ,DER HALDE OKULLAR. OZEL OKULLAR İSE, OGRETMENE,SEN BENIM COCUGUMA DERS ÇALIŞ VEYA CALISMADAN GEDIYESE,YA DA KÖTÜ NOT ALDIYSA,VELILER OKUL YONETIMINE VE OGRETMENE GÜNÜNÜ GOSTERIR HALDELER. BU DURUMDA OGRETMEN NE YAPSIN. OKUL SAHIBI PARA KAZANACAK. YUKSEKTEN VER NOTLARI. SONRA ÜNİVERSİTE KAPILARINDA ,YADA MEZUN OLMUŞ YETERLI OLMAYONCA EV GENCİ OLMUŞ ADI. ANA BABA BESLEMEYE DEVAM.
Metin Devrim Güzel yorumun için teşekkür ederim sevgili Meral. İşin kötüsü bu enkazın yığınını temizlemek, her şeyi sil baştan yapmak o kadar zor olacak ki... Sevgi ve sağlıcakla kal...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sefa Sarıyılmaz
(26.04.2026 11:21 - #1907)
Kalemine, emeğine sağlık Metin bey kardeşim. İçim acıyarak okudum. Yazmaktan, yaymaktan başka bir yol daha var elbette ama bu kadar korku, bu kadar güç ve bu kadar duyarsız kalmamalıydık birlik ve dirlik için.. Bu kadar kötülük, bu kadar kin neden..!? Anlamıyorum..!
Metin Devrim Güzel yorumun için teşekkür ederim dostum. Ne yazık ki yarınlarımıza ipotek koyuyorlar... Yazık oluyor güzel ülkemin güzel çocuklarına...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.