Metin Devrim
Köşe Yazarı
Metin Devrim
 

SÖZ NAMUSTUR !

Edep aklın tercümanıdır! Herkes edebi kadar akıllı, aklı kadar şerefli, şerefi kadar kıymetlidir... (1) İnsanlık tarihi boyunca kelimeler bazen bir kalkan, bazen bir kılıç, bazen de bir umut olmuştur. Ancak bir kelime vardır ki, söylendiği andan itibaren sahibinin onuruna emanettir: SÖZ…   Bir kış gecesinin dondurucu ayazında geçen o meşhur hikâyeyi hatırlar mısınız? Kral, sarayının kapısında nöbet tutan, üzerindeki ince üniformasıyla tir tir titreyen yaşlı askeri görür. Yanına yaklaşıp, "Üşümüyor musun?" diye sorar. Yaşlı asker vakur bir edayla cevap verir: "Alışkınım sayın kralım." Kral ise içten bir üzüntüyle, "Sarayıma girince, seni sıcak tutacak kalın bir kürk göndereceğim," der ve içeri girer…   Ancak sarayın sıcaklığı, şatafatı ve gündelik telâşeleri içinde kral, kapıdaki o yaşlı askere verdiği sözü unutur. Ertesi sabah kapıya çıktığında ise askerin donmuş bedeniyle karşılaşır. Yanında bir not vardır: "Sayın kralım, ben soğuğa alışkındım ama sizin bana verdiğiniz sıcak kürk sözü beni ayakta tutuyordu. O umut beni öldürdü."   Bugün Aydın’da, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) çatısı altında üyeler de benzer bir hikâyenin içinde buldu kendilerini. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu tarafından, meclis kararına (2) rağmen İsmet Sezgin Parkı içerisindeki bir binanın tahsisi için verilen SÖZ, ne yazık ki kış güneşinin cılız sıcaklığı gibi havada kaldı…   ADD, sadece bir dernek değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerinin, aydınlanma devriminin ve bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasının bekçisidir. Geliri bağışlar ve üyelerinin aidatlarıyla sınırlı olan, kendi çatısı dahi olmayan bu kurumun, yerel yönetimden beklediği tek şey imtiyaz değil, sadece verilmiş bir sözün icrasıdır…   Siyasi tercihler değişebilir, rüzgârlar farklı yöne esebilir. Ancak devlet adamlığında ve yöneticilikte asıl olan "süreklilik" ve "güven"dir. Bir bina tahsisi meselesi, basit bir gayrimenkul olayı değildir. Bu, bir şehrin hafızasına, o şehrin yetiştirdiği değerlere ve en önemlisi de Atatürk ismine duyulan saygının bir nişanesidir...   9 Ocak 2026 günü o binanın önünde ADD Aydın Şube Başkanı Nüket Akgönül tarafından yönetim kurulu ve dernek üyelerinin katılımı ile yapılan basın açıklaması, sadece bir binayı istemek değil, bir "vazgeçişi" protesto etmekti…   Bir yöneticinin sözünü tutmaması, sadece karşı tarafı mağdur etmez; aynı zamanda o makama duyulan güveni de zedeler. Kralın unuttuğu kürk, sadece askeri öldürmemişti; aslında kralın adaletini ve sözünün güvenilirliğini de o karın altına gömmüştü…   Atatürk’ün anısına gösterilmesi gereken saygı, sadece büstlere çiçek bırakmakla değil; O’nun fikirlerini yaşatan kurumlara destek olmakla ölçülür. ADD’nin bir kira ödemesi veya bağışlarla ayakta durmaya çalışması bizim için bir onurdur; ancak verilen bir sözün ardından gelen o derin sessizlik, hepimizi derinden yaralamıştır. Sessizlik, sözden daha ağır bir cevaptır…   Edebiyatın ve tarihin bize öğrettiği şudur: Saraylar soğuk olur ama verilen sözler ısıtır. Bugün Aydın’da yaşayan Atatürk sevdalıları olarak bizler, kimseden bir lütuf beklemiyoruz. Bizler, meclis kararıyla tescillenmiş bir hakkın, bir sözün, bir ahdin yerine getirilmesini bekliyoruz…   Unutulmamalıdır ki; binalar yapılır, yıkılır. Makamlar değişir, isimler unutulur. Ancak darda bırakılan bir dostun, söz verilip de yarı yolda bırakılan bir davanın vebali, o isimlerin üzerine bir gölge gibi düşer. Biz ADD üyeleri olarak, Atamızın izinde, kendi yağımızla kavrulmaya, soğukta da olsa nöbetimizi tutmaya devam edeceğiz. Ama o sıcak binanın sözünü verip de bizleri soğukta bırakanları da tarihin o unutulmayan "kral ve asker" hikâyesiyle anacağız…   Vefa, sadece bir semt adı değildir. Söz, namustur. Vefa ise o namusun en büyük süsüdür…     Kentler meydanları ve parkları ile anılır.  Bu söz, bir şehrin sadece binalardan ibaret olmadığını, o şehrin ruhunun, kimliğinin ve yaşam kalitesinin kamusal alanlarda gizli olduğunu vurgular. Bir şehri düşündüğünüzde akla ilk gelen görüntü devasa bir apartman değil, o şehrin “kartviziti" olan ikonik bir parkıdır, meydanıdır...   Meydanlar her kesimden insanın bir araya gelip etkileşim kurduğu; büyük toplumsal olayların yaşandığı, kutlamaların yapıldığı, devrimlerin gerçekleştiği, şehrin hafızasını taşıyan alanlardır. Parklar ise doğayla bağın koptuğu beton yığınları arasında insanın nefes aldığı "akciğerlerdir."   Bazı şehirler vardır ki, o meydanı veya parkı çıkardığınızda şehrin karakteri resmen yok olur: New York-Central Park, İstanbul-Sultanahmet Meydanı, Moskova-Kızıl Meydan gibi…   Kentimiz, plansız yapılaşmayla her bir karış toprağı betona gömülmeye devam ederken, ekonomik nedenlerle insanlar bir yere kıpırdayamazken, onların nefes alabilecekleri bu değerli yeşil (rekreasyon) alanın atıl durumda olması kabul edilebilir değildir…   Bu park, Aydın Kent Kimliğinin en önemli simgelerinden olup; bugün çocukluğu, gençliği Aydın’da geçmiş kime sorsanız, yılların “Enstitü Parkı” olarak burada çok güzel anıları vardır.   Ne yazık ki mevcut haliyle burası ölü bir alan görüntüsündedir. Oysa dernek olarak Büyükşehir Belediyesine sunulan projeyle, binanın park ile bütünleşerek işlevsellik kazanması, gün boyunca yaşayan, cıvıl cıvıl bir Kültür ve Sanat Merkezi olması amaçlanmıştı…   Kentin giderek sıkışan yapısı içinde bir nefes alma alanı olan bu nadide parkın, tel örgü ile çevrili göstermelik bir mekân değil gerçekten güvenli, yaşayan, canlı bir cazibe merkezi olmasını sağlamak Aydın’ı yönetme becerisine sahip olduğunu iddia eden bir büyük şehir belediye başkanının boynunun borcudur…     Ziya Paşa’nın o güzel sözü ile bitirelim: ‘’Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde."   Sevgi ve sağlıcakla kalın dostlar…   1- Bu güzel ve derinlikli söz genellikle Hz. Ali’ye atfedilmektedir ve halk arasında bu şekilde yaygınlaşmıştır. Ancak, klasik İslam literatürü ve deyişleri üzerine yapılan araştırmalar incelendiğinde, bu sözün tam metniyle bizzat Hz. Ali'ye ait olduğuna dair kesin bir kaynak bulunamamaktadır. Yine de taşıdığı anlam itibarıyla Hz. Ali’nin ilim, edep ve akıl üzerine söylediği sahih hikmetlerle (örneğin Nehcü'l-Belağa’daki sözleriyle) büyük bir paralellik gösterir… 2- Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından Belediye Meclisinin 12.11.2024 tarih, 306 sayılı kararı ile Atatürkçü Düşünce Derneği Aydın Şubesine tahsis edildiği belirtilen yazı…      
Ekleme Tarihi: 12 Ocak 2026 -Pazartesi
Metin Devrim

SÖZ NAMUSTUR !

Edep aklın tercümanıdır! Herkes edebi kadar akıllı, aklı kadar şerefli, şerefi kadar kıymetlidir... (1)

İnsanlık tarihi boyunca kelimeler bazen bir kalkan, bazen bir kılıç, bazen de bir umut olmuştur. Ancak bir kelime vardır ki, söylendiği andan itibaren sahibinin onuruna emanettir: SÖZ…

 

Bir kış gecesinin dondurucu ayazında geçen o meşhur hikâyeyi hatırlar mısınız? Kral, sarayının kapısında nöbet tutan, üzerindeki ince üniformasıyla tir tir titreyen yaşlı askeri görür. Yanına yaklaşıp, "Üşümüyor musun?" diye sorar. Yaşlı asker vakur bir edayla cevap verir: "Alışkınım sayın kralım." Kral ise içten bir üzüntüyle, "Sarayıma girince, seni sıcak tutacak kalın bir kürk göndereceğim," der ve içeri girer…

 

Ancak sarayın sıcaklığı, şatafatı ve gündelik telâşeleri içinde kral, kapıdaki o yaşlı askere verdiği sözü unutur. Ertesi sabah kapıya çıktığında ise askerin donmuş bedeniyle karşılaşır. Yanında bir not vardır: "Sayın kralım, ben soğuğa alışkındım ama sizin bana verdiğiniz sıcak kürk sözü beni ayakta tutuyordu. O umut beni öldürdü."

 

Bugün Aydın’da, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) çatısı altında üyeler de benzer bir hikâyenin içinde buldu kendilerini. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu tarafından, meclis kararına (2) rağmen İsmet Sezgin Parkı içerisindeki bir binanın tahsisi için verilen SÖZ, ne yazık ki kış güneşinin cılız sıcaklığı gibi havada kaldı…

 

ADD, sadece bir dernek değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerinin, aydınlanma devriminin ve bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasının bekçisidir. Geliri bağışlar ve üyelerinin aidatlarıyla sınırlı olan, kendi çatısı dahi olmayan bu kurumun, yerel yönetimden beklediği tek şey imtiyaz değil, sadece verilmiş bir sözün icrasıdır…

 

Siyasi tercihler değişebilir, rüzgârlar farklı yöne esebilir. Ancak devlet adamlığında ve yöneticilikte asıl olan "süreklilik" ve "güven"dir. Bir bina tahsisi meselesi, basit bir gayrimenkul olayı değildir. Bu, bir şehrin hafızasına, o şehrin yetiştirdiği değerlere ve en önemlisi de Atatürk ismine duyulan saygının bir nişanesidir...

 

9 Ocak 2026 günü o binanın önünde ADD Aydın Şube Başkanı Nüket Akgönül tarafından yönetim kurulu ve dernek üyelerinin katılımı ile yapılan basın açıklaması, sadece bir binayı istemek değil, bir "vazgeçişi" protesto etmekti…

 

Bir yöneticinin sözünü tutmaması, sadece karşı tarafı mağdur etmez; aynı zamanda o makama duyulan güveni de zedeler. Kralın unuttuğu kürk, sadece askeri öldürmemişti; aslında kralın adaletini ve sözünün güvenilirliğini de o karın altına gömmüştü…

 

Atatürk’ün anısına gösterilmesi gereken saygı, sadece büstlere çiçek bırakmakla değil; O’nun fikirlerini yaşatan kurumlara destek olmakla ölçülür. ADD’nin bir kira ödemesi veya bağışlarla ayakta durmaya çalışması bizim için bir onurdur; ancak verilen bir sözün ardından gelen o derin sessizlik, hepimizi derinden yaralamıştır. Sessizlik, sözden daha ağır bir cevaptır…

 

Edebiyatın ve tarihin bize öğrettiği şudur: Saraylar soğuk olur ama verilen sözler ısıtır. Bugün Aydın’da yaşayan Atatürk sevdalıları olarak bizler, kimseden bir lütuf beklemiyoruz. Bizler, meclis kararıyla tescillenmiş bir hakkın, bir sözün, bir ahdin yerine getirilmesini bekliyoruz…

 

Unutulmamalıdır ki; binalar yapılır, yıkılır. Makamlar değişir, isimler unutulur. Ancak darda bırakılan bir dostun, söz verilip de yarı yolda bırakılan bir davanın vebali, o isimlerin üzerine bir gölge gibi düşer. Biz ADD üyeleri olarak, Atamızın izinde, kendi yağımızla kavrulmaya, soğukta da olsa nöbetimizi tutmaya devam edeceğiz. Ama o sıcak binanın sözünü verip de bizleri soğukta bırakanları da tarihin o unutulmayan "kral ve asker" hikâyesiyle anacağız…

 

Vefa, sadece bir semt adı değildir. Söz, namustur. Vefa ise o namusun en büyük süsüdür…  

 

Kentler meydanları ve parkları ile anılır.  Bu söz, bir şehrin sadece binalardan ibaret olmadığını, o şehrin ruhunun, kimliğinin ve yaşam kalitesinin kamusal alanlarda gizli olduğunu vurgular.

Bir şehri düşündüğünüzde akla ilk gelen görüntü devasa bir apartman değil, o şehrin “kartviziti" olan ikonik bir parkıdır, meydanıdır...

 

Meydanlar her kesimden insanın bir araya gelip etkileşim kurduğu; büyük toplumsal olayların yaşandığı, kutlamaların yapıldığı, devrimlerin gerçekleştiği, şehrin hafızasını taşıyan alanlardır.

Parklar ise doğayla bağın koptuğu beton yığınları arasında insanın nefes aldığı "akciğerlerdir."

 

Bazı şehirler vardır ki, o meydanı veya parkı çıkardığınızda şehrin karakteri resmen yok olur:

New York-Central Park, İstanbul-Sultanahmet Meydanı, Moskova-Kızıl Meydan gibi…

 

Kentimiz, plansız yapılaşmayla her bir karış toprağı betona gömülmeye devam ederken, ekonomik nedenlerle insanlar bir yere kıpırdayamazken, onların nefes alabilecekleri bu değerli yeşil (rekreasyon) alanın atıl durumda olması kabul edilebilir değildir…

 

Bu park, Aydın Kent Kimliğinin en önemli simgelerinden olup; bugün çocukluğu, gençliği Aydın’da geçmiş kime sorsanız, yılların “Enstitü Parkı” olarak burada çok güzel anıları vardır.

 

Ne yazık ki mevcut haliyle burası ölü bir alan görüntüsündedir. Oysa dernek olarak Büyükşehir Belediyesine sunulan projeyle, binanın park ile bütünleşerek işlevsellik kazanması, gün boyunca yaşayan, cıvıl cıvıl bir Kültür ve Sanat Merkezi olması amaçlanmıştı…

 

Kentin giderek sıkışan yapısı içinde bir nefes alma alanı olan bu nadide parkın, tel örgü ile çevrili göstermelik bir mekân değil gerçekten güvenli, yaşayan, canlı bir cazibe merkezi olmasını sağlamak Aydın’ı yönetme becerisine sahip olduğunu iddia eden bir büyük şehir belediye başkanının boynunun borcudur…  

 

Ziya Paşa’nın o güzel sözü ile bitirelim:

‘’Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde."

 

Sevgi ve sağlıcakla kalın dostlar…

 

1- Bu güzel ve derinlikli söz genellikle Hz. Ali’ye atfedilmektedir ve halk arasında bu şekilde yaygınlaşmıştır. Ancak, klasik İslam literatürü ve deyişleri üzerine yapılan araştırmalar incelendiğinde, bu sözün tam metniyle bizzat Hz. Ali'ye ait olduğuna dair kesin bir kaynak bulunamamaktadır. Yine de taşıdığı anlam itibarıyla Hz. Ali’nin ilim, edep ve akıl üzerine söylediği sahih hikmetlerle (örneğin Nehcü'l-Belağa’daki sözleriyle) büyük bir paralellik gösterir…

2- Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından Belediye Meclisinin 12.11.2024 tarih, 306 sayılı kararı ile Atatürkçü Düşünce Derneği Aydın Şubesine tahsis edildiği belirtilen yazı…

 

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (6)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Muzo
(12.01.2026 13:54 - #1295)
Harika bir yazı altına imza. Atıyorum
Metin Devrim Eyvallah Muzaffer, teşekkür ederim.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Hakan GENÇ
(12.01.2026 16:23 - #1297)
Kardeşim yüreğine kalemine sağlık
Metin Devrim Teşekkür ederim Hakan'ım, sağ olasın.
Metin Devrim Teşekkür ederim Hakan'ım, sağ olasın.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Halil danzik
(12.01.2026 19:19 - #1298)
Kalemine sağlık metin bey
Metin Devrim Eyvallah Halil bey, teşekkür ederim.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Kübra demir
(12.01.2026 19:44 - #1299)
Gönlünüze sağlık Metin hocam
Metin Devrim Çok teşekkür ederim Kübra hanım, sağ olun.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Güzin Şeker Topçu
(12.01.2026 19:56 - #1300)
İbre ne tarafı gösterirse o tarafa dönen siyasetçilerin devrindeyiz. Bir söze bakarım, bir de söyleyene demişler büyükler. Emeğin,yüreğin varolsun.
Metin Devrim Çok teşekkür ederim sevgili Güzin. İyi ki varsın.
Metin Devrim Çok teşekkür ederim sevgili Güzin. İyi ki varsın.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Vijdan Değirmenci
(13.01.2026 09:09 - #1302)
Emeğine kalemine sağlık Metin Bey. Günümüzde bizi yönetenlerin genel geçerı."Toplum yararına olan her şeyi atıllaştırmak.
Metin Devrim Çok teşekkür ediyorum Vijdan Öğretmenim. Sağ olun.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.