En basit, en şaşırtmalı, en ünlü matematik problemlerinden biridir. Harbiden problemdir ama!
Tanıdık, bildik bir yarışma programından!
Bilginin diplomada değil de eğitimde olduğu gerçeğini ortaya koyan!
Ne doktorlar, ne mühendisler, ne öğretmenler istediydi de alamadılardı o milyonları!
Soru: Bir bölme işleminde bölen 6, bölüm 4'tür. Bu bölme işleminde bölünen sayı en fazla kaç olabilir?
A) 24
B) 25
C) 29
D) 30
İlk soruda, kibrin yerini geniz temizliği aldı. Telefon joker hakkını gururla bağlandığı kardeşi matematik öğretmeninde kullandı. Üçüncü de ancak anladı, O’da arkadaşına sordu; ‘’A’’ deyince, ikinci jokeri de ‘’D’’ seçeneği ile seyirci mundar etti…
Son saniyeye dek bekledi. Sunucunun gözlerine baktı, bir ipucu, azıcık uzatma dakikası ister gibiydi. Zil sesi kendi sesine karıştı; ‘’B’’…
Bölmenin gazabına uğramıştı!
Bölme işlemi…
Yakaladığı her bir çokluğu (matematiksel olarak) eşit gruplara ayırır, paylaştırır.
Çıkarma işleminden daha pratiktir!
Bölünen: Paylaştırılacak veya gruplandırılacak çokluk. (Bütün kalmanın kıymetini bilmez!)
Bölen: Çokluğun kaç gruba ayrılacağını belirten sayı. (Böl, parçala, yut. Değişmez!)
Bölüm: Paylaştırma sonucunda her gruba düşen miktar. (Arta kalandır. Savrulur, yutulur biter!)
Kalan: Paylaştırma işlemi bittikten sonra artan miktar. (Artıktır. Bir işe yaramaz!)
Bölüneni toparlamak genelde zordur. Formülü bilmek gerekir!
Bölünen = (Bölen X Bölüm) + Kalan.
Bölünebilmenin ilk kuralı her sayının bölünür olmasıdır…
Yok, matematik dersinde falan değiliz. Sadece dilimizin ve tarihimizin oyunlarına bakıyoruz!
Bölmek ve bölünmek, ikisi aynı kökten gelir, genelde karıştırılır…
Bölmek aktif bir eylemdir; bir bütünü parçalara ayırır, dağıtır veya gruplara böler.
Bölünmek ise edilgendir; bir bütünün kendi isteği dışında veya kendiliğinden parçalara ayrılması, dağılması veya iki zıt gruba düşmesi durumunu anlatır. Çoğunlukla parçalanma, fraksiyonlara ayrılma veya kutuplaşma (ülkenin ikiye bölünmesi, oyların bölünmesi gibi) durumlarını ifade eder…
En güzel yaptığımız işlerden biridir. Belki de birincisi. Bölünerek çoğaldığımızı sanmak!
Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde "bölünme hastalığı" veya "bölünme sendromu"; partinin kuruluş ideolojisi veya liderlik ekseninde yaşanan derin ideolojik ayrışmaları, hizipleri ve bu hizipleşmelerin birikerek parti içi kongrelerde fraksiyonlaşmalara, nihayetinde de yeni partilerin kopmasına yol açmasını ifade eden sosyopolitik bir kavramdır.
Tarihsel olarak ve güncel siyasette bu durumu İdeolojik Farklılıklar ve Hizipler, Liderlik ve Kurultay Rekabeti, Tarihsel Ayrışma Örnekleri olarak sınıflandırılabilir.
Fakat bugün CHP üzerinde yaşananlar, geçmişten çok farklı bir boyuta evirildi. Bu durum bir partinin iç sorunu değildir artık. Bu durum, bir “Böl, parçala, yut“ taktiğinin, ‘’dama’’ diyeceği son hamledir…
Çünkü mesele artık sadece bir parti içi iktidar kavgası olmayıp, ülkede siyasetin kaynağının, yani "milletin egemenliğinin" aslen nerede ikamet edeceği sorusudur…
Sandıkta mı?
Delegelerin kapalı kapılarında mı?
Sokaktaki partilinin vicdanında mı?
Yoksa devletin derin dehlizlerinde mi?
Yukarıdaki kısa özette sömürü düzeni, emperyalizm, kapitalizm, Cumhuriyet, laiklik, NATO, demokrasi, hukuk, adalet, “çözüm süreci”, ekonomik sorunlar, çevre katliamları, vb. durumlar yok. Bir ulusu doğrudan ilgilendiren hiçbir önemli konu yok. CHP’nin kaderine bağlı olarak, sürecin sonunda varılan nihai noktada, Türkiye’de "siyaset yapabilme imkânının" kendisi tümden tartışmaya açılıyor…
Artık yeter!
BÖL ME YİN !!!
Kırılmaya hazır bir fay hattı gibi öylece bekleyen toplumsal yapıyı da, ülkenin kurucu partisini de. Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar da beklemeyin...
Halkı aptal yerine koymayın!
Herkes her şeyin farkında ve kimse ‘’hiçbir şeyi’’ yanlışlıkla yapmadı…
Toplayın. Toparlayın. Biriktirin! Bu sizin; halk için, halktan aldığınız Anayasal görev ve sorumluluğunuz! Bundan kaçamaz, buna ihanet edemezsiniz…
Sevgi ve sağlıcakla kalın dostlar…