Metin Devrim
Köşe Yazarı
Metin Devrim
 

BU BİR ‘’POTEMKİN KÖYÜ’’ HİKAYESİDİR !...

Modern siyaset, ne yazık ki artık mimari bir başarıdan ziyade, bir sahneleme sanatına dönüşmüş durumda. Sayın Cumhurbaşkanının Aydın ziyareti ve yaptığı toplu açılış törenleriiçin geldiği 24 Ocak günü tanıklık ettiğimiz manzara, sadece beton ve asfaltın kutsanması değil; seçmenin rasyonel aklıyla inşa edilen bir "gerçeklik algısının" yıkılıp, yerine sadece cepheden ibaret bir dekorun dikilmesiydi. Sinema tarihinde Western filmlerinin o meşhur, arkası boş ahşap cephelerini andıran bu tablo, Aydın özelinde çok daha derin bir ontolojik sancıyı barındırıyor.   Çünkü modern siyasette "algı, olgunun önündedir." İnsanların o hastanede muayene olup olmaması o anki haber bülteni için önemli değildir. Önemli olan: Sayın Cumhurbaşkanı'nın elinde makasla o dev binanın önünde durması, "eski muhalif" yeni müttefikinin gülümsüyor olması, akşam haberlerinde "Dev tesis açıldı" başlığının atılmasıdır.   Halk o kapıdan içeri girip "Hani röntgen cihazı?" dediğinde ise, sahne çoktan toplanmış, ışıklar sönmüş ve ekip başka bir şehre "yeni bir set" kurmaya gitmiş oluyor.   Aydın Şehir Hastanesi’nin pırıltılı cam cepheleri önünde kesilen kurdele, aslında modern bir "Potemkin Köyü" inşasıdır. Mimarlıkta bir yapının meşruiyeti, sunduğu fonksiyonun kesintisizliğiyle ölçülür. Ancak bizde siyasi takvim, teknik takvimi öylesine hunharca eziyor ki; içerisi henüz tıbbi bir ruhla dolmamış binalar, dışarıdan "bitmişlik" imajıyla pazarlanıyor.    Hastanın ulaşamadığı bir hastane, viyadüğü yarım kalmış bir otoyol; akıl ve bilgiyle değil, sadece "açılış yapma" hırsıyla açıklanabilir. Bu, halkın hizmet alma hakkının, iktidarın "hizmet yapıyormuş gibi görünme" estetiğine kurban edilmesidir.   Asıl sarsıcı olan ise sahnedeki aktörlerin kimlik değişimidir. Machiavelli’nin "Prens"tebahsettiği o soğuk faydacılık, o gün Atatürk Kent meydanında vücut buldu. Yıllarca karşıt kutupların temsilcisi olarak birbirini "öteki" üzerinden tanımlayan, hatta birbirine fiziksel ve sözsel "omuz atan" figürlerin yanak yanağa tablosu, siyasi bir tutarlılıkla açıklanamaz. Bu, olsa olsa siyasi bir simyadır; en sert muhalefeti, kişisel ikbal ve konfor uğrunda bir gecede iktidar uysallığına dönüştürme sanatıdır.   Seçmen, "Topuklu Efe" markasına oy verirken bir duruşu, bir itirazı ve bir kimliği satın almıştı. O günkü kareler, bu kimliğin bir "devir-teslim fişi" gibi iktidara sunulduğunun belgesiydi. Eğer AK Parti bu geçişin altyapısını hazırlamışsa, Aydın halkı bir "gölge tiyatrosu" izlemiş demektir.    Karşılıklı atışmaların, sert meclis oturumlarının ve halkın duygularına hitap eden o ateşli söylemlerin aslında birer "prova" olduğu gerçeği, rasyonel seçmen aklı için bir hayal kırıklığından fazlası, açık bir irade tasfiyesidir.   Aydın, sadece içinden otoyol geçen bir güzergâh değildir; bir hafızası, bir vakarı ve sandığa yansıttığı bir onuru vardır. Eğer biz bu kenti, arkası boş Western dekorlarıyla kandırabileceğimizi sanıyorsak, hem mimariyi hem de sosyolojiyi hiçe sayıyoruz demektir.   Unutulmamalıdır ki; boyalı tahtalardan kurulu kasabalar ilk fırtınada devrilir, ancak gerçek bir akıl ve sadakatle örülen yapılar ayakta kalır. Aydın halkı, o günkü şatafatlı ışıklar söndüğünde, evine dönerken gördüğü o yarım yamalak yollarda kendi gerçeğiyle baş başa kaldı. Ve o gerçek, hiçbir Hollywood setinin gizleyemeyeceği kadar çıplaktır.   Aydınlı seçmen saf değildir. Onu sadece bayraklarla, pırıltılı ışıklarla veya "Bakın dün kavga ediyorduk ama bugün barıştık" masallarıyla ikna edemezsiniz. Seçmenin rasyonel aklı, o Western dekorunun arkasındaki kalasları görür.   Bir siyasetçi partisinden ve ideolojisinden vazgeçebilir ama seçmenden aldığı oyu bir "mal" gibi başka bir partiye devredemez. Çünkü o oy, bir rasyonel sözleşmedir. Sözleşme bozulduğunda, akıl devreye girer ve ilk fırsatta o hesabı kapatır.   Rasyonel seçmen, bir siyasetçiye oy verirken ona bir "kredi" açar. Bu kredinin teminatı siyasetçinin geçmişteki söylemleri ve duruşudur. Eğer bir siyasetçi, yıllarca "ak" dediğine bir gecede "kara" diyorsa, seçmenin rasyonel aklı burada bir "sistem hatası" verir. Omuz atılan kişiyle yanak yanağa gelindiğinde, seçmen "Benim geçen seçimdeki iradem şu an nerede?" diye sorar. İşte bu sorgulama, duygusal değil, rasyonel bir süreçtir.   Seçmen sadece bugünü değil, yarını da düşünür. "Ben bu güce bu yetkiyi verdim ama o bu yetkiyi başka bir güce devretti. Bu değişim benim mahalleme, çocuklarımın okuluna, şehrimin suyuna nasıl yansıyacak?"    Bu bir satranç hamlesi gibidir. Seçmen, kendi oyunun (iradesinin) masada meze edilip edilmediğini rasyonel bir süzgeçten geçirir…   Sevgi ve sağlıcakla kalın dostlar…
Ekleme Tarihi: 26 Ocak 2026 -Pazartesi
Metin Devrim

BU BİR ‘’POTEMKİN KÖYÜ’’ HİKAYESİDİR !...

Modern siyaset, ne yazık ki artık mimari bir başarıdan ziyade, bir sahneleme sanatına dönüşmüş durumda. Sayın Cumhurbaşkanının Aydın ziyareti ve yaptığı toplu açılış törenleriiçin geldiği 24 Ocak günü tanıklık ettiğimiz manzara, sadece beton ve asfaltın kutsanması değil; seçmenin rasyonel aklıyla inşa edilen bir "gerçeklik algısının" yıkılıp, yerine sadece cepheden ibaret bir dekorun dikilmesiydi. Sinema tarihinde Western filmlerinin o meşhur, arkası boş ahşap cephelerini andıran bu tablo, Aydın özelinde çok daha derin bir ontolojik sancıyı barındırıyor.

 

Çünkü modern siyasette "algı, olgunun önündedir." İnsanların o hastanede muayene olup olmaması o anki haber bülteni için önemli değildir. Önemli olan: Sayın Cumhurbaşkanı'nın elinde makasla o dev binanın önünde durması, "eski muhalif" yeni müttefikinin gülümsüyor olması, akşam haberlerinde "Dev tesis açıldı" başlığının atılmasıdır.

 

Halk o kapıdan içeri girip "Hani röntgen cihazı?" dediğinde ise, sahne çoktan toplanmış, ışıklar sönmüş ve ekip başka bir şehre "yeni bir set" kurmaya gitmiş oluyor.

 

Aydın Şehir Hastanesi’nin pırıltılı cam cepheleri önünde kesilen kurdele, aslında modern bir "Potemkin Köyü" inşasıdır. Mimarlıkta bir yapının meşruiyeti, sunduğu fonksiyonun kesintisizliğiyle ölçülür. Ancak bizde siyasi takvim, teknik takvimi öylesine hunharca eziyor ki; içerisi henüz tıbbi bir ruhla dolmamış binalar, dışarıdan "bitmişlik" imajıyla pazarlanıyor. 

 

Hastanın ulaşamadığı bir hastane, viyadüğü yarım kalmış bir otoyol; akıl ve bilgiyle değil, sadece "açılış yapma" hırsıyla açıklanabilir. Bu, halkın hizmet alma hakkının, iktidarın "hizmet yapıyormuş gibi görünme" estetiğine kurban edilmesidir.

 

Asıl sarsıcı olan ise sahnedeki aktörlerin kimlik değişimidir. Machiavelli’nin "Prens"tebahsettiği o soğuk faydacılık, o gün Atatürk Kent meydanında vücut buldu. Yıllarca karşıt kutupların temsilcisi olarak birbirini "öteki" üzerinden tanımlayan, hatta birbirine fiziksel ve sözsel "omuz atan" figürlerin yanak yanağa tablosu, siyasi bir tutarlılıkla açıklanamaz. Bu, olsa olsa siyasi bir simyadır; en sert muhalefeti, kişisel ikbal ve konfor uğrunda bir gecede iktidar uysallığına dönüştürme sanatıdır.

 

Seçmen, "Topuklu Efe" markasına oy verirken bir duruşu, bir itirazı ve bir kimliği satın almıştı. O günkü kareler, bu kimliğin bir "devir-teslim fişi" gibi iktidara sunulduğunun belgesiydi. Eğer AK Parti bu geçişin altyapısını hazırlamışsa, Aydın halkı bir "gölge tiyatrosu" izlemiş demektir. 

 

Karşılıklı atışmaların, sert meclis oturumlarının ve halkın duygularına hitap eden o ateşli söylemlerin aslında birer "prova" olduğu gerçeği, rasyonel seçmen aklı için bir hayal kırıklığından fazlası, açık bir irade tasfiyesidir.

 

Aydın, sadece içinden otoyol geçen bir güzergâh değildir; bir hafızası, bir vakarı ve sandığa yansıttığı bir onuru vardır. Eğer biz bu kenti, arkası boş Western dekorlarıyla kandırabileceğimizi sanıyorsak, hem mimariyi hem de sosyolojiyi hiçe sayıyoruz demektir.

 

Unutulmamalıdır ki; boyalı tahtalardan kurulu kasabalar ilk fırtınada devrilir, ancak gerçek bir akıl ve sadakatle örülen yapılar ayakta kalır. Aydın halkı, o günkü şatafatlı ışıklar söndüğünde, evine dönerken gördüğü o yarım yamalak yollarda kendi gerçeğiyle baş başa kaldı. Ve o gerçek, hiçbir Hollywood setinin gizleyemeyeceği kadar çıplaktır.

 

Aydınlı seçmen saf değildir. Onu sadece bayraklarla, pırıltılı ışıklarla veya "Bakın dün kavga ediyorduk ama bugün barıştık" masallarıyla ikna edemezsiniz. Seçmenin rasyonel aklı, o Western dekorunun arkasındaki kalasları görür.

 

Bir siyasetçi partisinden ve ideolojisinden vazgeçebilir ama seçmenden aldığı oyu bir "mal" gibi başka bir partiye devredemez. Çünkü o oy, bir rasyonel sözleşmedir. Sözleşme bozulduğunda, akıl devreye girer ve ilk fırsatta o hesabı kapatır.

 

Rasyonel seçmen, bir siyasetçiye oy verirken ona bir "kredi" açar. Bu kredinin teminatı siyasetçinin geçmişteki söylemleri ve duruşudur. Eğer bir siyasetçi, yıllarca "ak" dediğine bir gecede "kara" diyorsa, seçmenin rasyonel aklı burada bir "sistem hatası" verir. Omuz atılan kişiyle yanak yanağa gelindiğinde, seçmen "Benim geçen seçimdeki iradem şu an nerede?" diye sorar. İşte bu sorgulama, duygusal değil, rasyonel bir süreçtir.

 

Seçmen sadece bugünü değil, yarını da düşünür. "Ben bu güce bu yetkiyi verdim ama o bu yetkiyi başka bir güce devretti. Bu değişim benim mahalleme, çocuklarımın okuluna, şehrimin suyuna nasıl yansıyacak?" 

 

Bu bir satranç hamlesi gibidir. Seçmen, kendi oyunun (iradesinin) masada meze edilip edilmediğini rasyonel bir süzgeçten geçirir…

 

Sevgi ve sağlıcakla kalın dostlar…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Coşkun
(01.02.2026 15:49 - #1396)
Kalemine yüreğine sağlık kardeşim
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.