Mesut Kalender
Köşe Yazarı
Mesut Kalender
 

ÖZGÜR ÖZEL’İN İNANILMAZ PERFORMANSI VE ÖRGÜTLER!

Türk siyasetinde son dönemde en dikkat çeken gelişmelerden biri, Özgür Özel’in genel başkanlık koltuğuna oturduktan sonra sergilediği yüksek tempolu ve kararlı performans oldu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına geçtiği günden bu yana hem söylem hem saha çalışması açısından ortaya koyduğu enerji, uzun yıllardır muhalefet siyasetinde görülmeyen bir dinamizm yarattı. Ancak aynı dinamizmin parti örgütlerine ne kadar yansıdığı sorusu, bugün üzerinde en çok düşünülmesi gereken konuların başında geliyor. Özgür Özel, göreve geldiği ilk günden itibaren yalnızca genel merkez siyasetini değil, sokak siyasetini de yeniden hatırlatan bir çizgi izledi. Meydanlarda, mitinglerde, basın açıklamalarında ve kriz anlarında hızlı refleks veren bir genel başkan profili çizdi. Özellikle iktidarın baskıcı politikalarına karşı sert ve net tavır alması, parti tabanında moral yükseltti. Kamuoyunda oluşan algı, “Genel başkan çalışıyor, mücadele ediyor” şeklinde oldu. Ancak aynı tabloyu örgütler için söylemek ne yazık ki her il ve ilçede mümkün görünmüyor. Türkiye gibi geniş ve sosyolojik olarak farklılıklar barındıran bir ülkede, bir siyasi partinin gücü yalnızca genel başkanın performansıyla ölçülemez. Asıl belirleyici olan, il ve ilçe örgütlerinin sahadaki varlığıdır. İşte tam da bu noktada ciddi bir performans farkı göze çarpıyor. Birçok yerde örgütler hâlâ eski alışkanlıklarla hareket ediyor. Seçim dönemlerinde ortaya çıkan, seçim biter bitmez sessizleşen bir yapı görüntüsü veriliyor. Oysa Özgür Özel’in çizdiği profil, sürekli sahada olan, sürekli konuşan, sürekli temas kuran bir siyaset anlayışına dayanıyor. Genel merkez ile yerel örgütler arasındaki tempo farkı büyüdükçe, partinin ortaya koyduğu politik hat da zayıflıyor. Bugün gelinen noktada şu soruyu sormak gerekiyor: Genel başkan bu kadar yüksek performans gösterirken, örgütler neden aynı tempoyu yakalayamıyor? Bunun birkaç nedeni var. Birincisi, yıllardır değişmeyen örgüt yapıları. Aynı isimlerin, aynı yöntemlerle siyaset yapmaya devam etmesi, yeni dönemin ruhuna uyum sağlanmasını zorlaştırıyor. İkincisi, yerel çekişmeler ve iç tartışmaların hâlâ bitmemiş olması. Enerjisini iktidara karşı mücadeleye harcaması gereken örgütler, zaman zaman kendi iç hesaplaşmalarına gömülüyor. Üçüncüsü ise sorumluluk duygusunun yeterince güçlü hissedilmemesi. Oysa bugün siyaset, eski siyaset değil. İktidarın tüm gücü elinde topladığı bir dönemde muhalefet partilerinin ayakta kalabilmesi, ancak disiplinli ve sürekli çalışan örgütlerle mümkün olabilir. Genel başkanın performansı tek başına seçim kazandırmaz; ama örgütlerin güçlü performansı, genel başkanın performansını anlamlı hale getirir. Özgür Özel’in ortaya koyduğu tempo, aslında örgütler için de bir ölçüdür. Bu tempo yakalanırsa parti büyür, yakalanamazsa aradaki fark her geçen gün daha fazla hissedilir. Bugün yapılması gereken şey çok açık: Genel merkezdeki mücadele ruhu, il ve ilçe örgütlerine aynı kararlılıkla taşınmalıdır. Çünkü siyaset yalnızca Ankara’da değil, sokakta kazanılır. Ve sokakta güçlü olmayan hiçbir parti, iktidar alternatifi olamaz.
Ekleme Tarihi: 23 Mart 2026 -Pazartesi
Mesut Kalender

ÖZGÜR ÖZEL’İN İNANILMAZ PERFORMANSI VE ÖRGÜTLER!

Türk siyasetinde son dönemde en dikkat çeken gelişmelerden biri, Özgür Özel’in genel başkanlık koltuğuna oturduktan sonra sergilediği yüksek tempolu ve kararlı performans oldu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına geçtiği günden bu yana hem söylem hem saha çalışması açısından ortaya koyduğu enerji, uzun yıllardır muhalefet siyasetinde görülmeyen bir dinamizm yarattı. Ancak aynı dinamizmin parti örgütlerine ne kadar yansıdığı sorusu, bugün üzerinde en çok düşünülmesi gereken konuların başında geliyor.

Özgür Özel, göreve geldiği ilk günden itibaren yalnızca genel merkez siyasetini değil, sokak siyasetini de yeniden hatırlatan bir çizgi izledi. Meydanlarda, mitinglerde, basın açıklamalarında ve kriz anlarında hızlı refleks veren bir genel başkan profili çizdi. Özellikle iktidarın baskıcı politikalarına karşı sert ve net tavır alması, parti tabanında moral yükseltti. Kamuoyunda oluşan algı, “Genel başkan çalışıyor, mücadele ediyor” şeklinde oldu.

Ancak aynı tabloyu örgütler için söylemek ne yazık ki her il ve ilçede mümkün görünmüyor. Türkiye gibi geniş ve sosyolojik olarak farklılıklar barındıran bir ülkede, bir siyasi partinin gücü yalnızca genel başkanın performansıyla ölçülemez. Asıl belirleyici olan, il ve ilçe örgütlerinin sahadaki varlığıdır. İşte tam da bu noktada ciddi bir performans farkı göze çarpıyor.

Birçok yerde örgütler hâlâ eski alışkanlıklarla hareket ediyor. Seçim dönemlerinde ortaya çıkan, seçim biter bitmez sessizleşen bir yapı görüntüsü veriliyor. Oysa Özgür Özel’in çizdiği profil, sürekli sahada olan, sürekli konuşan, sürekli temas kuran bir siyaset anlayışına dayanıyor. Genel merkez ile yerel örgütler arasındaki tempo farkı büyüdükçe, partinin ortaya koyduğu politik hat da zayıflıyor.

Bugün gelinen noktada şu soruyu sormak gerekiyor:
Genel başkan bu kadar yüksek performans gösterirken, örgütler neden aynı tempoyu yakalayamıyor?

Bunun birkaç nedeni var. Birincisi, yıllardır değişmeyen örgüt yapıları. Aynı isimlerin, aynı yöntemlerle siyaset yapmaya devam etmesi, yeni dönemin ruhuna uyum sağlanmasını zorlaştırıyor. İkincisi, yerel çekişmeler ve iç tartışmaların hâlâ bitmemiş olması. Enerjisini iktidara karşı mücadeleye harcaması gereken örgütler, zaman zaman kendi iç hesaplaşmalarına gömülüyor. Üçüncüsü ise sorumluluk duygusunun yeterince güçlü hissedilmemesi.

Oysa bugün siyaset, eski siyaset değil. İktidarın tüm gücü elinde topladığı bir dönemde muhalefet partilerinin ayakta kalabilmesi, ancak disiplinli ve sürekli çalışan örgütlerle mümkün olabilir. Genel başkanın performansı tek başına seçim kazandırmaz; ama örgütlerin güçlü performansı, genel başkanın performansını anlamlı hale getirir.

Özgür Özel’in ortaya koyduğu tempo, aslında örgütler için de bir ölçüdür. Bu tempo yakalanırsa parti büyür, yakalanamazsa aradaki fark her geçen gün daha fazla hissedilir.

Bugün yapılması gereken şey çok açık:
Genel merkezdeki mücadele ruhu, il ve ilçe örgütlerine aynı kararlılıkla taşınmalıdır.

Çünkü siyaset yalnızca Ankara’da değil, sokakta kazanılır.
Ve sokakta güçlü olmayan hiçbir parti, iktidar alternatifi olamaz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.