CHP’de son dönemde yaşanan ihraç girişimleri, partiyi iktidara taşıma iddiasındaki bir siyasi hareketin değil, parti içi hesaplaşmayı her şeyin önüne koymuş bir anlayışın eseridir.
Butlancı yönetimin en büyük yanlışlarından biri, ülkede tek adam rejimine karşı en ön safta mücadele eden milletvekillerini tedbirli ihraçlarla susturmaya çalışmasıdır.
Bu tavır, demokrasi ve çoğulculuk iddiasındaki bir partinin değil, farklı seslerden rahatsız olan bir siyasi anlayışın göstergesidir.
Daha da çarpıcı olan ise, bugün partiyi ahlak ve arınma söylemleriyle hedef alanların, 2023 kurultayındaki yenilgiden sonra demokratik olgunluk gösterip kenara çekilmek yerine, adeta paralel bir siyasi yapı oluşturarak CHP’nin başarısız olması için fırsat kollamalarıdır.
Mart 2024 yerel seçimlerinde partinin başarısı için sahaya inmeyen, değişimci yönetimin tökezlemesini umut eden ve yeniden parti yönetimini ele geçirme hayali kuranlar bugün kalkıp ders vermeye çalışmaktadır.
Kurultay sonucunu hazmedemeyen bu anlayış, parti içinde muhalefet etmekle yetinmemiş; aday gösterilmeyen bazı unsurlarla birlikte yeni yönetimi yıpratacak her girişimin parçası haline gelmiştir.
Daha vahimi ise, yıllarca aynı masada oturduğu, birlikte siyaset yaptığı insanları saray yargısının önüne atarken ne sosyal demokrat değerlere ne de mensubu olduğunu iddia ettiği kültürün hoşgörü ve kardeşlik anlayışına uygun davranabilmiştir.
Bugün çıkıp “partiyi arındıracağız” diyenlere sorulması gereken çok basit sorular vardır:
Madem bugün suçladığınız belediye başkanları ve siyasetçiler bu kadar sorunluydu, onları milletvekili yapan kimdi?
Belediye başkanı adayı gösteren kimdi?
Aynı insanlarla yıllarca birlikte siyaset yapan, aynı yönetim anlayışını paylaşan siz değil miydiniz?
Bugün çıkıp belediye başkanları ve milletvekilleri üzerinden ahlak ve arınma nutukları atanların cevap vermesi gereken bir başka gerçek daha var.
Aday belirleme süreçlerinde son söz çoğu zaman sizdeydi.
Parti Meclisi, tüzüğün verdiği yetki çerçevesinde aday belirleme yetkisini defalarca size devrediyordu.
Kurulan komisyonların önerdiği isimler nihayetinde sizin onayınızdan geçiyor, milletvekili ve belediye başkanı adayları sizin imzanızla şekilleniyordu.
Şimdi dönüp yıllarca birlikte çalıştığınız, adaylaştırdığınız ve görev verdiğiniz insanları suçlamak siyasi sorumluluktan kaçmaktır.
Eğer bugün eleştirdiğiniz isimler yanlışsa, o yanlışların altında sizin de imzanız vardır.
Eğer ortada bir hesaplaşma olacaksa, bu hesaplaşma başkalarını hedef göstererek değil, o kararların sorumluluğunu üstlenerek başlamalıdır.
Çünkü siyasette en kolay iş geçmişte verilen kararları inkâr etmektir.
Zor olan ise o kararların siyasi sorumluluğunu taşımaktır.
Eğer ortada bir kirlenme varsa bunun başlangıç tarihi 2024 değildir.
Eğer hesap sorulacaksa, o hesabın adresi de sadece son birkaç yıl değildir.
2010’dan 2023’e kadar partiyi yönetenler, bugün suçladıkları isimlerle aynı siyasi sofrada oturmuş, aynı kararlara imza atmışlardır.
Bu nedenle CHP’nin ihtiyacı ahlak polisliği yapan yeni vesayet odakları değil; samimiyet, tutarlılık ve demokrasiye bağlılıktır. Arınmadan söz edenler önce aynaya bakmalıdır. Çünkü gerçek hesaplaşma başkalarını suçlamakla değil, kendi siyasi sorumluluğunun hesabını vermekle başlar.
Ve eğer gerçekten bir arınma olacaksa, o arınma önce yıllarca kurdukları düzenin sorumluluğunu üstlenmeyenlerden başlamalıdır.