Mesut Kalender
Köşe Yazarı
Mesut Kalender
 

KEMAL KILIÇDAROĞLU’NA SORULAR VE BEKLENTİLER.!

Arınma Değil, hesaplaşma! Son günlerde sürekli aynı kelimeleri duyuyoruz: şaibe, kirlenme, arınma… Öyle bir anlatı kuruldu ki sanki yıllarca birlikte yol yürüdüğünüz insanlar bir gecede suç örgütüne dönüşmüş, siz ise her şeyden habersiz, tertemiz kalmayı başarmış tek kişisiniz. Peki birkaç soru soralım. Madem CHP kurultayına şaibe karıştığına gerçekten inanıyordunuz, madem delegelerin rüşvetle iradelerinin satın alındığını iddia edecek kadar ağır ithamlarda bulunuyordunuz, neden bu meseleyi partinin kendi hukukunun içinde çözmeye çalışmadınız? Neden çevrenizdeki aparatları devreye sokup bu tartışmayı günlerce televizyon ekranlarına, sosyal medyaya, sarayın medyasına ve mahkemelere taşıdınız? Haklı olduğunuza inanıyorsanız yol belliydi. Suçladığınız delegeler dışındaki delegelerden imza toplar, olağanüstü kurultayı isterdiniz. Delegelerin vicdanına gider, onların kantarına çıkardınız. Eğer gerçekten haklıydıysanız, o delegeler sizi yeniden genel başkan seçerdi. O zaman hepimiz bu sonuca saygı duyardık. Ama bunu yapmadınız. Üstelik fırsatınız da vardı. İki olağanüstü, bir olağan kurultay yapıldı. Çıkıp kürsüde konuşabilirdiniz. Elinizde ne belge varsa delegelerin önüne koyabilirdiniz. Parti içinde hesaplaşabilirdiniz. Onun yerine ne yaptınız? Partinizi kamuoyunun önünde tartıştırdınız. CHP’yi sürekli zan altında bıraktınız. Rakiplerinizin yıllardır kuramadığı cümleleri siz kurdunuz. Şimdi dönüp “arınma” diyorsunuz. Kusura bakmayın ama insanın aklına şu soru geliyor: Gerçekten amaç arınmak mıydı, yoksa yenilgiyi hazmedememenin oluşturduğu öfkenin zamanla hırsa, hırsın da intikam duygusuna dönüşmesi mi? Ben sizi “proje adamı” diye suçlayanlara karşı çıktım. “CHP’nin genel başkanına bunu söyleyemezsiniz.” diye kavga verdim. Belki bundan haberiniz bile olmadı. Ama bugün geldiğimiz noktada partinizi şaibeli, delegelerini rüşvetçi, yöneticilerini kirli, üyelerini hırsız imasıyla suçlayan sözleriniz karşısında dönüp kendime şu soruyu soruyorum: Bunca mücadele bunun için miydi? Daha acı olan ise şu. Bugün bulunduğunuz koltuğa sarayın yargısının açtığı yol sayesinde oturduğunuz yönündeki tartışmalar toplumun geniş kesimlerinde konuşulurken, bunun vicdani yükünü hiç hissetmiyor musunuz? Gerçekten içiniz rahat mı? Çünkü aynı süreç boyunca çevrenizde yaşanan her tartışmada duyduğumuz cevaplar hep aynı oldu: “Haberim yok.” “Bilmiyorum.” “Bana öyle söylediler.” “İddianameyi okumadım.” “Sosyal medyayı takip etmiyorum.” İyi de… Haberiniz olmayan, bilmediğiniz, okumadığınız konular üzerinden insanları nasıl bu kadar ağır suçlayabiliyorsunuz? Bilgi sahibi olmadan hüküm vermek, sonra da adına “arınma” demek hangi vicdanın, hangi siyaset ahlakının ürünüdür? Toplum artık bu kavgadan yoruldu. İnsanlar mutfaktaki yangını konuşmak istiyor. Yoksulluğu konuşmak istiyor. Asgari ücretliyi, emekliyi, çiftçiyi, esnafı konuşmak istiyor. Muhalefetin kendi iç hesaplaşmalarını değil, ülkenin gerçek sorunlarına çözüm üretmesini bekliyor. Eğer gerçekten yardımcınızın sözünü ettiği “devlet aklı”nın kontrolünde değilseniz… Eğer gerçekten iktidarın çizdiği sınırlar içinde “yerli ve milli, makul muhalefet” rolünü üstlenmiş değilseniz… Eğer amacınız gerçekten CHP’nin temizlenmesi ve güçlenmesiyse… Hâlâ geç değil. Delegelere güvenin. Olağanüstü kurultayı toplayın. Kararı mahkeme salonları değil, CHP’nin delegeleri versin. Çünkü bu tartışma uzadıkça yalnızca CHP yıpranmıyor. Muhalefet yıpranıyor. Demokrasi yıpranıyor. Ve en önemlisi, iktidarın konuşulmasını istemediği yoksulluk, hayat pahalılığı, emekli maaşları, asgari ücret, çiftçinin ve esnafın sorunları her gün biraz daha gündemin dışına itiliyor. Gerçek arınma, partinizi toplumun önünde tartıştırmak değil; iradeyi yeniden üyeye ve delegeye teslim edebilmektir. Gerisi, ne yazık ki “arınma” söylemiyle süslenmiş bir siyasi hesaplaşmadan öteye geçmiyor.
Ekleme Tarihi: 04 Temmuz 2026 -Cumartesi
Mesut Kalender

KEMAL KILIÇDAROĞLU’NA SORULAR VE BEKLENTİLER.!

Arınma Değil, hesaplaşma!

Son günlerde sürekli aynı kelimeleri duyuyoruz: şaibe, kirlenme, arınma…

Öyle bir anlatı kuruldu ki sanki yıllarca birlikte yol yürüdüğünüz insanlar bir gecede suç örgütüne dönüşmüş, siz ise her şeyden habersiz, tertemiz kalmayı başarmış tek kişisiniz.

Peki birkaç soru soralım.

Madem CHP kurultayına şaibe karıştığına gerçekten inanıyordunuz, madem delegelerin rüşvetle iradelerinin satın alındığını iddia edecek kadar ağır ithamlarda bulunuyordunuz, neden bu meseleyi partinin kendi hukukunun içinde çözmeye çalışmadınız?

Neden çevrenizdeki aparatları devreye sokup bu tartışmayı günlerce televizyon ekranlarına, sosyal medyaya, sarayın medyasına ve mahkemelere taşıdınız?

Haklı olduğunuza inanıyorsanız yol belliydi.

Suçladığınız delegeler dışındaki delegelerden imza toplar, olağanüstü kurultayı isterdiniz. Delegelerin vicdanına gider, onların kantarına çıkardınız. Eğer gerçekten haklıydıysanız, o delegeler sizi yeniden genel başkan seçerdi. O zaman hepimiz bu sonuca saygı duyardık.

Ama bunu yapmadınız.

Üstelik fırsatınız da vardı.

İki olağanüstü, bir olağan kurultay yapıldı. Çıkıp kürsüde konuşabilirdiniz. Elinizde ne belge varsa delegelerin önüne koyabilirdiniz. Parti içinde hesaplaşabilirdiniz.

Onun yerine ne yaptınız?

Partinizi kamuoyunun önünde tartıştırdınız. CHP’yi sürekli zan altında bıraktınız. Rakiplerinizin yıllardır kuramadığı cümleleri siz kurdunuz.

Şimdi dönüp “arınma” diyorsunuz.

Kusura bakmayın ama insanın aklına şu soru geliyor:

Gerçekten amaç arınmak mıydı, yoksa yenilgiyi hazmedememenin oluşturduğu öfkenin zamanla hırsa, hırsın da intikam duygusuna dönüşmesi mi?

Ben sizi “proje adamı” diye suçlayanlara karşı çıktım.

“CHP’nin genel başkanına bunu söyleyemezsiniz.” diye kavga verdim.

Belki bundan haberiniz bile olmadı.

Ama bugün geldiğimiz noktada partinizi şaibeli, delegelerini rüşvetçi, yöneticilerini kirli, üyelerini hırsız imasıyla suçlayan sözleriniz karşısında dönüp kendime şu soruyu soruyorum:

Bunca mücadele bunun için miydi?

Daha acı olan ise şu.

Bugün bulunduğunuz koltuğa sarayın yargısının açtığı yol sayesinde oturduğunuz yönündeki tartışmalar toplumun geniş kesimlerinde konuşulurken, bunun vicdani yükünü hiç hissetmiyor musunuz?

Gerçekten içiniz rahat mı?

Çünkü aynı süreç boyunca çevrenizde yaşanan her tartışmada duyduğumuz cevaplar hep aynı oldu:

“Haberim yok.”

“Bilmiyorum.”

“Bana öyle söylediler.”

“İddianameyi okumadım.”

“Sosyal medyayı takip etmiyorum.”

İyi de…

Haberiniz olmayan, bilmediğiniz, okumadığınız konular üzerinden insanları nasıl bu kadar ağır suçlayabiliyorsunuz?

Bilgi sahibi olmadan hüküm vermek, sonra da adına “arınma” demek hangi vicdanın, hangi siyaset ahlakının ürünüdür?

Toplum artık bu kavgadan yoruldu.

İnsanlar mutfaktaki yangını konuşmak istiyor.

Yoksulluğu konuşmak istiyor.

Asgari ücretliyi, emekliyi, çiftçiyi, esnafı konuşmak istiyor.

Muhalefetin kendi iç hesaplaşmalarını değil, ülkenin gerçek sorunlarına çözüm üretmesini bekliyor.

Eğer gerçekten yardımcınızın sözünü ettiği “devlet aklı”nın kontrolünde değilseniz…

Eğer gerçekten iktidarın çizdiği sınırlar içinde “yerli ve milli, makul muhalefet” rolünü üstlenmiş değilseniz…

Eğer amacınız gerçekten CHP’nin temizlenmesi ve güçlenmesiyse…

Hâlâ geç değil.

Delegelere güvenin.

Olağanüstü kurultayı toplayın.

Kararı mahkeme salonları değil, CHP’nin delegeleri versin.

Çünkü bu tartışma uzadıkça yalnızca CHP yıpranmıyor.

Muhalefet yıpranıyor.

Demokrasi yıpranıyor.

Ve en önemlisi, iktidarın konuşulmasını istemediği yoksulluk, hayat pahalılığı, emekli maaşları, asgari ücret, çiftçinin ve esnafın sorunları her gün biraz daha gündemin dışına itiliyor.

Gerçek arınma, partinizi toplumun önünde tartıştırmak değil; iradeyi yeniden üyeye ve delegeye teslim edebilmektir.

Gerisi, ne yazık ki “arınma” söylemiyle süslenmiş bir siyasi hesaplaşmadan öteye geçmiyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.