“Kader gayrete âşıktır!” derler.
İnsanın başarısı ve hayatının değişmesi için çaba göstermesi, emek harcaması ve pes etmeden çalışması gerektiğini anlatır bu söz. Hiçbir şey yapmadan sadece bekleyerek güzel bir sonuç elde edilemeyeceğini; kaderin, ancak insan gayret gösterdiği zaman tecelli edeceğini vurgular...
Onları 10-15 saat uzaklıktaki turnuvalara özel uçakla gönderen olmadı. Turnuvalara 500-1000 araçlık konvoylarla uğurlanmadılar. Bodrum’da hepsine birer villa taahhüt eden de yoktu. Yalakalık yarışına katılıp onlarca anlamsız marşla reklam filmlerinde boy göstermediler…
Yılmadılar, kimseye küsmediler, ödül pazarlıklarının içinde hiç olmadılar. Hep çalıştılar, başarıya konsantre oldular ve sadece işlerini yaptılar…
Her zaman ülkeyi en üst seviyede temsil ettiler. Dünya onlara gösterdikleri gayret ve başarıları için saygı duyarken, onlar bizleri gururlandırıyor ve mutlu ediyorlardı.
Üç ayrı kıtada, farklı saat dilimlerinde ve hava şartlarında üst üste maça çıktılar. Fiziksel ve mental olarak ayakta kalmak; yorucu, yıpratıcı maçları kazanmak öyle sanıldığı kadar kolay değildir. Makine değillerdi ki her maçta hepsi üst düzey oynasın. Onlar da insandı nihayetinde…
Fakat biri düşse diğeri tolere ediyor; bir akrobat misali atlıyor, zıplıyor, uçuyor, yeri geliyor Çin Seddi oluyorlardı. Güçlerini ve yeteneklerini birleştirip daha büyük, yenilmez bir bütün yaratmak adına sahanın ortasında adeta Voltran’ı oluşturuyorlardı. Müthiş bir takım ruhuydu bu.
Öyle bir ruhtu ki bu; en zor ve acı anlarında bile gerçek bir sporcunun dayanıklılığını gösteriyor; mücadele etme kararlılığını, milyonlarca hayranına ilham veren cesareti ve özveriyi yansıtıyordu.
Sahadaki her zorluk; soğukkanlılık ve sarsılmaz bir rekabet ruhuyla karşılanıyordu. Sevenleri sadece onların inanılmaz yeteneklerine değil, baskı altında gösterdikleri o zihinsel sertliğe de hayran kalıyordu.
Bu anlar herkese, profesyonel sporcuların sevdikleri iş uğruna yaptıkları büyük fedakârlıkları bir kez daha hatırlatıyordu.
Çünkü gerçek şampiyonlar sadece zaferleriyle değil, zor anlarda sergiledikleri o duruşla tanımlanırdı.
İşte “FİLENİN SULTANLARI”ydı onlar…
Her alanda ve anlamda tıkanan ülkemiz için apayrı bir coşku, heyecan ve umut yaratan Kadın Voleybol Milli Takımımız... Dünya voleybolunun zirvesindeki yerini bir kez daha perçinleyen; ülkenin çağdaş, aydınlık, laik ve ışıl ışıl parlayan güzel yüzleri…
Müthiş bir ekip, doğru bir planlama, tükenmeyen bir dinamizm, çelik gibi bir irade ve konsantrasyon…
Gerici, yobaz zihniyetin kâbusu; çağdaş ve laik cumhuriyetin en somut sembolü…
Saygınlıklarından, kararlılıklarından, ilke ve ideallerinden hiç taviz vermediler; sadece işlerini yaptılar. Ve her zaman mütevazı, her zaman güler yüzlüydüler.
Bir insanın neler yapabileceğinin en net göstergesi, daha önce başardıklarıdır:
- 2023 CEV Avrupa Şampiyonası finalinde Sırbistan'ı 3-2 yenerek Cumhuriyetimizin 100. yılında Avrupa Şampiyonu oldular.
- 2018'de gümüş, 2021'de bronz ve 2023'te ilk VNL şampiyonluğunu yaşayan Filenin Sultanları, 2026'da ikinci kez Milletler Ligi kupasını kaldırarak tahtını korudu.
Müthiş, görkemli ve tarihe geçen başarılar...
Bize yaşattığınız bu büyük gurur ve güzellikler için sonsuz teşekkürler kızlar!
Ne kadar gurur duysak az...
Turnuvadan Küçük Bir Anekdot: “Zeki, Çevik ve Ahlaklı” Olmanın Tadında!
Milli Takımımız ile karşılaşan Japon oyuncular, maç sırasında tam 3 kez blok temasının kendilerinden olduğunu hakeme beyan etti. Tüm Japon taraftarlar salonda bu asil davranışı alkışlıyordu...
Tarihinde iki atom bombası yemiş, nüfusunun büyük çoğunluğu seküler/ateist olan bu halkın mayasında çok büyük bir hazine saklı: AHLAK…
27.07.2026
Sevgi ve sağlıcakla kalın dostlar…