Metin Devrim
Köşe Yazarı
Metin Devrim
 

DÜŞMAN "KİMDİ?"

Türkiye’nin yakın tarihi “komplo teorisi” ya da “paranoya” etiketiyle itibarsızlaştırılmaya çalışılsa da belgelere, tanıklıklara ve mahkeme tutanaklarına kazınmış somut gerçeklerle doludur. Bugün, (6 Eylül 2026) itibarıyla bundan 71 yıl yıl önce yaşanan 6-7 Eylül Pogromu, devlet aklının karanlık dehlizlerinde kurgulanan ve kitlesel cinnet boyutuna ulaştırılan bu tezgâhların en acı örneklerinden birinin utanç yıldönümüdür... Siyasi elitlerin kitlesel algıyı yönetmek, sermayeyi el değiştirtmek ya da toplumsal muhalefeti ezmek adına “yukarıdan aşağıya” kurguladığı bu örtülü operasyonlar, tarih boyunca toplumsal dokumuzda telafisi imkânsız yaralar açtı. 6 Eylül 1955. Dönemin devlet erkânı Beyoğlu’nda yemekteyken basına sızdırılan bir haber Türkiye tarihine kara bir leke düşürdü: "Atatürk'ün Selanik'teki evi bombalandı." Demokrat Parti’ye yakın İstanbul Ekspres, normalde 20 bin olan baskısını bir anda 290 bine çıkararak dağıtması ve Kıbrıs Türk’tür Cemiyeti’nin kışkırtıcı açıklamaları, sokakları birkaç saat içinde yangın yerine çevirdi. Mahkeme zabıtlarına göre 4.214 ev, 1.004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, 26 okul ve yüzlerce mekân yağmalandı, tahrip edildi. 11 insan yaşamını yitirdi, onlarca kadın tecavüze uğradı. İzmir’e kadar sıçrayan bu yağma dalgasının ardından ilan edilen sıkıyönetim faturayı kolay hedef "komünistlere" kesti. Görünüşte hissi bir tepki gibi sunulan bu felaket, aslında Varlık Vergisi ile başlayan etnik homojenleştirme ve sermayenin Türkleştirilmesi politikasıydı. Yassıada yargılamalarında olaylar için, “Millî hislerin şevkiyle nezih gösteriler” diyen Menderes, MİT'in selefi olan MAH yöneticilerinin mahkemeye çağrılmasını defalarca talep etse de bu istek her defasında reddedildi; failler korundu, karanlık odağa dokunulmadı. Soğuk Savaş’ın Kontrgerilla Mirası ve Sabri Yirmibeşoğlu 6-7 Eylül’den cumhuriyet tarihinin diğer karanlık duraklarına uzanan çizgi, NATO ve CIA destekli Soğuk Savaş konseptinden bağımsız ele alınamaz. İtalya'da Gladyo adıyla bilinen, Türkiye’de ise önce Seferberlik Tetkik Kurulu, ardından Özel Harp Dairesi adını alan yapı, tam da bu vesayet mekanizmasının merkezinde yer aldı. Bu yapının kilit isimlerinden biri, Seferberlik Tetkik Kurulu’nda yetişip Özel Harp Dairesi Başkanlığı’na, NATO İstihbarat Başkanlığı’na ve MGK Genel Sekreterliği’ne kadar yükselen Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu’ydu. Yirmibeşoğlu’nun yıllar sonra sarf ettiği şu sözler, devlet eliyle yürütülen örtülü faaliyetlerin açık bir itirafıydı: "6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı… Halkın mukavemetini artırmak için düşman yapmış gibi bazı değerlere sabotaj yapılır. Bir cami yakılır. Kıbrıs'ta cami yaktık biz." Devletin Başbakanından Gizlenen Örtülü Şebeke Bu gayrinizami harp aygıtı öyle bir güce ulaşmıştı ki, seçilmiş hükümetler dahi durumdan habersiz bırakılıyordu. 1974 yılında Başbakan Bülent Ecevit, örtülü ödenekten istenen birkaç milyon liralık ödenek sayesinde Özel Harp Dairesi’nin varlığından haberdar oldu. Dahası, ABD fonlarıyla finanse edilen bu yapının, Amerikan Askeri Yardım Heyeti ile aynı binada faaliyet gösterdiği ortaya çıktı. Ecevit’in, Sarıkamış’ta Yirmibeşoğlu ile yediği bir yemekte sorduğu "MHP il başkanı aynı zamanda Özel Harp Dairesi'nin gizli elemanı olamaz mı?" sorusuna Yirmibeşoğlu’nun verdiği yanıt, sivil siyasete ve toplumsal olaylara sızan yapının derinliğini gözler önüne seriyordu: "Evet, öyledir ama kendisi çok güvenilir, vatansever bir arkadaşımızdır." Benzer bir karanlık ağ, 1988’de Turgut Özal’a düzenlenen suikast girişimiydi. Soruşturmayı yürüten Yargıtay Onursal Üyesi Uğur Tönük’ün tespitleri, suikastçı Kartal Demirağ’ın Afyon Dazkırı’nda emekli askerlerce kurulan kontrgerilla kamplarında eğitildiğini gösteriyordu. Tönük, Harbiye Orduevi’nde Özal’ın kulağına suikastın arkasındaki generali fısıldarken, Özal dinlenme cihazlarına önlem olarak televizyonun sesini sonuna kadar açıyordu. Fısıldanan o isim yine Sabri Yirmibeşoğlu’ydu. Komplo Değil, Ayan Beyan Hakikat Kıbrıs’tan İstanbul’a, Maraş’tan Sivas’a kadar yaşanan pek çok acı olay kendiliğinden çıkmadı. Dış güçlerin, NATO ve CIA destekli yapılarla ortaklaşa kurguladığı; yerli unsurların ve siyasi elitlerin kullanıldığı bu senaryolar, kamuoyuna sıradan "komplo teorileri" gibi sunulsa da tarih bu teorilerin arkasındaki kanlı gerçekliği her defasında gözler önüne sermektedir. Türkiye, geçmişiyle yüzleşmediği ve devlet bünyesindeki bu örtülü vesayet odaklarını tamamen tasfiye edemediği sürece benzer manipülasyonlara açık kalmaya devam edecektir. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olması, ancak ve ancak milletin kendi kaderine sahip çıkmasıyla mümkündür… Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’ de bıraktığı o zamansız uyarı ve ödev, bugün her zamankinden daha hayati anlam taşımaktadır…  06.09.2026 Sevgi ve sağlıcakla kalın dostlar…
Ekleme Tarihi: 07 Eylül 2026 -Pazartesi
Metin Devrim

DÜŞMAN "KİMDİ?"

Türkiye’nin yakın tarihi “komplo teorisi” ya da “paranoya” etiketiyle itibarsızlaştırılmaya çalışılsa da belgelere, tanıklıklara ve mahkeme tutanaklarına kazınmış somut gerçeklerle doludur.

Bugün, (6 Eylül 2026) itibarıyla bundan 71 yıl yıl önce yaşanan 6-7 Eylül Pogromu, devlet aklının karanlık dehlizlerinde kurgulanan ve kitlesel cinnet boyutuna ulaştırılan bu tezgâhların en acı örneklerinden birinin utanç yıldönümüdür...

Siyasi elitlerin kitlesel algıyı yönetmek, sermayeyi el değiştirtmek ya da toplumsal muhalefeti ezmek adına “yukarıdan aşağıya” kurguladığı bu örtülü operasyonlar, tarih boyunca toplumsal dokumuzda telafisi imkânsız yaralar açtı.

6 Eylül 1955. Dönemin devlet erkânı Beyoğlu’nda yemekteyken basına sızdırılan bir haber Türkiye tarihine kara bir leke düşürdü: "Atatürk'ün Selanik'teki evi bombalandı."

Demokrat Parti’ye yakın İstanbul Ekspres, normalde 20 bin olan baskısını bir anda 290 bine çıkararak dağıtması ve Kıbrıs Türk’tür Cemiyeti’nin kışkırtıcı açıklamaları, sokakları birkaç saat içinde yangın yerine çevirdi.

Mahkeme zabıtlarına göre 4.214 ev, 1.004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, 26 okul ve yüzlerce mekân yağmalandı, tahrip edildi. 11 insan yaşamını yitirdi, onlarca kadın tecavüze uğradı. İzmir’e kadar sıçrayan bu yağma dalgasının ardından ilan edilen sıkıyönetim faturayı kolay hedef "komünistlere" kesti.

Görünüşte hissi bir tepki gibi sunulan bu felaket, aslında Varlık Vergisi ile başlayan etnik homojenleştirme ve sermayenin Türkleştirilmesi politikasıydı.

Yassıada yargılamalarında olaylar için, “Millî hislerin şevkiyle nezih gösteriler” diyen Menderes, MİT'in selefi olan MAH yöneticilerinin mahkemeye çağrılmasını defalarca talep etse de bu istek her defasında reddedildi; failler korundu, karanlık odağa dokunulmadı.

Soğuk Savaş’ın Kontrgerilla Mirası ve Sabri Yirmibeşoğlu

6-7 Eylül’den cumhuriyet tarihinin diğer karanlık duraklarına uzanan çizgi, NATO ve CIA destekli Soğuk Savaş konseptinden bağımsız ele alınamaz. İtalya'da Gladyo adıyla bilinen, Türkiye’de ise önce Seferberlik Tetkik Kurulu, ardından Özel Harp Dairesi adını alan yapı, tam da bu vesayet mekanizmasının merkezinde yer aldı.

Bu yapının kilit isimlerinden biri, Seferberlik Tetkik Kurulu’nda yetişip Özel Harp Dairesi Başkanlığı’na, NATO İstihbarat Başkanlığı’na ve MGK Genel Sekreterliği’ne kadar yükselen Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu’ydu. Yirmibeşoğlu’nun yıllar sonra sarf ettiği şu sözler, devlet eliyle yürütülen örtülü faaliyetlerin açık bir itirafıydı:

"6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı…

Halkın mukavemetini artırmak için düşman yapmış gibi bazı değerlere sabotaj yapılır. Bir cami yakılır. Kıbrıs'ta cami yaktık biz."

Devletin Başbakanından Gizlenen Örtülü Şebeke

Bu gayrinizami harp aygıtı öyle bir güce ulaşmıştı ki, seçilmiş hükümetler dahi durumdan habersiz bırakılıyordu. 1974 yılında Başbakan Bülent Ecevit, örtülü ödenekten istenen birkaç milyon liralık ödenek sayesinde Özel Harp Dairesi’nin varlığından haberdar oldu.

Dahası, ABD fonlarıyla finanse edilen bu yapının, Amerikan Askeri Yardım Heyeti ile aynı binada faaliyet gösterdiği ortaya çıktı.

Ecevit’in, Sarıkamış’ta Yirmibeşoğlu ile yediği bir yemekte sorduğu "MHP il başkanı aynı zamanda Özel Harp Dairesi'nin gizli elemanı olamaz mı?" sorusuna Yirmibeşoğlu’nun verdiği yanıt, sivil siyasete ve toplumsal olaylara sızan yapının derinliğini gözler önüne seriyordu: "Evet, öyledir ama kendisi çok güvenilir, vatansever bir arkadaşımızdır."

Benzer bir karanlık ağ, 1988’de Turgut Özal’a düzenlenen suikast girişimiydi. Soruşturmayı yürüten Yargıtay Onursal Üyesi Uğur Tönük’ün tespitleri, suikastçı Kartal Demirağ’ın Afyon Dazkırı’nda emekli askerlerce kurulan kontrgerilla kamplarında eğitildiğini gösteriyordu.

Tönük, Harbiye Orduevi’nde Özal’ın kulağına suikastın arkasındaki generali fısıldarken, Özal dinlenme cihazlarına önlem olarak televizyonun sesini sonuna kadar açıyordu. Fısıldanan o isim yine Sabri Yirmibeşoğlu’ydu.

Komplo Değil, Ayan Beyan Hakikat

Kıbrıs’tan İstanbul’a, Maraş’tan Sivas’a kadar yaşanan pek çok acı olay kendiliğinden çıkmadı. Dış güçlerin, NATO ve CIA destekli yapılarla ortaklaşa kurguladığı; yerli unsurların ve siyasi elitlerin kullanıldığı bu senaryolar, kamuoyuna sıradan "komplo teorileri" gibi sunulsa da tarih bu teorilerin arkasındaki kanlı gerçekliği her defasında gözler önüne sermektedir.

Türkiye, geçmişiyle yüzleşmediği ve devlet bünyesindeki bu örtülü vesayet odaklarını tamamen tasfiye edemediği sürece benzer manipülasyonlara açık kalmaya devam edecektir. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olması, ancak ve ancak milletin kendi kaderine sahip çıkmasıyla mümkündür…

Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’ de bıraktığı o zamansız uyarı ve ödev, bugün her zamankinden daha hayati anlam taşımaktadır…

 06.09.2026

Sevgi ve sağlıcakla kalın dostlar…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.