Sert bir başlık oldu, farkındayım.
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, yıllardır her bahar aynı organizasyonu yapıyor: Ata tohumlarından üretilen fideler vatandaşlara dağıtılıyor. Ardından da ezberlenmiş açıklama geliyor:
“Arkadaşlarımız yıllar önce köyleri gezdi, sandıklardaki yerel tohumları topladı, çoğalttı. Şimdi vatandaşlarımız balkonlarında, bahçelerinde bu ata tohumlarını yetiştiriyor. Tek ricamız tohumluk ayırmaları…”
Peki sonra?
Bu işin ekonomiye katkısı ne?
Üretime katkısı ne?
Bir ülkenin tarımsal bağımsızlığı balkonlarda yetiştirilecek üç domatese mi kaldı?
Sorular çok.
Cevap yok.
Yıllar önce yakın bir arkadaşım, Söke Ovası’nda acı biber yetiştirip katma değerli sos üretmek istiyordu. İşin içine hikâye katabilmek için ona “Ata tohumu” fikrini anlattım. Çünkü Büyükşehir Belediyesi bu fideleri zaten üretiyordu.
Ama asıl mesele tam da burada başlıyordu.
Bu tohumlar gerçekten üreticiye, çiftçiye, kooperatiflere toplu şekilde verilseydi; markalaşan, katma değer üreten gerçek başarı hikâyeleri ortaya çıkabilirdi. “Ben ata tohumundan üretim yapıyorum” diyen üreticiler çıkabilirdi.
Ama ne yapıldı?
Herkese birer fide dağıtıldı.
Proje romantikleştirildi.
Üretim yerine algı yönetildi.
Bugün yıllardır dağıtılan bu ata tohumlarından doğmuş kaç büyük üretim hikâyesi biliyorsunuz?
Benim arkadaşım haricinde bir tane söyleyin.
Söyleyemezsiniz.
Çünkü bu projeleri üreten, fikri geliştiren, görünür kılan kadrolar artık Büyükşehir Belediyesi’nde yok.
Onlar o güzel atlara binip gittiler.
Geriye ise ata tohumunun gerçek ruhunu yaşatmak yerine, onu vitrin süsüne çeviren bir anlayış kaldı.
Üstelik işin en ironik tarafı şu:
Ata tohumunun yaygınlaşmasını, satışını, dolaşımını yıllardır mevzuatlarla boğan iktidara karşı gerçek bir üretim modeli kurulması gerekirken; bugün ortaya çıkan tablo sadece “fide dağıtan belediyecilik.”
AKP yıllarca muhalefetteyken buna “algı belediyeciliği” diyordu.
Bugün geriye, içi boş bir “Çerçioğlu belediyeciliği” kaldı.
Bol reklamlı…
Bol sloganlı…
Ama sonuçsuz bir belediyecilik.