Mehmet Keskin
Köşe Yazarı
Mehmet Keskin
 

GERÇEK TOPUK SESLERİ

/// SAYIN KENDİM, BUGÜN DOĞUM GÜNÜM   Yaş artık 44! 365 gün geçmiş aradan... Sayın kendim... Özlemişim, Sakince ve bence buluşmamızı.   365 günün tamamında bir şeyler yazmışım. Aradan seçtiklerini paylaştığında Bölük kalan... Pörçük gözüken... Daha "Kardeşim bu fragman..." diyemesen de Kesin hükümle "saçmaladığım".   Oysa film benim, yönetmen de benim!   Çektiğim fotoğraflar 250 güne denk geliyor. Tanesini dakika alsan... Filmden kareler desem inanmazsın Ama... Unutma kardeşim, Yöneten de benim.   Sayın kendim...   Hepsi çoğalmış da.. Neler verdin çoğaltmak için?   Nerede olursa Orada olayım dediğim "Uzay"... Artık, Sadece 8 gününde! Son 365 günde. Onlu günler azalırken, Onsuz günler üremekte...   "Ayaklarım yerden kesilsin" desen 3 yıl... DAHA! "Başımı soksam yeter" desen 10 yıl... DAHA!   Uzakta....   Velhasıl, Sevgili kendim...   Sen; ürettikçe Sömürülen Bir düzensin!   Ben olmasam Sen olmasan Ya da Biz olmasak... Olamayacak Her şey Tam da karşımızda!   Yani canım kendim, Vur ayaklarını... Kalk ayağa! Sahtesinin yerine Gerçek Topuk seslerisin.   ////   Yine eski defterimi karıştırdım. Bu şiiri bundan neredeyse iki yıl önce yazmışım. Henüz Aydın Büyükşehir Belediyesi’nde çalışıyorum, sömürüldüğümü düşünüyorum, hakkaniyetten uzak bir yönetim olduğunu düşünüyorum, aldığım maaş yetmediği için oğlumu bile görmeye gidemiyorum… O kadar çoğalır ki üstteki paragraf sonunda cuk diye başlı başına bugünü de anlatan bir metne dönüşür. O zaman “Sosyal belediyecilik” kavramı vardı, sanırım bir başka sosyal haliyle hâlâ var. Bunu özellikle canını dişine takıp çalışan AYBA emekçileri için söylüyorum. Ben bu şiiri boşuna yazmadım. Üç ay sonra da istifa ettim zaten; neredeyse 8 yıllık emeğimi hiçe sayarak hem de… Anlamıştım ki; hayat kısa; film benim, yönetmen de benim! Sık dişini kardeşim desem zaten sıkılı; biliyorum. Sık yumruğunu desem, parmakların sıkılmaktan kanamakta; biliyorum. Bakın iki yılda neler olmuş, iki yıl sonra neler olacak tahmin bile edemezsiniz. Mart ayındayız. Unutmayın; ne demiştik iki yıl önce: Martın sonu bahar! Selametle.
Ekleme Tarihi: 05 Mart 2026 -Perşembe
Mehmet Keskin

GERÇEK TOPUK SESLERİ

///

SAYIN KENDİM, BUGÜN DOĞUM GÜNÜM

 

Yaş artık 44!

365 gün geçmiş aradan...

Sayın kendim...

Özlemişim,

Sakince ve bence buluşmamızı.

 

365 günün tamamında bir şeyler yazmışım.

Aradan seçtiklerini paylaştığında

Bölük kalan...

Pörçük gözüken...

Daha "Kardeşim bu fragman..." diyemesen de

Kesin hükümle "saçmaladığım".

 

Oysa film benim, yönetmen de benim!

 

Çektiğim fotoğraflar

250 güne denk geliyor.

Tanesini dakika alsan...

Filmden kareler desem inanmazsın

Ama...

Unutma kardeşim,

Yöneten de benim.

 

Sayın kendim...

 

Hepsi çoğalmış da..

Neler verdin çoğaltmak için?

 

Nerede olursa

Orada olayım dediğim "Uzay"...

Artık,

Sadece 8 gününde!

Son 365 günde.

Onlu günler azalırken,

Onsuz günler üremekte...

 

"Ayaklarım yerden kesilsin" desen

3 yıl...

DAHA!

"Başımı soksam yeter" desen

10 yıl...

DAHA!

 

Uzakta....

 

Velhasıl,

Sevgili kendim...

 

Sen; ürettikçe

Sömürülen

Bir düzensin!

 

Ben olmasam

Sen olmasan

Ya da

Biz olmasak...

Olamayacak

Her şey

Tam da karşımızda!

 

Yani canım kendim,

Vur ayaklarını...

Kalk ayağa!

Sahtesinin yerine

Gerçek

Topuk seslerisin.

 

////

 

Yine eski defterimi karıştırdım.

Bu şiiri bundan neredeyse iki yıl önce yazmışım.

Henüz Aydın Büyükşehir Belediyesi’nde çalışıyorum, sömürüldüğümü düşünüyorum, hakkaniyetten uzak bir yönetim olduğunu düşünüyorum, aldığım maaş yetmediği için oğlumu bile görmeye gidemiyorum…

O kadar çoğalır ki üstteki paragraf sonunda cuk diye başlı başına bugünü de anlatan bir metne dönüşür.

O zaman “Sosyal belediyecilik” kavramı vardı, sanırım bir başka sosyal haliyle hâlâ var. Bunu özellikle canını dişine takıp çalışan AYBA emekçileri için söylüyorum.

Ben bu şiiri boşuna yazmadım. Üç ay sonra da istifa ettim zaten; neredeyse 8 yıllık emeğimi hiçe sayarak hem de… Anlamıştım ki; hayat kısa; film benim, yönetmen de benim!

Sık dişini kardeşim desem zaten sıkılı; biliyorum. Sık yumruğunu desem, parmakların sıkılmaktan kanamakta; biliyorum.

Bakın iki yılda neler olmuş, iki yıl sonra neler olacak tahmin bile edemezsiniz.

Mart ayındayız. Unutmayın; ne demiştik iki yıl önce: Martın sonu bahar!

Selametle.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Senem
(05.03.2026 09:27 - #1574)
"Baharın gelmeme gibi bir huyu yoktur. İlla ki gelir." İki 'keskin' kaleme sağlık!
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.