Mehmet Keskin
Köşe Yazarı
Mehmet Keskin
 

Unutturarak Yönetmek

Yıl 2024’tü ve Türkiye yerel seçime gidiyordu. Yine tam şu zamandaki gibi ramazan ayıydı ve Atatürk Kent Meydanı’nda iftar sofrası açılmıştı. O günden bugüne dört şey farklılık gösteriyor. Birincisi o yıl bugünkü gibi çadır kurulmamıştı. İkincisi Özlem Çerçioğlu’nun boy boy fotoğrafları kırlangıç bayraklarda yerini almıştı. Üçüncüsü her köşede yine kırlangıç bayraklarda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’lü Türk bayrakları dalgalanıyordu. Dördüncüsü ise her iftar sonrası evden kabını getiren vatandaşlara yemek verilirken çekimler yapılıp servis ediliyordu. İnsanlar ihtiyaç sahiplikleri üzerinden rencide ediliyordu. /// İlki ile ilgili fazlaca diyecek bir şey yok. Bu yıl muhtemelen yağmurların fazla yağmasından çekinildi… Tedbir olabilir, buna dair uzun uzun konuşmaya gerek yok. İkincisi için artık seçim sathı değil diyebilirsiniz. Bence tam da öyle değil. Dikkat ettiyseniz önceden her köşebaşında karşımıza çıkan Özlem Çerçioğlu fotoğrafları artık yok. Bunun bir politika değişikliği olduğu aşikâr. Çünkü insanlar Çerçioğlu’nu her gördüklerinde akıllarına parti değişikliği yaptığı, verilen oyları alıp gittiği düşüncesi geliyor. Belli ki unutturarak bunun önüne geçmek istenildi. Üçüncüsünü geçen yazımda zaten yazmıştım. Aydın Büyükşehir Belediyesi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü yavaş yavaş görünürlükten kaldırıyor. Bunun en bariz örneğini Söke’deki Atatürk Parkı ile tartışmalarda Özlem Çerçioğu’nun Halaskar’dan bahsederken ilk kez yalnızca “Atatürk” demesinden anlıyoruz. Bu bir değişim ve dönüşüm itirafı. Bakın geçmiş yazılara, söylemlere; Özlem Çerçioğlu, Halaskar’dan bahsederken her zaman “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” demiştir. Bu dört adın sadece “Atatürk”e, yani iktidar söylemine indirgenmesi Halaskarlı bayrakların azaltılmasıyla birleşince yerini buluyor. Dördüncü konu ise fecaattı. O zaman da karşıydım bu konuya, bugün de karşıyım. Bir insanın fakirliğinin, ihtiyaç sahipliğinin siyasi malzeme yapılmasına o gün de karşıydım, şimdi de karşıyım. Hele kamu kaynaklarıyla yapılan ramazan yemeklerinin o günkü ekonomik koşulların kötülüğünü vurgulamak için bu şekilde insanları rencide ederek çekilmesi neyse ki bana nasip olmadı. Ama çekecek bir aparat hep bulunur. Sonuçta araçların taşıyacakları yükü biraz da dingil mesafesi belirler. Neyse ki benim sırtımda böylesi yükler yok, hâlâ böylesi ağır yükleri sırtıma almaya karşıyım. Sonuçta yoksulluğu göstermek başka, yoksulu göstermek başkadır. Bugün, ekonomik durum o günden daha ağır. Bunu anlamak için âlim olmaya gerek yok. Ama iktidara yanlamakla birlikte, ne o zaman kamerasını yoksulun boğazına sokan aynı işi yapıyor ne de bunu isteyen yaptırıyor. Az önce açıklanan traşlanmış enflasyon verisi gösteriyor ki o günden daha yoksuluz oysa. /// O günden bugüne benzerlik gösteren noktalar da yok değil. Basının karşısına çıkmamak, çıkamamak gibi… Sorularla yüzleşmemek gibi. Eleştiriye tahammül edememek gibi… Meydanlar kalabalık olabilir. Sofralar uzun olabilir. Bayraklar asılabilir, kaldırılabilir. Ama demokrasi, soruların karşısında test edilir. Ve bazen bir şeyin azaldığını anlamak için meydandaki bayraklara değil, kaç sorunun cevapsız kaldığına bakmak yeterlidir. Zor olan hafızayı silememektir. Seçmen sadece sandıkta oy vermez, not da alır. Ve siyaset, unutulduğunu sandığı her şeyi bir gün karşısında bulur. Merak etmeyin; hafıza sessizdir, sabırlıdır ve unutmaz. Unutturarak yönetmeye çalışmak ve siyasi dönüşüm ise çığlık çığlığa bağırır. 
Ekleme Tarihi: 03 Mart 2026 -Salı
Mehmet Keskin

Unutturarak Yönetmek

Yıl 2024’tü ve Türkiye yerel seçime gidiyordu. Yine tam şu zamandaki gibi ramazan ayıydı ve Atatürk Kent Meydanı’nda iftar sofrası açılmıştı.

O günden bugüne dört şey farklılık gösteriyor.

Birincisi o yıl bugünkü gibi çadır kurulmamıştı.

İkincisi Özlem Çerçioğlu’nun boy boy fotoğrafları kırlangıç bayraklarda yerini almıştı.

Üçüncüsü her köşede yine kırlangıç bayraklarda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’lü Türk bayrakları dalgalanıyordu.

Dördüncüsü ise her iftar sonrası evden kabını getiren vatandaşlara yemek verilirken çekimler yapılıp servis ediliyordu. İnsanlar ihtiyaç sahiplikleri üzerinden rencide ediliyordu.

///

İlki ile ilgili fazlaca diyecek bir şey yok. Bu yıl muhtemelen yağmurların fazla yağmasından çekinildi… Tedbir olabilir, buna dair uzun uzun konuşmaya gerek yok.

İkincisi için artık seçim sathı değil diyebilirsiniz. Bence tam da öyle değil. Dikkat ettiyseniz önceden her köşebaşında karşımıza çıkan Özlem Çerçioğlu fotoğrafları artık yok. Bunun bir politika değişikliği olduğu aşikâr. Çünkü insanlar Çerçioğlu’nu her gördüklerinde akıllarına parti değişikliği yaptığı, verilen oyları alıp gittiği düşüncesi geliyor. Belli ki unutturarak bunun önüne geçmek istenildi.

Üçüncüsünü geçen yazımda zaten yazmıştım. Aydın Büyükşehir Belediyesi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü yavaş yavaş görünürlükten kaldırıyor. Bunun en bariz örneğini Söke’deki Atatürk Parkı ile tartışmalarda Özlem Çerçioğu’nun Halaskar’dan bahsederken ilk kez yalnızca “Atatürk” demesinden anlıyoruz. Bu bir değişim ve dönüşüm itirafı. Bakın geçmiş yazılara, söylemlere; Özlem Çerçioğlu, Halaskar’dan bahsederken her zaman “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” demiştir. Bu dört adın sadece “Atatürk”e, yani iktidar söylemine indirgenmesi Halaskarlı bayrakların azaltılmasıyla birleşince yerini buluyor.

Dördüncü konu ise fecaattı. O zaman da karşıydım bu konuya, bugün de karşıyım. Bir insanın fakirliğinin, ihtiyaç sahipliğinin siyasi malzeme yapılmasına o gün de karşıydım, şimdi de karşıyım. Hele kamu kaynaklarıyla yapılan ramazan yemeklerinin o günkü ekonomik koşulların kötülüğünü vurgulamak için bu şekilde insanları rencide ederek çekilmesi neyse ki bana nasip olmadı. Ama çekecek bir aparat hep bulunur. Sonuçta araçların taşıyacakları yükü biraz da dingil mesafesi belirler. Neyse ki benim sırtımda böylesi yükler yok, hâlâ böylesi ağır yükleri sırtıma almaya karşıyım. Sonuçta yoksulluğu göstermek başka, yoksulu göstermek başkadır.

Bugün, ekonomik durum o günden daha ağır. Bunu anlamak için âlim olmaya gerek yok.

Ama iktidara yanlamakla birlikte, ne o zaman kamerasını yoksulun boğazına sokan aynı işi yapıyor ne de bunu isteyen yaptırıyor. Az önce açıklanan traşlanmış enflasyon verisi gösteriyor ki o günden daha yoksuluz oysa.

///

O günden bugüne benzerlik gösteren noktalar da yok değil.

Basının karşısına çıkmamak, çıkamamak gibi… Sorularla yüzleşmemek gibi. Eleştiriye tahammül edememek gibi…

Meydanlar kalabalık olabilir.
Sofralar uzun olabilir.
Bayraklar asılabilir, kaldırılabilir.

Ama demokrasi, soruların karşısında test edilir.

Ve bazen bir şeyin azaldığını anlamak için meydandaki bayraklara değil,
kaç sorunun cevapsız kaldığına bakmak yeterlidir.

Zor olan hafızayı silememektir. Seçmen sadece sandıkta oy vermez, not da alır.

Ve siyaset, unutulduğunu sandığı her şeyi bir gün karşısında bulur.

Merak etmeyin; hafıza sessizdir, sabırlıdır ve unutmaz. Unutturarak yönetmeye çalışmak ve siyasi dönüşüm ise çığlık çığlığa bağırır. 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.