YENİ Parti resmen kuruldu, dilekçe İçişleri Bakanlığı’na verildi. Kuruluş anının o heyecanı normal, hatta gerekli.
Ama şunu unutmayalım: bir partiyi kurmak bir varış noktası değil, sadece başlangıç çizgisi.
Asıl zor olan, o tabelayı topluma bir umuda çevirebilmek. Bunun için de laf değil, iş, plan ve tutarlılık lazım.
Peki bu parti gerçekten bir şey ifade etmek istiyorsa ne yapmalı?
1. Slogan değil, çözüm üretmeli
Türkiye’nin dertleri belli: su yönetimi çökmüş, tarım can çekişiyor, sanayi tıkanmış, ekonomi krizden krize sürükleniyor.
Bu tablo karşısında “buna hayırım” demek kimseyi doyurmuyor artık. Millet somut cevap istiyor.
Üniversitelerle, uzmanlarla, alanında bilen insanlarla oturup gerçek reform paketleri hazırlanmalı, kağıt üzerinde güzel duran değil, uygulanabilir, hesabı kitabı yapılmış paketler.
İşçi hakkından ekolojiye, adil gelir dağılımından liyakate kadar sağlam bir fikir zemini üzerine oturması gerekiyor. Yoksa rüzgar nereye eserse oraya savrulan bir yapı olur, kalıcı olamaz.
2. Eski yüzler, eski usul olmamalı
Halkın en çok korktuğu şey belli: “Yine aynı isimler, yine aynı alışkanlıklar, sadece tabela değişti.” Bu algıyı kırmak zorunda bu parti.
Genel merkezden en ücra ilçe örgütüne kadar, alanında gerçekten iş yapmış, başarı öyküsü yazmış yeni yüzlere, kadınlara, gençlere, liyakat sahibi insanlara öncelik verilmeli.
Bunun yanında partinin içinde klik kavgası, hizipçilik, koltuk paylaşımı gibi eski hastalıklara asla izin verilmemeli.
Tabanın sesinin merkeze ulaştığı, gerçek anlamda katılımcı bir iç işleyiş kurulmalı, yoksa tepede birkaç kişinin karar verdiği, tabanın seyirci kaldığı klasik Türk siyaset tablosuna dönülür.
3. Kavgacı dil bitmeli, birleştirici dil başlamalı
Yıllardır bu memleket birbirine hakaret eden, ötekileştiren, “ya benimlesin ya düşmanımsın” diyen bir siyaset diline mahkûm edildi. İnsanlar yoruldu bundan.
YENİ Parti’nin en büyük fırsatı da tam burada: kimseyi dışlamayan, kucaklayan, uzlaşmacı bir dil kurmak. Yıllar içinde küskün düşmüş, siyasetten soğumuş ama memleket derdi hâlâ yüreğinde olan milyonlarca insanı ortak bir masada buluşturabilecek bir hava yaratmak.
Bu sadece bir üslup meselesi değil, bu partinin kimliğinin ta kendisi olmalı.
4. İsim değil, fikir ve kurum öne çıkmalı
Türk siyasetinin en büyük tuzaklarından biri her şeyin bir liderin, bir ismin üzerinden dönmesi.
“Bu kimin partisi” tartışmaları enerjiyi bitirir, asıl meseleyi gölgede bırakır. Bunun yerine odak; sistem, kurumsallaşma, ortak akıl olmalı.
Parti “bir ya da birkaç kişinin hareketi” gibi görünmemeli, milletin ortak bir vizyon hareketi haline gelmeli. Bu da ancak güçlü kurumlarla, şeffaf karar mekanizmalarıyla mümkün.
5. Ankara’da değil, sahada, mahallede siyaset yapılmalı
Siyaset sadece televizyon ekranlarında, Ankara kulislerinde, basın açıklamalarında yapılmıyor.
Asıl siyaset; esnafın dükkanında, mahallenin kahvesinde, köyün meydanında yapılır. Örgütlenme hızlıca tamamlanmalı ama bürokratik, kağıt üzerinde kalan bir yapı olmamalı. Halkın içine inen, mutfaktaki derdi yerinde dinleyen, çözümü de halkla birlikte arayan bir saha stratejisi şart.
Bu, güven inşa etmenin tek gerçek yolu.
YENİ Parti’nin gerçekten “yeni” kalabilmesi, kişileri değil fikirleri; sloganı değil bilimi; geçmişin kavgalarını değil geleceğin çözümlerini merkeze almasına bağlı.
Unutulmasın:
bu milletin ihtiyacı yeni bir tabela değil, yeni bir siyaset anlayışı.
Mesut Kalender