Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) 38. Olağan Kurultay'ını "mutlak butlan" gerekçesiyle iptal etti. Bu karar siyasette bomba etkisi yarattı.
Kuşkusuz bu karar, ülkemizin çok partili hayata geçtiği 1946 yılından itibaren, bir siyasi parti hakkında verilmiş en ağır kararlardan biri olarak, hem siyaseten, hem de hukuken her yönüyle tartışılacak ve "mutlak bir sorun" olarak tarihte yerini alacaktır.
Mutlak butlan kararı sonrası ortaya çıkan durumlar, siyasete ve demokrasimize telafisi güç büyük zararlar vermiş ve siyasette gerilimin daha da artmasına neden olmuştur.
Diğer taraftan mafya tipi kaba kuvvet elemanları, çevik kuvvet ve biber gazlı destekle kapıları kırılarak CHP Genel Merkezinin işgal edilmesi, KILIÇDAROĞLU'nun CHP'ye karşı hoyrat bir tavrı olarak siyasi tarihte yerini almıştır.
Demokrasiye karşı yapılan bu utanç verici hareket, hiç kuşku yok ki, kara bir gün ve leke olarak anılacaktır.
Kamuoyunun büyük bir bölümü, kararın hukuki olmadığını, siyasi bir karar olduğunu ve özellikle 2024 yerel seçimlerinden sonra ortaya çıkan siyasi tablonun, iktidar üzerinde yarattığı etkiye bağlı olarak, iktidarın "muhalefeti itibarsızlaştırma, bölme, kendi içinde bir çatıştırma planı" olarak değerlendirmektedir.
Evet, 2024 seçimleri CHP için büyük bir zaferdi. Zafer öncelikle partideki lider değişimine, halkın ekonomik, sosyal vb. alanlarda yaşadığı sorunlara bağlandı. İktidara verilen bir ikaz olarak da değerlendirildi.
Haliyle bu durum, muhalefet açısından yerelden genel iktidara yürüyüş yolunda umutları, siyasî gerginlik ve çatışmaların azalması, normalleşme beklentilerini ortaya çıkardı..
Halkın beklentilerine bağlı olarak, CHP Lideri Özgür ÖZEL'in yumuşak, çatışma görüntüsü vermeyen, normalleşme adımları ön plana çıktı. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı ile normalleşme konusundaki görüşmeler, karşılıklı ziyaretler, mecliste karşılıklı yapılan jestler oldu. Halk nezdinde bunlar olumlu olarak karşılandı.
Ancak, 2025 yılı mart ayında İMAMOĞLU'nun tutuklanması, diploma davası ve sonrasında CHP'li belediyelere yapılan operasyonlar, belediye başkanlarının tutuklanması ve nihayetinde "mutlak butlan" davası ile her şey tersine döndü.
Ve siyasette kartlar yeniden dağıtılmaya başladı.
Ekonomik, sosyal vb. birçok sorun ve normalleşme geri plana itilerek, yapılan tüm anketlerde birinci çıkan CHP, iktidar tarafından gelecek seçimlerde "mutlak sorun" olarak görülmeye başlandı.
Diğer taraftan yıllarca başkanlığını yaptığı CHP'nin zaferine sevinmeyen, başkanlığı kaybetmeyi hazmedemeyen KILIÇDAROĞLU'nun, CHP'li belediyelere yapılan operasyonlar ve mutlak butlan davası sürecindeki tutum ve davranışları CHP'ler için tam bir hayal kırıklığı yarattı ve parti tabanında büyük tepkilere neden odu.
Özelikle KILIÇDAROĞLU'nun "mutlak butlan" kararının açıklanmasından bir gün önce yayınladığı videolu mesajı son derece dikkat çekici ve manidardı.
Bu durum KILIÇDAROĞLU'nun "mutlak butlan" kararının çıkma ihtimaline karşı özellikle "arınma" mesajıyla pozisyon alma ve parti içi muhalefeti harekete geçirme, "partinin başına geçmeye hazırım" mesajı vererek, "mutlak butlan" kararına davetiye çıkarma çabalarının açık bir işaretiydi.
Arınma mesajı, hakkında bazı iddialar bulunan, tutuklu ve tutuksuz yargılanan partililerin, üyeliklerinin askıya alınması, disiplin, ihraç gibi yaptırımların, parti içi hesaplaşmaların sert ve yoğun olacağının emaresi olarak görünüyor.
Ancak "arınma" kişilerin" masumiyet karinesi" göz ardı edilerek yapılırsa, bazı hukuki sorunları da beraberinde getirecektir. Masumiyet Karinesi: "Bir kişinin suçluluğu mahkeme kararıyla kesinleşene kadar hukuken suçsuz kabul edilmesidir."
Elbette suç ve suçlulukla mücadele edilmelidir. Gerçek adalet ve hukuk nezdinde herkes yaptığı her türlü haksızlığın, işlediği suçun bedelini ödemeli, hesabını vermelidir
Burada KILIÇDAROĞLU'na şu soruları sormak gerekiyor.
Ey KILIÇDAROĞLU 13 yıl CHP Genel Başkanlığı yaptın. Haklarında yolsuzluk davası bulunan hangi milletvekili, belediye başkanı, partiliye " git arın gel" dedin? Üyeliklerini askıya aldın mı? Partinin yetkili kurullarına danışmadan haklarında birçok iddia bulunan kişileri "emrivaki" milletvekili, belediye başkanı adayı yaptın mı? Yapmadın mı?
Görünen odur ki, KILIÇDAROĞLU kaybettiği kurultayın hıncını içinde taşıyor..."Hak, hukuk, adalet" eylemleriyle çelişiyor ve işine geldiği gibi bir hukuk anlayışının olduğunu bizlere gösteriyor. Bu haliyle KILIÇDAROĞLU CHP ve ülke için bir başka "mutlak sorundur."
Mutlak Butlan kararına ve karar sonrası yaşananlara CHP tabanı karşıdır. Ayrıca demokrasiye inanmış genel kamuoyuda karşıdır. KILIÇDAROĞLU ve ekibinin bu şartlarda uyguladığı sertlik politikasının başarıya ulaşma şansı yoktur.
Bu şekilde devam etmek, toplumun içinde bulunduğu sorunları göz ardı ederek, bir dayatma içinde olmak, KILIÇDAROĞLU'nun, gerçekçi, adaletli politikalardan ne kadar uzakta olduğunu, bunlara sırt döndüğünü de açık bir şekilde ortaya koyar.
Bugünün en önemli sorusu şudur: Mutlak butlan kararıyla CHP'ye atanan başkan, CHP'yi susturabilir mi? Etkisiz hale getirebilir mi? CHP kapatılabilir mi?
Ancak CHP'nin etkin siyasal tarihi, dirençli ve bilinçli örgütü ve siyasal geçmişi CHP'nin Türk siyasal yaşamının dışına atılamayacağını göstermektedir.
Bu aşamada daha derin ayrışmaların önüne geçmek için bir an önce kurultaya gidilmeli ve uzlaşma sağlanmalıdır.
Bunun tersi bir durum partinin her yönüyle parçalanmasını sağlayacaktır. Dikensiz muhalefet isteyenlerin arzusu da bu değil mi?
Zaten birçok mutlak sorunlarla boğuşuyoruz. Şimdi "mutlak butlan" diye bir sorunumuz oldu. Sorunlar bitmiyor ki...
Sevgiyle, saygıyla, dostça kalın...