2020 yılında İzmir Karşıyaka’da yaşayan Celal ve Nuran Moral ailesini ziyaret etmiştim. O sırada 80 yaşında olan Celal Moral hasta yatağındaydı. Bana, babasından dinlediği ve aile içinde yıllardır anlatılagelen bir olayı aktardı. Bu anlatıyı video kaydına da aldım.
Celal Moral’ın anlattığına göre, ailenin büyüklerinden Molla Musa, 1918 yılında Mora Yarımadası’nda kâtiplik yapar. Mübadeleyle Kuşadası’na gelir. Bir süre sonra Hıdırbeyli’ye yerleşir ve burada akrabalarımızdan bir kızla evlenir.
Bu evlilikten Durmuş Ali ve Sabri adında iki oğlu olur. Sabri Moral’ın askerliği sırasında Mustafa Kemal Atatürk’ün korumaları arasında görev yaptığı da aile anlatısında yer alır.
Celal Moral, babasından dinlediği olayı şöyle anlatır:
Millî Mücadele yıllarında Hıdırbeyli, Yunan işgali altındadır. Yunan askerleri Germencik tarafından Hıdırbeyli’ye doğru bir baskın yapmak üzere köye gelir. Başlarında genç bir Yunan subayı vardır.
Yunan subayı askerlerine Rumca, köyü yakmaları yönünde emir verir.
Molla Musa Rumca bilir. Mora Yarımadası’nda yaşamış ve kâtiplik yapmış olması nedeniyle söylenenleri anlar. Bunun üzerine ortaya çıkarak askerlere seslenir:
“Kadınlarımıza, çocuklarımıza dokunmayın. Canımı alın ama onlara dokunmayın.”
Tam o sırada beklenmedik bir karşılaşma yaşanır.
Başındaki genç Yunan subayı Molla Musa’yı tanır. Mora Yarımadası’ndan birbirlerini biliyorlardır.
“Musa Amca, sen misin?” der.
Ardından:
“Senin hakkın benim üzerimde çoktur. Seninle yalnız konuşmak istiyorum.”
diyerek Molla Musa ile baş başa konuşur.
Genç Yunan subayı ona, o gün köyü terk etmelerini söyler. Molla Musa’dan ayrıca köyde iki ev göstermesini ister. Bu evlerin yakılacağını, böylece Germencik’teki Yunan komutanının köyün yakıldığını görüp verilen emrin yerine getirildiğini düşüneceğini söyler.
Molla Musa, kadınları ve çocukları alarak köyü terk eder. Hıdırbeyli halkı Tire yönüne doğru geri çekilir.
Savaş sona erdikten sonra Molla Musa’nın oğlu Durmuş Ali Moral, Hıdırbeyli’ye muhtar olur.
Bu olayı bana 2020 yılında Celal Moral, hasta yatağında, babasından dinlediği şekliyle anlattı. Ben de onun anlatımını video kaydına aldım.
Bu nedenle bu hikâye benim için yalnızca bir savaş hatırası değil; Hıdırbeyli’nin Millî Mücadele yıllarına ilişkin aile hafızasında korunmuş bir sözlü tarih tanıklığıdır.
Söz uçar, yazı kalır. Bizim görevimiz de bu anlatıları, kimin ağzından ve kimden dinlendiğini unutmadan gelecek kuşaklara aktarmaktır.
Kaynak: Celal Moral’ın aile anlatımı; Havva Çetintürk’ün 2020 tarihli video kaydı.
© Havva Çetintürk. İzinsiz kullanılamaz.