Havva Çetintürk
Köşe Yazarı
Havva Çetintürk
 

Efeler’de Bir İlk: Kestaneli Yemekler

  Efeler Belediyesi ve Efeler Kent Konseyi iş birliği ile düzenlenen Kestane Festivalinin ilk günü, Aydın’da havanın güzel olması nedeniyle Efeler Belediyesi Parkı’nda gerçekleştirildi. Kalabalık içinde gözlerim Efeler Belediye Başkanımızı aradı. Etkinliğe ilgi gösteren birkaç gazeteci arkadaşım da vardı. Eminim yerel basında da yer alacaktır. Günün ilk bölümünde düzenlenen panel ve söyleşilerde, Aydın kestanesinin üretim süreci, Aydın’da tüketimi, lezzeti ve kendine özgü özellikleri hakkında önemli bilgiler edindik. Kestane fideleri, üretim süreci, hastalıklar ve zararlılarla mücadelede kimyasaldan biyolojik savaşa geçilmesi gibi konuları, alanında uzman hocalarımızdan dinledik. Yukarı Kayacık Koyu Muhtarımız da samimiyetle, tüccarın 120 liraya aldığı kestanenin pazarda 300–400 liraya satılmasını anlattı. Anlattıkları oldukça düşündürücüydü. Hepsi haklıydı.   Panel alanı seyirciye yakındı. Ancak açık havada olması, sesin dağılması ve çevredeki yüksek sesli konuşmalar nedeniyle panelistlerin konuşmaları zaman zaman bastırıldı. Bu nedenle hocalarımızı dikkatle dinleyenlerin sayısı azdı. Bu tür önemli etkinliklerin, daha uygun teknik altyapıyla ve daha profesyonel bir organizasyonla yapılması gerektiğini düşünüyorum.    Kadın Efeler Derneğinin, Aydın’ın unutulmuş kadın oyunu **“Et Aldım Elim Yağlı”**yı, içlerinde torun sahibi kadınların da yer aldığı bir ekiple sahnelemesi çok anlamlıydı. Ritim grubunun darbuka ve bendir gösterileri ile zeybek oyunları festivalin en renkli anları arasındaydı.     Festivalin birkac hafta önce Eğrikavak’ta, kısa süre sonra Efeler’de  yapılması tanıtım ve duyuruda karışıklığa neden oldu. Aynı amaca hizmet eden bu etkinliklerin birleştirilerek daha güçlü bir organizasyon hâline getirilmesi mümkün olabilir. Çünkü amacımız; Yukarı Kayacık ve Eğrikavak’ta yetişen, Türkiye’nin kestane ihtiyacının yaklaşık yüzde 60’ını karşılayan bu değerli ürünü ülkemize ve dünyaya tanıtmaktır.    Ayrıca Bursa ilimizin, Aydın’dan kestane alarak kestane şekeri olarak işlediğinin de bilinmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu da Aydın kestanesinin değerinin ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir.      coğrafi işaretli kestanemiz için bu tür aktiviteler  önemli bir adımdır. Ancak etkinlikte oda ve ilgili kurumların yeterince görünür olmaması da dikkat çekici.     Panel sonrası yapılan soru-cevap bölümünde, kestane için bir Araştırma Merkezi kurulması önerisinde bulundum. Sürdürülebilirlik, eğitimler, tanıtımlar ve organizasyonlar konusu yine gündeme geldi. Ancak bu başlıkların artık sadece konuşulmakla kalmayıp hayata geçirilmesi gerektiği inancındayım.    Festivalin ikinci günü yapılan Kestaneli Yemekler Yarışması, Aydın’da bir ilk olması açısından çok değerliydi. Elimizde çok kıymetli bir besin var. O da kestane.    Bu noktada bazı eksikler de vardı. Aydın’da kestane unu üreten ve ürünlerini yurt dışına ihraç eden Cansu Öztürk Hanım’ın davet edilmesi gerektiğini hatırlattım ve davet edildi. Yine helvamızla tanınan Denizhan Hanım gibi değerlerimizin de bu tür organizasyonlarda yer alması önemliydi. Un var, şeker var, yağ var, kestane var… “Helva yapsana” türküsündeki gibi aslında her şey elimizin altındaydı.     Kent Konseylerinin dernekler üstü bir yapı olduğunu her fırsatta söylüyoruz ve bu gerçekten böyle. Bu nedenle bu tür organizasyonlarda; şehrin yazarlarını, tarihini, coğrafyasını, sanatını, sanat tarihini ve kültürünü bilen kişilerle birlikte hareket edilmesi çok önemlidir. Çünkü kent hepimizindir.    Dışarıda birçok organizasyonun şikâyetiyle de karşılaştım. Seyircinin yarışmayı görememesi, stant eksikliği, az katılım gibi sorunlar dile getirildi. “Üç kişi katıldı, üçü de kazandı” diyenler oldu. Buna rağmen yarışmada sunulan lezzetler gerçekten çok başarılıydı. Kestaneli içli köfte üzüm pekmezi şerbetiyle, kestaneli börek kestaneli yoğurtla, kestaneli pilav ve kestaneli köstebek pasta damaklarda iz bıraktı.   Yarışmacılardan alınan tariflerin, Didim’deki çok yıldızlı bir otelin şefi tarafından menülere alınacak olması ve Cansu Öztürk’ün başarılı yarışmacılara kestane unu hediye ederek kendi markasında yer vermesi çok kıymetli gelişmelerdir.    Sürdürülebilirlik açısından, bu yemeklerin belediyemiz bünyesindeki yöresel lezzet günlerine eklenmesi, kestaneyi gündemde tutacaktır.   Önümüzdeki yıl daha organize, daha geniş katılımlı ve daha güçlü bir yemek yarışması yapılacağına inanıyorum. Çünkü her başlangıç sancılıdır. Önemli olan, eksiklerden ders alarak daha iyisini yapmaktır. Bu festival, tüm eksiklerine rağmen Efelerin kestanesine sahip çıktığını göstermiştir. Dilerim ki önümüzdeki yıllarda bu değerimiz hak ettiği noktaya hep birlikte taşınır. Havva Çetintürk    
Ekleme Tarihi: 09 Şubat 2026 -Pazartesi
Havva Çetintürk

Efeler’de Bir İlk: Kestaneli Yemekler

 

Efeler Belediyesi ve Efeler Kent Konseyi iş birliği ile düzenlenen Kestane Festivalinin ilk günü, Aydın’da havanın güzel olması nedeniyle Efeler Belediyesi Parkı’nda gerçekleştirildi. Kalabalık içinde gözlerim Efeler Belediye Başkanımızı aradı. Etkinliğe ilgi gösteren birkaç gazeteci arkadaşım da vardı. Eminim yerel basında da yer alacaktır.

Günün ilk bölümünde düzenlenen panel ve söyleşilerde, Aydın kestanesinin üretim süreci, Aydın’da tüketimi, lezzeti ve kendine özgü özellikleri hakkında önemli bilgiler edindik. Kestane fideleri, üretim süreci, hastalıklar ve zararlılarla mücadelede kimyasaldan biyolojik savaşa geçilmesi gibi konuları, alanında uzman hocalarımızdan dinledik.

Yukarı Kayacık Koyu Muhtarımız da samimiyetle, tüccarın 120 liraya aldığı kestanenin pazarda 300–400 liraya satılmasını anlattı. Anlattıkları oldukça düşündürücüydü. Hepsi haklıydı.

  Panel alanı seyirciye yakındı. Ancak açık havada olması, sesin dağılması ve çevredeki yüksek sesli konuşmalar nedeniyle panelistlerin konuşmaları zaman zaman bastırıldı. Bu nedenle hocalarımızı dikkatle dinleyenlerin sayısı azdı. Bu tür önemli etkinliklerin, daha uygun teknik altyapıyla ve daha profesyonel bir organizasyonla yapılması gerektiğini düşünüyorum.

   Kadın Efeler Derneğinin, Aydın’ın unutulmuş kadın oyunu **“Et Aldım Elim Yağlı”**yı, içlerinde torun sahibi kadınların da yer aldığı bir ekiple sahnelemesi çok anlamlıydı. Ritim grubunun darbuka ve bendir gösterileri ile zeybek oyunları festivalin en renkli anları arasındaydı.

    Festivalin birkac hafta önce Eğrikavak’ta, kısa süre sonra Efeler’de  yapılması tanıtım ve duyuruda karışıklığa neden oldu. Aynı amaca hizmet eden bu etkinliklerin birleştirilerek daha güçlü bir organizasyon hâline getirilmesi mümkün olabilir. Çünkü amacımız; Yukarı Kayacık ve Eğrikavak’ta yetişen, Türkiye’nin kestane ihtiyacının yaklaşık yüzde 60’ını karşılayan bu değerli ürünü ülkemize ve dünyaya tanıtmaktır.

   Ayrıca Bursa ilimizin, Aydın’dan kestane alarak kestane şekeri olarak işlediğinin de bilinmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu da Aydın kestanesinin değerinin ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir.

     coğrafi işaretli kestanemiz için bu tür aktiviteler  önemli bir adımdır. Ancak etkinlikte oda ve ilgili kurumların yeterince görünür olmaması da dikkat çekici.

    Panel sonrası yapılan soru-cevap bölümünde, kestane için bir Araştırma Merkezi kurulması önerisinde bulundum. Sürdürülebilirlik, eğitimler, tanıtımlar ve organizasyonlar konusu yine gündeme geldi. Ancak bu başlıkların artık sadece konuşulmakla kalmayıp hayata geçirilmesi gerektiği inancındayım.

   Festivalin ikinci günü yapılan Kestaneli Yemekler Yarışması, Aydın’da bir ilk olması açısından çok değerliydi. Elimizde çok kıymetli bir besin var. O da kestane.

   Bu noktada bazı eksikler de vardı. Aydın’da kestane unu üreten ve ürünlerini yurt dışına ihraç eden Cansu Öztürk Hanım’ın davet edilmesi gerektiğini hatırlattım ve davet edildi. Yine helvamızla tanınan Denizhan Hanım gibi değerlerimizin de bu tür organizasyonlarda yer alması önemliydi. Un var, şeker var, yağ var, kestane var… “Helva yapsana” türküsündeki gibi aslında her şey elimizin altındaydı.

    Kent Konseylerinin dernekler üstü bir yapı olduğunu her fırsatta söylüyoruz ve bu gerçekten böyle. Bu nedenle bu tür organizasyonlarda; şehrin yazarlarını, tarihini, coğrafyasını, sanatını, sanat tarihini ve kültürünü bilen kişilerle birlikte hareket edilmesi çok önemlidir. Çünkü kent hepimizindir.

   Dışarıda birçok organizasyonun şikâyetiyle de karşılaştım. Seyircinin yarışmayı görememesi, stant eksikliği, az katılım gibi sorunlar dile getirildi. “Üç kişi katıldı, üçü de kazandı” diyenler oldu.

Buna rağmen yarışmada sunulan lezzetler gerçekten çok başarılıydı. Kestaneli içli köfte üzüm pekmezi şerbetiyle, kestaneli börek kestaneli yoğurtla, kestaneli pilav ve kestaneli köstebek pasta damaklarda iz bıraktı.

  Yarışmacılardan alınan tariflerin, Didim’deki çok yıldızlı bir otelin şefi tarafından menülere alınacak olması ve Cansu Öztürk’ün başarılı yarışmacılara kestane unu hediye ederek kendi markasında yer vermesi çok kıymetli gelişmelerdir.

   Sürdürülebilirlik açısından, bu yemeklerin belediyemiz bünyesindeki yöresel lezzet günlerine eklenmesi, kestaneyi gündemde tutacaktır.

  Önümüzdeki yıl daha organize, daha geniş katılımlı ve daha güçlü bir yemek yarışması yapılacağına inanıyorum. Çünkü her başlangıç sancılıdır. Önemli olan, eksiklerden ders alarak daha iyisini yapmaktır.

Bu festival, tüm eksiklerine rağmen Efelerin kestanesine sahip çıktığını göstermiştir. Dilerim ki önümüzdeki yıllarda bu değerimiz hak ettiği noktaya hep birlikte taşınır.

Havva Çetintürk

 

 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.