“Bilenlere Bir Sorum Var: Gerçekten Ne Biliyorsunuz?”
Son günlerde Aydın’da bir sinema yeniden konuşuluyor.
Yıllarca sessiz kalan bir yapı, bugün bir anda herkesin dilinde.
Ve ne ilginçtir…
Bir anda “ben biliyorum” diyenler çoğaldı.
Ben de soruyorum:
Ne biliyorsunuz?
O sinemanın adını mı?
Yoksa sadece önünden geçmiş olmayı mı bilgi sanıyorsunuz?
Peki…
O sinemanın gişesine yakın asılı olan bez afişi, hiç yayınlanmamış açılış fotoğrafının da kimlerin olduğunu, istimlak sonrası Neşe Taşdöner'e o kıymetli yer için Aydın'dan bir oda satın alınamayacak bir bedel (900.000 TL) verildiğini biliyor musunuz? Bez afisten başlayalım...
Hani şu 1950’li yıllardan kalma,
Ressamın fırça darbeleriyle yapılmış Çakırcalı Mehmet Efe afişini...
bir dönemin sinema anlayışını taşıyan afişi…
Biliyor musunuz?
Bilemezsiniz.
Çünkü o afiş bugün hâlâ benim tarafımdan (Aydın Ticaret Odası Kültür Evine verildi, sergileniyor )
Sadece görmekle bilinmez bazı şeyler.
Tutmak gerekir… Korumak gerekir… Anlamak gerekir.
Ben o sinemanın hikâyesini yazdım.
Dergilerde, gazetelerde…
Araştırdım, belgeledim.
Bu çalışmalarım karşılıksız kalmadı.
Aydın Gazeteciler Cemiyeti tarafından Ödülle de taçlandırıldı.
Ama mesele ödül değil.
Mesele şu:
Bir şehrin hafızası,
Kulaktan dolma bilgilerle değil,
Emek verilmiş çalışmalarla korunur.
Bugün konuşulan o sinema…
Sadece bir bina değildir.
O yılların sosyal hayatıdır,
O yılların Aydın'ın Siyasetine yön verenlerin
O yıllarda Çörüş Ailesinin ve mağdur olduğunu söyleyen Neşe Taşdöner’in gözyaşları,
O, Özdemir Birsel döneminin izidir.
Hisar’dan Taşdöner’e uzanan bir hikâyedir.
Belgin Doruk’un zarafetinin Aydın’a düştüğü bir ışıktır.
Ve evet…
O hikâyenin parçalarından biri de
O bez afiştir.
Ben biliyorum demek kolay.
Ama bilmek…
Bazen bir afişi yıllarca saklamaktır.
Bilmek, ölmekten kurtardıklarımızı yazmaktır.
Bilmek, Şehrin Hafızasını gün yüzüne çıkaran gerçek anlamda çalışan yerel araştırmacı ve akademisyenleri bilmek onlara saygı duymaktır. Sayın Mükerrem Kurum hocamızın raporları ve çalışmaları unutulmamalı.
Kalıcı olmak, reklamlara değil belgelerle dayanır. Pazarlama ise reklamdır. Burası kültüre mi hizmet edecek, yoksa gelir getirecek de şimdiden mi pazarlanıyor yaşayıp göreceğiz.
Haftaya: Adnan Menderes Bulvarı’nın Dünü Bugünü? köşe yazımda buluşmak üzere.... Hoşça kalın.