CHP’den seçilmiş ve başka partilere geçmiş belediye başkanlarının tutumu, CHP’nin örgüt emeğini ve seçmen iradesini hiçe sayan bir siyasi savrulmadır. CHP’nin oylarıyla kazanılan makamların, kişisel güç alanına dönüştürülmesi etik değildir, meşru değildir. Bu yaklaşım; partiyle yaşanan her sorunda “örgüt yerine ben” diyen anlayışın açık göstergesidir.
CHP bir kişinin kariyer planı değildir. CHP, bedel ödeyen örgütlerin, kapı kapı çalışan üyelerin, sandıkta namusunu koruyan gönüllülerin partisidir. Örgütü yok sayarak güç inşa etmeye kalkmak, siyaseti şahsileştirmek ve seçmeni araçsallaştırmaktır.
Sorunlar örgüt içinde çözülmek yerine tehdit ve dayatma diliyle yönetildiğinde, bunun adı siyaset değil kişisel iktidar arayışıdır. Güçlü liderlik; örgütle kavga etmek değil, örgüte hesap verebilmektir. Buna cesaret edemeyenlerin CHP geleneğinde yeri yoktur.
Bu mesele bir isim meselesi değildir.
Bu mesele etik, sadakat ve siyasi ahlak meselesidir.
CHP seçmeni, kendisine rağmen siyaset yapanları not eder ve zamanı geldiğinde hesabını sorar.
