İlayda Korkulu
Köşe Yazarı
İlayda Korkulu
 

1 MAYIS

Bugün 1 Mayıs İşçi bayramı. Benim en sevdiğim günlerden biridir. Çok farklı bakarım bugüne. Emeğin, işçinin değeri, kıymeti çok başkadır çünkü. Nerede çalıştığı farketmeden herkesin eşit olduğu bir gün olmalıdır aslında ama bu ülkede bu durum böyle olur mu? Aydın Büyükşehir Belediyesi’nde yaşananlar bunun en somut örneklerinden biri. İnsanlar yıllarca çalışıyor, emek veriyor, bir düzen kuruyor. Sonra bir gün geliyor; ya kapının önüne konuluyor ya da “sürgün” denilen yöntemlerle başka yerlere gönderiliyor. Aynı iş, aynı emek ama bambaşka koşullar. Hayat altüst. Bildiğiniz gibi ben de bu insanların arasındayım. Bir gün işe gidip ertesi gün işsiz kalmanın ne demek olduğunu yaşayarak öğrenenlerdenim. Güvenceli sandığın hayatın aslında ne kadar ince bir ipliğe bağlı olduğunu fark ettiğimde, 1 Mayıs’ın anlamı da değişiyor. Çünkü mesele sadece işçi olmak değil. Mesele, emeğinin karşılığını alıp alamamak. Mesele, bir sabah uyandığında hayatının başkalarının iki dudağı arasında olup olmadığını bilmek. Bugün madenciler grev yapıyor, sesini duyurmaya çalışıyor. Belediyelerde çalışanlar işten çıkarılıyor, sürgün ediliyor. Plaza çalışanları tükenmişlik içinde ayakta kalmaya çalışıyor. Ama bu hikâyelerin hiçbiri 1 Mayıs’ta tam anlamıyla buluşamıyor. Çünkü bir kesim için bugün hâlâ sadece “izin”. Oysa 1 Mayıs, hatırlamak içindir. Kimin ne şartlarda çalıştığını, kimin neyi kaybettiğini, kimin neye direndiğini görmek içindir. Ama biz çoğu zaman bakmamayı tercih ediyoruz. Şimdi soruyorum: 1 Mayıs kimin bayramı? Madencinin mi? Grev yapan işçinin mi? İşten çıkarılan bir belediye çalışanının mı? Yoksa sahilde kahve içip “iyi tatiller” yazanların mı? Mesele beyaz yakalı–mavi yakalı meselesi değil aslında. Mesele, kimin gerçekten bu düzenin ağırlığını hissettiği. Kimin bedel ödediği. Eğer 1 Mayıs gerçekten bir bayram olacaksa, bu sadece izin günüyle olmaz. Bu, ancak herkes için adil bir çalışma hayatı olduğunda olur. Madencinin de, belediye çalışanının da, plaza çalışanının da aynı güvencede olduğu bir gün gelmeden, bu tarih bayram değil. O zamana kadar gerçek değişmeyecek: 1 Mayıs Türkiye’de işçi bayramı değil, beyaz yakalıların tatil günüdür.
Ekleme Tarihi: 01 Mayıs 2026 -Cuma
İlayda Korkulu

1 MAYIS

Bugün 1 Mayıs İşçi bayramı. Benim en sevdiğim günlerden biridir. Çok farklı bakarım bugüne. Emeğin, işçinin değeri, kıymeti çok başkadır çünkü. Nerede çalıştığı farketmeden herkesin eşit olduğu bir gün olmalıdır aslında ama bu ülkede bu durum böyle olur mu?
Aydın Büyükşehir Belediyesi’nde yaşananlar bunun en somut örneklerinden biri. İnsanlar yıllarca çalışıyor, emek veriyor, bir düzen kuruyor. Sonra bir gün geliyor; ya kapının önüne konuluyor ya da “sürgün” denilen yöntemlerle başka yerlere gönderiliyor. Aynı iş, aynı emek ama bambaşka koşullar. Hayat altüst.
Bildiğiniz gibi ben de bu insanların arasındayım. Bir gün işe gidip ertesi gün işsiz kalmanın ne demek olduğunu yaşayarak öğrenenlerdenim. Güvenceli sandığın hayatın aslında ne kadar ince bir ipliğe bağlı olduğunu fark ettiğimde, 1 Mayıs’ın anlamı da değişiyor.
Çünkü mesele sadece işçi olmak değil. Mesele, emeğinin karşılığını alıp alamamak. Mesele, bir sabah uyandığında hayatının başkalarının iki dudağı arasında olup olmadığını bilmek.
Bugün madenciler grev yapıyor, sesini duyurmaya çalışıyor. Belediyelerde çalışanlar işten çıkarılıyor, sürgün ediliyor. Plaza çalışanları tükenmişlik içinde ayakta kalmaya çalışıyor. Ama bu hikâyelerin hiçbiri 1 Mayıs’ta tam anlamıyla buluşamıyor. Çünkü bir kesim için bugün hâlâ sadece “izin”.
Oysa 1 Mayıs, hatırlamak içindir. Kimin ne şartlarda çalıştığını, kimin neyi kaybettiğini, kimin neye direndiğini görmek içindir. Ama biz çoğu zaman bakmamayı tercih ediyoruz.

Şimdi soruyorum: 1 Mayıs kimin bayramı?
Madencinin mi? Grev yapan işçinin mi? İşten çıkarılan bir belediye çalışanının mı? Yoksa sahilde kahve içip “iyi tatiller” yazanların mı?
Mesele beyaz yakalı–mavi yakalı meselesi değil aslında. Mesele, kimin gerçekten bu düzenin ağırlığını hissettiği. Kimin bedel ödediği.
Eğer 1 Mayıs gerçekten bir bayram olacaksa, bu sadece izin günüyle olmaz. Bu, ancak herkes için adil bir çalışma hayatı olduğunda olur. Madencinin de, belediye çalışanının da, plaza çalışanının da aynı güvencede olduğu bir gün gelmeden, bu tarih bayram değil.
O zamana kadar gerçek değişmeyecek:
1 Mayıs Türkiye’de işçi bayramı değil, beyaz yakalıların tatil günüdür.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.