Ramazan… Paylaşmanın, dayanışmanın, sofrayı büyütmenin ayı. Aynı tabaktan yemenin, aynı duaya “amin” demenin vakti. Belediyeler için de vitrin ayıdır Ramazan; iftar çadırları kurulur, kazanlar kaynar, fotoğraflar verilir. Halkla yan yana gelinir, mikrofonlar uzatılır, “sosyal belediyecilik” vurguları yapılır.
Ama bir soru var: Aynı Ramazan’da belediye emekçisi ne yaşıyor?
Bir yanda binlerce kişilik iftar sofraları… Diğer yanda yer değişikliği baskısıyla, görev tanımı muğlaklaştırılarak ya da mobbing iddialarıyla baş başa bırakılan çalışanlar…
Ramazan yalnızca halka açık kurulan sofralarda mı yaşanır? Yoksa belediye binasının koridorlarında da adaletle mi ölçülür?
Sosyal belediyecilik, yalnızca vatandaşa sunulan hizmet değildir. Aynı zamanda kurum içindeki adalet, liyakat ve emeğe saygıdır. Çalışanına huzur vermeyen bir yönetim anlayışı, halka huzur dağıttığını iddia edebilir mi?
İftar sofralarında birlik mesajı verilirken, belediye personelinin ekonomik ve psikolojik koşulları görmezden geliniyorsa burada bir çelişki yok mudur? Ramazan, gösteriş ayı değil; vicdan ayıdır. Vicdan ise en çok güç sahibinin tavrında sınanır.
Bir işçinin yer değişikliği tehdidi altında çalışması, siyasi baskı hissetmesi ya da hakkını aradığı için yalnızlaştırılması; en az yoksul bir ailenin sofrasındaki eksik kadar ağırdır. Çünkü adalet parçalı işlemez. Ya herkes için vardır ya da hiç kimse için.
Ramazan’da dağıtılan yemek kadar, çalışanların alın teri de kutsaldır. Belediyecilik yalnızca asfalt dökmek, çadır kurmak, konser yapmak değildir. Kurum içinde adil bir düzen kurmaktır.
İftar vermek kolaydır. Zor olan; adil olmaktır.
Gerçek sosyal belediyecilik, kameraların önünde değil; insanın arkasında durabildiği yerde başlar. Ramazan, yönetenler için de bir muhasebe ayıdır. Soru basit:
Sofra kurarken vicdan da kuruluyor mu?
Anasayfa
Yazarlar
İlayda Korkulu
Yazı Detayı
Bu yazı 510 kez okundu.
İşçiye Bayram Yok
Ramazan… Paylaşmanın, dayanışmanın, sofrayı büyütmenin ayı. Aynı tabaktan yemenin, aynı duaya “amin” demenin vakti. Belediyeler için de vitrin ayıdır Ramazan; iftar çadırları kurulur, kazanlar kaynar, fotoğraflar verilir. Halkla yan yana gelinir, mikrofonlar uzatılır, “sosyal belediyecilik” vurguları yapılır.
Ama bir soru var: Aynı Ramazan’da belediye emekçisi ne yaşıyor?
Bir yanda binlerce kişilik iftar sofraları… Diğer yanda yer değişikliği baskısıyla, görev tanımı muğlaklaştırılarak ya da mobbing iddialarıyla baş başa bırakılan çalışanlar…
Ramazan yalnızca halka açık kurulan sofralarda mı yaşanır? Yoksa belediye binasının koridorlarında da adaletle mi ölçülür?
Sosyal belediyecilik, yalnızca vatandaşa sunulan hizmet değildir. Aynı zamanda kurum içindeki adalet, liyakat ve emeğe saygıdır. Çalışanına huzur vermeyen bir yönetim anlayışı, halka huzur dağıttığını iddia edebilir mi?
İftar sofralarında birlik mesajı verilirken, belediye personelinin ekonomik ve psikolojik koşulları görmezden geliniyorsa burada bir çelişki yok mudur? Ramazan, gösteriş ayı değil; vicdan ayıdır. Vicdan ise en çok güç sahibinin tavrında sınanır.
Bir işçinin yer değişikliği tehdidi altında çalışması, siyasi baskı hissetmesi ya da hakkını aradığı için yalnızlaştırılması; en az yoksul bir ailenin sofrasındaki eksik kadar ağırdır. Çünkü adalet parçalı işlemez. Ya herkes için vardır ya da hiç kimse için.
Ramazan’da dağıtılan yemek kadar, çalışanların alın teri de kutsaldır. Belediyecilik yalnızca asfalt dökmek, çadır kurmak, konser yapmak değildir. Kurum içinde adil bir düzen kurmaktır.
İftar vermek kolaydır. Zor olan; adil olmaktır.
Gerçek sosyal belediyecilik, kameraların önünde değil; insanın arkasında durabildiği yerde başlar. Ramazan, yönetenler için de bir muhasebe ayıdır. Soru basit:
Sofra kurarken vicdan da kuruluyor mu?
Ekleme
Tarihi: 26 Şubat 2026 -Perşembe
İşçiye Bayram Yok
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
