Siyasette yeni bir meslek doğdu: ideoloji esnaflığı. Seçim zamanı sosyal demokrat, sandık kapanınca “merkezci”, koltuk sallanınca “devletçi”, bütçe gelince “uzlaşmacı”… Kısacası: Nerede rüzgâr varsa oraya dönen siyasi pervaneler.
CHP’den seçilip CHP seçmenine sırt dönen bazı belediye başkanları, siyaseti bir dünya görüşü değil, kişisel kariyer CV’si olarak görüyor. Sandık onlar için halkın iradesi değil, kişisel sigorta poliçesi.
Hukuken serbestler. Parti çizgisini çöpe atabilirler. İsterlerse dün eleştirdikleriyle bugün el sıkışabilirler. Türkiye’de buna “siyasi özgürlük” deniyor. Ama siyaset sadece hukuk değil, biraz da omurga işidir. Omurga olmayınca özgürlük değil, esneklik olur. O esneklik de genelde koltuk için kullanılır.
Seçmen bir program için oy verir. Ama seçilen başkan programı ilk fırsatta rafa kaldırıp “konjonktür gereği” diyorsa, o zaman sandık bir irade değil, bir pazarlık başlangıç noktasıdır.
Dün meydanlarda “iktidar eleştirisi” yapanlar, bugün iktidarla fotoğraf için sıraya giriyorsa; buna siyaset denmez, siyasi networking denir. LinkedIn siyaseti. CV siyaseti. “Kariyerimde belediye başkanlığı vardı, şimdi daha yukarı bakıyorum” siyaseti.
Partisini satan başkan meselesi aslında parti meselesi değildir. Bu, Türkiye’de siyasetin etikten arındırılıp ticarete dönüştürülmesinin meselesidir. Koltuk, ideolojiden değerlidir. Proje, ilkeden önemlidir. PR, politikadan üstündür.
Siyasetçi dediğin, fırtınada yönünü korur. Bizde ise yön fırtınaya göre değişir, gerekirse pusula satılır.
Tarih bu isimleri şöyle yazmaz: “Başarılı belediye başkanı.” Şöyle yazar: “Koltuk için her şeyi satan bir siyasal figür.”
Ve en acısı şu: Seçmen kandırıldığını anladığında, sadece o başkanı değil, siyasetin kendisini cezalandırır. Demokrasi, koltuk meraklılarının elinde böyle çürür.
Anasayfa
Yazarlar
İlayda Korkulu
Yazı Detayı
Bu yazı 261 kez okundu.
Pervane Siyaseti
Siyasette yeni bir meslek doğdu: ideoloji esnaflığı. Seçim zamanı sosyal demokrat, sandık kapanınca “merkezci”, koltuk sallanınca “devletçi”, bütçe gelince “uzlaşmacı”… Kısacası: Nerede rüzgâr varsa oraya dönen siyasi pervaneler.
CHP’den seçilip CHP seçmenine sırt dönen bazı belediye başkanları, siyaseti bir dünya görüşü değil, kişisel kariyer CV’si olarak görüyor. Sandık onlar için halkın iradesi değil, kişisel sigorta poliçesi.
Hukuken serbestler. Parti çizgisini çöpe atabilirler. İsterlerse dün eleştirdikleriyle bugün el sıkışabilirler. Türkiye’de buna “siyasi özgürlük” deniyor. Ama siyaset sadece hukuk değil, biraz da omurga işidir. Omurga olmayınca özgürlük değil, esneklik olur. O esneklik de genelde koltuk için kullanılır.
Seçmen bir program için oy verir. Ama seçilen başkan programı ilk fırsatta rafa kaldırıp “konjonktür gereği” diyorsa, o zaman sandık bir irade değil, bir pazarlık başlangıç noktasıdır.
Dün meydanlarda “iktidar eleştirisi” yapanlar, bugün iktidarla fotoğraf için sıraya giriyorsa; buna siyaset denmez, siyasi networking denir. LinkedIn siyaseti. CV siyaseti. “Kariyerimde belediye başkanlığı vardı, şimdi daha yukarı bakıyorum” siyaseti.
Partisini satan başkan meselesi aslında parti meselesi değildir. Bu, Türkiye’de siyasetin etikten arındırılıp ticarete dönüştürülmesinin meselesidir. Koltuk, ideolojiden değerlidir. Proje, ilkeden önemlidir. PR, politikadan üstündür.
Siyasetçi dediğin, fırtınada yönünü korur. Bizde ise yön fırtınaya göre değişir, gerekirse pusula satılır.
Tarih bu isimleri şöyle yazmaz: “Başarılı belediye başkanı.” Şöyle yazar: “Koltuk için her şeyi satan bir siyasal figür.”
Ve en acısı şu: Seçmen kandırıldığını anladığında, sadece o başkanı değil, siyasetin kendisini cezalandırır. Demokrasi, koltuk meraklılarının elinde böyle çürür.
Ekleme
Tarihi: 09 Şubat 2026 -Pazartesi
Pervane Siyaseti
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
