Bir siyasi partinin genel başkanını illerde ve ilçelerde temsil edenler, o partinin il ve ilçe başkanlarıdır. Bu nedenle il başkanlığı, yalnızca bir unvan taşımak ya da bir koltuğa oturmak değildir. Bu görev; siyasi birikim, temsil yeteneği, kararlılık ve güçlü bir liderlik anlayışı gerektirir.
Özellikle AKP’nin bölgedeki güçlü siyasi aktörleri karşısında direnç gösterebilmek, örgütün iradesini korumak ve kadrolara bu mücadelede önderlik etmek, il başkanının en önemli sorumlulukları arasındadır. İl başkanı, yalnızca partisini temsil eden kişi değil, örgütüne güven veren, mücadele azmi kazandıran ve gerektiğinde siyasi baskılar karşısında dik durabilen bir lider olmalıdır.
Bir diğer önemli mesele de ilçelerin il yönetiminde nasıl temsil edileceğidir. İlçelerde partiyi temsil edebilecek, halkla ilişkileri güçlü, toplumda saygınlığı ve karşılığı bulunan isimlerin yönetimde yer alması gerekir. İl yönetimi, birkaç kişinin tercihleri doğrultusunda şekillenen dar bir kadro olmamalı; partinin ilçelerdeki birikimini, emeğini ve örgütsel gücünü yansıtmalıdır.
Ön seçimlerde yarışan adaylara ve onların kadrolarına yaklaşım da il başkanının siyasi anlayışını ortaya koyan önemli bir ölçüttür. Kendisi dışındaki adayların kadrolarından da liyakatli isimlere yönetimde yer vermek, yalnızca bir nezaket göstergesi değil, örgütsel bütünlüğe verilen değerin somut bir ifadesidir.
Çünkü ön seçim bittiğinde yarış sona erer, ancak ortak mücadele devam eder. Farklı adayların çevresindeki insanları dışlamak yerine bir araya getirmek, ayrışmayı değil dayanışmayı büyütmek gerekir.
Burada asıl soru şudur: İl başkanı, kendisini destekleyenlerin başkanı mı olacaktır, yoksa bütün örgütün başkanı mı?
İl başkanlığı, kişisel bağlılıkların değil, ortak hedeflerin ve örgüt iradesinin sorumluluğunu taşır. Bu görevin tek başına yürütülemeyeceğinin bilincinde olmak, gerçek liderliğin başlangıcıdır.
Unutulmamalıdır ki liderlik, yalnızca insanları yönetmek değil, farklılıkları ortak bir hedef etrafında buluşturabilmektir. Makamın gücüyle değil, temsil yeteneğiyle; dar kadrolarla değil, kapsayıcı bir anlayışla hareket etmek gerekir. Çünkü güçlü bir örgüt, ancak kendisini yöneten kadrolarda kendisini görebildiği zaman güçlenir.
Mesut KALENDER