Mesut Kalender
Köşe Yazarı
Mesut Kalender
 

BİRLEŞİK MUHALEFET ŞART!

Türkiye’nin önümüzdeki siyasi süreci, yalnızca iktidar ile muhalefet arasındaki bir seçim yarışından ibaret olmayacaktır.  Bu süreç, aynı zamanda ülkenin nasıl yönetileceğinin, demokratik kurumların nasıl şekilleneceğinin ve gelecekte siyasetin hangi koşullarda yapılacağının da belirleyicisi olacaktır. Olası bir muhalefet dağınıklığı ve seçim kaybı, Cumhur İttifakı’nın elini daha da güçlendirecek, mevcut iktidarın siyasal sistem üzerindeki hâkimiyetini pekiştirecektir.  Böyle bir tablonun ardından iktidarın kendi yönetimini güvence altına alacak yeni yasal düzenlemelere yönelmesi ve mevcut sistemi daha korumacı bir yapıya dönüştürmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir. Hatta yerel yönetimlerin geleceği açısından da ciddi kaygılar taşıyorum. Muhalefetin yerel düzeyde güçlü bir siyasi alan oluşturmasını engellemeye yönelik bir anlayışın hâkim olması durumunda, belediyelerin yetkilerinin daraltılması, yerel yönetim sisteminin yeniden yapılandırılması ve merkezi idarenin daha belirleyici hâle getirilmesi gibi adımlar gündeme gelebilir. İllerde valilerin, ilçelerde kaymakamların yerel yönetimler üzerinde daha belirleyici olduğu, hatta belediye başkanlıklarının işlevsizleştirildiği veya ortadan kaldırıldığı bir yönetim modelinin tartışmaya açılması ihtimalini de yabana atmamak gerekir. Böyle bir siyasi dönüşüm gerçekleşirse yerel demokrasinin, seçilmişlerin ve halkın doğrudan yönetimde söz sahibi olma hakkının ciddi biçimde zayıflaması kaçınılmaz olacaktır. Muhalefetin zaten sınırlı olan siyasal etkisi daha da daralır, sesi toplumun geniş kesimlerine ulaşmakta zorlanır. •Dünyadaki gelişmeler de bu değerlendirmeyi yaparken göz ardı edilmemelidir. Özellikle Ortadoğu ve Asya’da güçlü lider, merkezi otorite ve tek adam yönetimi üzerinden şekillenen siyasal modellerin uluslararası güç dengeleri açısından zaman zaman destek bulduğu bilinen bir gerçektir.  Küresel sermayenin ve emperyalist güçlerin, kendi ekonomik ve stratejik çıkarlarına uygun olduğu sürece demokratik değerlerden ziyade istikrar ve güçlü yönetim söylemini önceleyebildiklerini de unutmamak gerekir. Bu nedenle Türkiye’nin geleceğini yalnızca iç siyasetin dinamikleri üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Uluslararası güç ilişkileri, ekonomik çıkarlar ve bölgesel hesaplar da bu sürecin önemli parçalarıdır. •Peki muhalefet ne yapmalı? Muhalefet partilerinin önünde tarihsel bir sorumluluk bulunmaktadır. Artık kişisel hesapların, parti çıkarlarının, liderlik rekabetlerinin ve dar siyasi beklentilerin ötesine geçilmelidir. YENİ Parti başta olmak üzere demokrasi, hukuk devleti, özgürlük, eşitlik ve parlamenter demokratik değerleri savunan bütün siyasi yapıların ortak bir zeminde buluşmasının zamanı gelmiştir. Bu birliktelik, yalnızca seçim kazanmak amacıyla oluşturulmuş geçici bir ittifak olmamalıdır. Türkiye’nin demokratik geleceğini güvence altına alacak, kurumları güçlendirecek, kuvvetler ayrılığını yeniden tesis edecek ve halkın iradesini esas alacak ortak bir siyasal program etrafında şekillenmelidir. Üstelik bunun için seçim takvimini beklemek büyük bir siyasi hata olacaktır. Birleşik muhalefetin temelleri bugünden atılmalı; ortak akıl, ortak hedef ve ortak mücadele anlayışı şimdiden oluşturulmalıdır. Unutulmamalıdır ki muhalefetin bölünmüşlüğü iktidarın en büyük gücüdür. Birleşemeyen muhalefet yalnızca seçim kaybetmez; ülkenin geleceğini şekillendirme iddiasını da kaybeder. Bugün yapılması gereken, Türkiye’nin demokratik geleceğini birlikte savunacak güçlü bir irade ortaya koymaktır. “Sonuç almak isteniyorsa konuşmak yerine harekete geçilmeli.” Çünkü yarın çok geç olabilir! Mesut KALENDER
Ekleme Tarihi: 03 Kasım 2026 -Salı
Mesut Kalender

BİRLEŞİK MUHALEFET ŞART!

Türkiye’nin önümüzdeki siyasi süreci, yalnızca iktidar ile muhalefet arasındaki bir seçim yarışından ibaret olmayacaktır. 
Bu süreç, aynı zamanda ülkenin nasıl yönetileceğinin, demokratik kurumların nasıl şekilleneceğinin ve gelecekte siyasetin hangi koşullarda yapılacağının da belirleyicisi olacaktır.

Olası bir muhalefet dağınıklığı ve seçim kaybı, Cumhur İttifakı’nın elini daha da güçlendirecek, mevcut iktidarın siyasal sistem üzerindeki hâkimiyetini pekiştirecektir. 
Böyle bir tablonun ardından iktidarın kendi yönetimini güvence altına alacak yeni yasal düzenlemelere yönelmesi ve mevcut sistemi daha korumacı bir yapıya dönüştürmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir.

Hatta yerel yönetimlerin geleceği açısından da ciddi kaygılar taşıyorum.

Muhalefetin yerel düzeyde güçlü bir siyasi alan oluşturmasını engellemeye yönelik bir anlayışın hâkim olması durumunda, belediyelerin yetkilerinin daraltılması, yerel yönetim sisteminin yeniden yapılandırılması ve merkezi idarenin daha belirleyici hâle getirilmesi gibi adımlar gündeme gelebilir.

İllerde valilerin, ilçelerde kaymakamların yerel yönetimler üzerinde daha belirleyici olduğu, hatta belediye başkanlıklarının işlevsizleştirildiği veya ortadan kaldırıldığı bir yönetim modelinin tartışmaya açılması ihtimalini de yabana atmamak gerekir.

Böyle bir siyasi dönüşüm gerçekleşirse yerel demokrasinin, seçilmişlerin ve halkın doğrudan yönetimde söz sahibi olma hakkının ciddi biçimde zayıflaması kaçınılmaz olacaktır. Muhalefetin zaten sınırlı olan siyasal etkisi daha da daralır, sesi toplumun geniş kesimlerine ulaşmakta zorlanır.

•Dünyadaki gelişmeler de bu değerlendirmeyi yaparken göz ardı edilmemelidir.

Özellikle Ortadoğu ve Asya’da güçlü lider, merkezi otorite ve tek adam yönetimi üzerinden şekillenen siyasal modellerin uluslararası güç dengeleri açısından zaman zaman destek bulduğu bilinen bir gerçektir. 
Küresel sermayenin ve emperyalist güçlerin, kendi ekonomik ve stratejik çıkarlarına uygun olduğu sürece demokratik değerlerden ziyade istikrar ve güçlü yönetim söylemini önceleyebildiklerini de unutmamak gerekir.

Bu nedenle Türkiye’nin geleceğini yalnızca iç siyasetin dinamikleri üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Uluslararası güç ilişkileri, ekonomik çıkarlar ve bölgesel hesaplar da bu sürecin önemli parçalarıdır.

•Peki muhalefet ne yapmalı?

Muhalefet partilerinin önünde tarihsel bir sorumluluk bulunmaktadır. Artık kişisel hesapların, parti çıkarlarının, liderlik rekabetlerinin ve dar siyasi beklentilerin ötesine geçilmelidir.

YENİ Parti başta olmak üzere demokrasi, hukuk devleti, özgürlük, eşitlik ve parlamenter demokratik değerleri savunan bütün siyasi yapıların ortak bir zeminde buluşmasının zamanı gelmiştir.

Bu birliktelik, yalnızca seçim kazanmak amacıyla oluşturulmuş geçici bir ittifak olmamalıdır. Türkiye’nin demokratik geleceğini güvence altına alacak, kurumları güçlendirecek, kuvvetler ayrılığını yeniden tesis edecek ve halkın iradesini esas alacak ortak bir siyasal program etrafında şekillenmelidir.

Üstelik bunun için seçim takvimini beklemek büyük bir siyasi hata olacaktır.

Birleşik muhalefetin temelleri bugünden atılmalı; ortak akıl, ortak hedef ve ortak mücadele anlayışı şimdiden oluşturulmalıdır.

Unutulmamalıdır ki muhalefetin bölünmüşlüğü iktidarın en büyük gücüdür. Birleşemeyen muhalefet yalnızca seçim kaybetmez; ülkenin geleceğini şekillendirme iddiasını da kaybeder.

Bugün yapılması gereken, Türkiye’nin demokratik geleceğini birlikte savunacak güçlü bir irade ortaya koymaktır.

“Sonuç almak isteniyorsa konuşmak yerine harekete geçilmeli.”

Çünkü yarın çok geç olabilir!


Mesut KALENDER

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.