Dün dündür, bugün bugündür
Demirel'in siyasete hediye ettiği
Meşhur söz...
1971 yılında söylemiş
55 yıl önce yani...
Aslında bu söz bir travma...
Çok partili hayat ülkeye yerleşirken
Adnan Menderes’li,
Celal Bayar'lı, Süleyman Demirel'li
Demokrat Parti ekolünün travması...
Kimine göre uzlaşma sanatı
Ancak böyle güzel bir sözle anlatılmıştır.
Kimine göre de;
Balık hafızalı millet
Kazık soksan alışıp rahatlayınca
Kazığın girdiğini unutuverir...
Sıkıntı şu;
Memlekette mertlik bozuldu.
Eskiden sözden dönmek,
İdealden dönmek,
Bırak siyasetçiyi
Normal bir vatandaşın bile boynunda
Bir tasma gibi kalırdı.
Ama artık necip milletimizin gözünde
Dönenin hiçbir değer kaybı olmuyor.
Yaşıyoruz, görüyoruz.
Hatta bu dönüşleri,
Gözümüzün içine sokuyorlar.
Sonra da en yüksek perdeden
“Ben R yapmam,
Gerekirse U dönerim” diyorlar.
Cumartesi günü,
Bayramın 4. günü,
Televizyon başında
CHP bayramlaşmalarını izledim.
Saat 14.00’tü.
Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları,
Bilinen kanallarda naklendi.
TGRT, A Haber, Global
Ekol, Haberturk ve daha niceleri...
Özgür Özel'in açıklamaları,
Sadece Halk TV ve Sözcü TV’deydi.
Ben TGRT'den Kılıçdaroğlu'nu dinledim.
Çünkü merak ediyordum,
2 yıl sonra ne diyecek acaba diye…
Genel Merkezin önü
Yaklaşık 3 bin kişi…
Türkiye'nin dört bir yanından gelmişler,
AKP Gençlik Kolları da
Kalabalık olsun diye orada…
Ve Kılıçdaroğlu sahnede
En zavallı haliyle,
Bizim buradaki algı çengi ekibinden farkı yok...
Vermişler eline metni, okudu.
Düzeysiz, çapsız,
Derinliksiz, sığ bir konuşma…
Tam bir aparat olmuş
Dört ana kelime
Arınma, rüşvet, yolsuzluk, pavyon,
Araya FETÖ sosu…
Başka? Başka bir şey yok.
İyi ki Özkan Yalım
Peştemalle yakalandı.
Mehmet Erdem'den, Kılıçdaroğlu'na kullanmayan kalmadı.
Oysa ki 3 dönem Özkan Yalım'ı
Vekil yapan bendim zaten!
Belediye başkanı seçildiğinde
İlk kutlamaya giden bendim zaten!
Halbuki;
Şöyle soluna bir baksa
Hakkında kadına taciz
Ve darp iddiaları olan,
Dolandırıcılık davaları olan
İşbitirici Hüseyin Yıldız'ı görürdü.
Halbuki;
Şöyle bir soluna baksa
Partide çaycılıkla işe başlayan,
Sonrasında iddialara göre;
11 şirket,
286 daire,
9 villa,
7 Benzin istasyonu,
Belediyelere yerleştirdiği
Müstesna çırakları olan,
Gürsel Tekin'i görürdü.
Halbuki;
Hemen arkasına baksa,
En kalın kitabın 10 TL olduğu zamanlarda,
Çerçöp konulu kitabını
Belediyelere 300 TL’ye satan
Barış Yarkadaş’ı görürdü.
Halbuki;
Hemen sol çaprazına baksa,
Gizli kasası eski Ataşehir Belediye Başkanı
Battal İlgezdi'yi görürdü.
CHP pavyondan yönetiliyor dedi ama,
Etrafına baksa
50 kadar tas kafa traşlı
Ankara pavyonlarından getirilen bodyguardları görürdü.
Yani... Yani...
Üzüldüm haline,
Kendime kızdım.
Yıllarca bu adam AKP'nin aparatı diyenlerle kavga ettik, tartıştık.
Dün gördüm,
Aparatmış...
Hem de kralı…
Utanıyor mu peki?
Var mı öyle bir tavrı?
Ben göremedim.
Elindeki güvercin bile utandı onun elinden uçamadı.
Ama Kılıçdaroğlu
Dün o sahneye çıkarken utanmadı.
Çok kullanırdı
“Masumiyet karinesi” lafını
Piromuz Kılıçdaroğlu.
Ama dün;
Silivri'de hâkimi, savcıyı susturan;
Savunma destanı yazan;
Belediye Başkanlarını, bürokratları
Aklınca gömdü.
Neydi?
Dün dündü, bugün bugün…
Peki Kılıçdaroğlu kendini rezil ederken
Özgür Özel ne yapıyordu?
Destan yazıyordu…
İktidar destanı yazıyordu.
Bugün her şey aleyhine görünebilir.
Ama siyasette;
Bir saat bile çok uzundur, çok.
Haa bir de unutmadan
Önseçim dedi... Önseçim!
Duydunuz mu Tezcangiller ...