Cumartesi akşam üzeri haberi verdik.
Ben bu yazıyı yazarken
Videolu haberimizi
100 binin üzerinde takipçimiz izlemiş.
Süleyman Topbaş'a saldırı haberi...
Bizdeki rakam bu
Diğer gazeteleride hesap ederseniz
Yüzbinlerce kişi
Saldırıya lanet okudu.
60 lı yaşlara gelmiş
Yanında eşiyle yürürken
Şehrin en işlek meydanında
Çocuğu yaşında gençlerin
Saldırısına uğruyor.
Bir gün önce;
Ülkü Ocağı Aydın İl Başkanı
Okan Bozkurt'la
Süleyman Topbaş
Sosyal medyada tartışıyorlar.
Kim haklı, kim haksız
Kim doğru, kim yanlış
Hiç oralara girmeyeceğim.
İddialara göre gençler Ocaktan...
Bakın biraz anlatayım
Gençliğimde ülkücülerle
aram pek iyi değildi.
12 Eylül çocuklarıyız biz
Liseyi Niğde Bor'da okudum.
Efsane ülkücü şehridir Bor...
Bor'lu bir memurdu Mehmet Gümüşbaş
Manisa'da öldürülmüş.
Allah rahmet eylesin
İlk dayağımı;
Gençliğimin ilk dayağını
Onun öldüğü gün yemiştim.
Toplu saldırı
Sadece kafanı suratını koruyabiliyorsun.
Geri kalan
Ne kadar açık yerin varsa,
Vurdular, kaçtılar gittiler.
İkinci dayağımı
27 Mayıs 1980'de yedim.
Gün Sazak öldürülmüştü.
Okuldaki abilerimiz
Ve ocak ekipleri
Dersi boykot etmemizi istediler.
Yürüyüşe katılacaksınız dediler.
8 kız öğrenci ve ben
Dersi bırakmadık ve boykota katılmadık.
Edebiyat dersiydi.
Hocamızın adı Fahri Tokgöz.
Dersin hemen başında
Kapı çalınmadan açıldı.
"Hocam dışarı çıkın" dediler.
Hoca bizi bırakıp çıktı.
Boykotu kıran tek erkek olarak ben
Şahane bir dayak yedim.
Yine sadece yüzümü ve kafamı kapatabildim.
Yerde temiz bir 2-3 dakika tekmelendik.
3. dayağım enteresandı.
Bile bile yedik. Anlatayım.
Sayım günüydü.
O zamanlar sayımlarda
Sokağa çıkma yasağı olurdu.
En büyük zevkimizde
O zamanlarda polis, jandarma görmeden
Dışarı çıkmaktı.
O da ne
Ülkücü camianın meşhur isimlerinden
Kuruyemişçi Kuddusi'ye denk geldim.
Önce küfürleştik.
Sonra dövüştük teke tek.
Kafa traşı hep 3 numaraydı.
Artık nasıl dövüştüysek
Yumruğumla kafasını delmişim.
Kanlar içinde kalmıştı.
Evlerinden çıkan komşular
Ayırdı bizi dağıldık.
5 katlı bir apartmanda oturuyorduk.
Çatıya çıktım.
Sağı solu kesiyordum.
Evimizde 5. kattaydı.
Eyvah… eyvah…
Sayım günü bizim Kuddusi
4-5 kişi bulmuş
Apartmana giriyordu.
Eve kaçabilirdim ama kaçmadım.
Çünkü babamı da dövebilirlerdi.
Bir kurban gibi bekledim onları çatıda.
Geldiler tertemiz.
Dayaklarını iadeli taahhütlü
attılar gittiler.
Yine sadece yüzümü ve
kafamı koruyabilmiştim.
Yani ben gençliğimde
Toplu saldırıda
Kafaya nasıl darbe alınmaz
Nasıl pozisyon alınır.
Uygulamalı öğrendim.
Ve geçtiğimiz yıl Aralık’ta
Kimlerin azmettirdiğini çok iyi bildiğim
3 genç, karanlıkta arkamdan saldırdı.
Yine sadece kafamı koruyabildim.
Ceza aldılar.
Sanırım denetimli durumları bozulacak.
Bekliyorum.
Aslında çocukları affedebilirdim.
Hepsinin babaları yaşındayım.
Uzlaşmacı girdi araya.
Bir bağış kabul eder misiniz dedi adam.
Şok oldum.
Tek şartla affederim dedim.
Azmettireni söyleyecekler.
Ben biliyordum da
Onların itiraf etmesini istedim.
Söylemediler.
Bende şikayetimi geri çekmedim.
O çocuklarda ülkücüydü.
Doğulu ve ülkücü.
Bunları neden anlattım.
Sonraki yıllarda
Üniversite yıllarımda
İş hayatımda
Memuriyet hayatımda
Çok Ülkücü dostlarım oldu.
Çok anılar anlatmışızdır birbirimize.
Çok gülmüşüzdür.
Çok küfürleşmişizdir şakadan.
Yani Ülkücüleri yakından tanırım.
Ülkü ocaklarında
Aldıkları terbiyeye, ahlak kurallarına
Verilen önemi bilirim.
Bakın teorik bilgilere girmiyorum.
Verilen ahlaktan bahsediyorum.
Ülkücüler namus değerleri
Yüksek çocuklardır.
Çünkü böyle öğretilir onlara.
Ben hayatım boyunca
İki kişi bir kişiye hiç saldırmadım.
Ben hayatım boyunca
Bir kadının yanında
Bir erkeğe saldırmadım.
Hiçbir Ülkü ocağında
Eğitimde almadım.
Bu çocuklar;
Delikanlılık, namus, ahlak, terbiye
Adalet, Allah korkusu
Eğitimlerini dibine kadar
Ocaklarda aldıkları halde
Eşinin yanında bir adama
2 kişi saldırıyorlarsa
Suç bu çocuklarda değil
Azmettirenlerde...
Ahlaksızlık, terbiyesizlik onlarda değil
Azmettirenlerde...
Ve azmettiren kimse
Derhal istifa etmelidir.
Derhal kendini imha etmelidir.
Ülkücüyse tabii...