İlayda Korkulu
Köşe Yazarı
İlayda Korkulu
 

Konuşmanın Bedeli

Bazı insanlar için sessizlik bir tercihtir. Bazıları içinse bir dayatma. Ben konuşmayı seçenlerdenim. Çünkü susmanın, insanın kendine yabancılaşması olduğunu erken yaşta öğrendim. Bir haksızlığı görüp görmezden gelmenin yalnızca o anı değil, geleceği de yaraladığını… İşte tam da bu yüzden, bedeli ne olursa olsun, konuşmayı seçtim. Hayat bazen insanı köşeye sıkıştırır. “Şimdi değil”, “zamanı değil”, “biraz bekle” denir. Oysa bazı meselelerin zamanı olmaz. Adalet ertelenmez. Vicdan takvime bakmaz. Hakikat uygun an kollamaz. O, söylenmek ister. Yaşadıklarım bana şunu öğretti: Bir insanın emeği, kimliği ya da düşüncesi pazarlık konusu yapıldığında, mesele artık yalnızca o kişi değildir. Orada daha büyük bir sorun vardır. Ve o sorun, sessizlikle büyür. Benim hikâyem tekil bir mağduriyet hikâyesi değil. Benzer duyguları yaşayan, benzer baskılarla karşılaşan, benzer cümleleri duyan birçok insan var. Kimi susuyor; çünkü korkuyor. Kimi susuyor; çünkü yalnız kalmaktan çekiniyor. Kimi de susmayı, hayatta kalmanın tek yolu sanıyor. Kimseyi yargılamıyorum. Ama kendim için başka bir yol seçtim. Çünkü konuşmak bazen kaybettirir, evet. Ama susmak, insanın kendisini kaybetmesine neden olur. Ben kendimi kaybetmek istemedim. Bu ülkede hak aramanın, soru sormanın, “neden?” demenin ne kadar zorlaştığını biliyoruz. Buna rağmen hâlâ konuşanlar varsa, bu biraz da umudu diri tutmak içindir. Çünkü umudun sesi kısılırsa, geriye sadece korku kalır. Ben korkuyla yaşamayı reddediyorum. Yaşadıklarım canımı acıttı mı? Evet. Yordu mu? Fazlasıyla. Ama şunu da gösterdi: Doğru bildiğini söylemek, insanın sırtını dikleştiriyor. Başını yastığa koyduğunda huzur veriyor. Her şeyini kaybetsen bile, kendini kaybetmediğini bilmek büyük bir güç. Bu yazı bir hesaplaşma değil. Bir çağrı da değil. Bu, sadece bir tanıklık. Kendi adıma, kendi yaşadıklarımdan süzülen bir söz. Ben korkmam. Ben konuşurum. Çünkü inanıyorum ki, bir kişinin bile sesi kısılmazsa, karanlık mutlak olamaz. Bu yazımı, suskunluğu değil sözü, teslimiyeti değil iradeyi işaret eden şu sözlerle bitirmek isterim: “İlim bende, kelâm bende, Nice nice âlem bende. Yazar levhi kalem bende, Madem ki ben bir insanım.”
Ekleme Tarihi: 05 Ocak 2026 -Pazartesi
İlayda Korkulu

Konuşmanın Bedeli

Bazı insanlar için sessizlik bir tercihtir.
Bazıları içinse bir dayatma.
Ben konuşmayı seçenlerdenim. Çünkü susmanın, insanın kendine yabancılaşması olduğunu erken yaşta öğrendim. Bir haksızlığı görüp görmezden gelmenin yalnızca o anı değil, geleceği de yaraladığını… İşte tam da bu yüzden, bedeli ne olursa olsun, konuşmayı seçtim.
Hayat bazen insanı köşeye sıkıştırır.
“Şimdi değil”, “zamanı değil”, “biraz bekle” denir.
Oysa bazı meselelerin zamanı olmaz. Adalet ertelenmez. Vicdan takvime bakmaz. Hakikat uygun an kollamaz. O, söylenmek ister.
Yaşadıklarım bana şunu öğretti: Bir insanın emeği, kimliği ya da düşüncesi pazarlık konusu yapıldığında, mesele artık yalnızca o kişi değildir. Orada daha büyük bir sorun vardır. Ve o sorun, sessizlikle büyür.
Benim hikâyem tekil bir mağduriyet hikâyesi değil. Benzer duyguları yaşayan, benzer baskılarla karşılaşan, benzer cümleleri duyan birçok insan var.
Kimi susuyor; çünkü korkuyor.
Kimi susuyor; çünkü yalnız kalmaktan çekiniyor.
Kimi de susmayı, hayatta kalmanın tek yolu sanıyor.
Kimseyi yargılamıyorum. Ama kendim için başka bir yol seçtim.
Çünkü konuşmak bazen kaybettirir, evet.
Ama susmak, insanın kendisini kaybetmesine neden olur.
Ben kendimi kaybetmek istemedim.
Bu ülkede hak aramanın, soru sormanın, “neden?” demenin ne kadar zorlaştığını biliyoruz. Buna rağmen hâlâ konuşanlar varsa, bu biraz da umudu diri tutmak içindir. Çünkü umudun sesi kısılırsa, geriye sadece korku kalır.
Ben korkuyla yaşamayı reddediyorum.
Yaşadıklarım canımı acıttı mı? Evet.
Yordu mu? Fazlasıyla.
Ama şunu da gösterdi: Doğru bildiğini söylemek, insanın sırtını dikleştiriyor. Başını yastığa koyduğunda huzur veriyor. Her şeyini kaybetsen bile, kendini kaybetmediğini bilmek büyük bir güç.
Bu yazı bir hesaplaşma değil. Bir çağrı da değil.
Bu, sadece bir tanıklık.
Kendi adıma, kendi yaşadıklarımdan süzülen bir söz.
Ben korkmam.
Ben konuşurum.
Çünkü inanıyorum ki, bir kişinin bile sesi kısılmazsa, karanlık mutlak olamaz.

Bu yazımı, suskunluğu değil sözü, teslimiyeti değil iradeyi işaret eden şu sözlerle bitirmek isterim:

“İlim bende, kelâm bende,
Nice nice âlem bende.
Yazar levhi kalem bende,
Madem ki ben bir insanım.”

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.