Ankara, geçtiğimiz günlerde dünyanın en önemli diplomatik organizasyonlarından birine ev sahipliği yaptı. NATO kapsamında devlet ve hükümet başkanları ile lider eşlerine sunulan menüler, Türkiye'nin gastronomik zenginliğini dünyaya tanıtmak adına önemli bir fırsattı.
Ancak bu önemli organizasyonun ardından Aydınlılar olarak kendimize sormamız gereken önemli bir soru var:
Aydın neredeydi?
Türkiye'nin tarım ve gastronomi hazinelerinden biri olan Aydın, bu büyük tanıtım fırsatında ne yazık ki hak ettiği yeri alamadı. Menülerde Ege'nin bazı değerleri yer bulurken, dünyanın en kaliteli tarım ürünlerinden pek çoğunu üreten Aydın'ın adı hiç anılmadı.
Tarihçi Herodot, Aydın için "Gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü" demişti. Evliya Çelebi ise "Ovalarından yağ, dağlarından bal akar." sözleriyle bu bereketli coğrafyayı anlatmıştı. Böylesine övgüler alan bir şehrin mutfağının uluslararası bir sofrada yer bulamaması düşündürücüdür.
Lider eşlerine sunulan menüde Urla'nın sakız enginarının tercih edilmesi elbette kıymetlidir. Ancak Türkiye'nin en önemli enginar üreticilerinden biri olan Aydın'ın enginarı neden o sofrada değildi?
Tatlı bölümünde ise Aydın'ın dünya markası olabilecek değerleri yine eksikti. Oysa menüde rahatlıkla İncir Uyutması yer alabilir, coğrafyamızın eşsiz lezzeti Aydın usulü Kabak Tatlısı uluslararası misafirlere ikram edilebilirdi. Dünyanın en iyi Aydın keşkegiyle övünüyoruz. Dünyanın en güzel Göce tarhanasiyla övünüyoruz ama böyle bir fırsatta tanıtım olarak yokuz. Dünyanın en kaliteli incirini üreten Aydın'ın, incirle hazırlanan özgün tatlılarının böylesine prestijli bir davette bulunmaması büyük bir eksikliktir.
Bu durum sadece bir yemek meselesi değildir.
Bu; tanıtım, marka değeri, ihracat, gastronomi turizmi ve şehir ekonomisi meselesidir.
Uluslararası zirvelerde servis edilen her ürün, milyonlarca dolarlık reklam değerine sahiptir. O sofralarda yer alan her lezzet, dünyanın dört bir yanındaki medya organlarında haber olur, şeflerin menülerine girer, turistlerin rotasına eklenir.
Biz ise bu fırsatı seyretmekle yetindik.
Peki neden?
Başta Aydın Büyükşehir Belediyesi, Aydın halkı nasıl olsa yeme içme sektörünün şehre katacağı büyük turizm ekonomisinden haberi yok. Bu konuda oy gelmeyeceğinden yatırım yapmaya gerek yok politikasından vazgeçmelidir. Bu politika Aydına ekonomik zarar veriyor.
Aydın olarak sahip olduğumuz gastronomi değerlerini yeterince sahiplenemiyoruz.
Yöresel ürünlerimizi kayıt altına almakta geç kalıyoruz.
Coğrafi işaret tescillerini aldıktan sonra bunları markaya dönüştüremiyoruz.
Ulusal ve uluslararası organizasyonlarda güçlü bir gastronomi lobisi oluşturamıyoruz.
Bugün Gaziantep, Hatay, Afyonkarahisar, Konya, Kayseri, Rize, Van ve diğer gastronomi şehirleri sadece yemek üretmiyor; şehirlerini de tanıtıyor. Belediye, valilik, üniversite, oda, borsa, üretici ve sektör temsilcileri ortak hareket ediyor.
Aydın'da ise benzer bir birliktelik ve uzun vadeli gastronomi vizyonuna her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.
Artık sadece ürün yetiştirmek yetmez.
O ürünü hikâyesiyle birlikte dünyaya sunmak gerekir.
Artık sadece coğrafi işaret almak yetmez.
O ürünü ulusal ve uluslararası sofralara taşımak gerekir.
Artık sadece festivaller düzenlemek yetmez.
Aydın mutfağını diplomatik davetlerde, uluslararası fuarlarda, Michelin yıldızlı restoranlarda ve dünya gastronomi etkinliklerinde görünür hâle getirmek gerekir.
Bunun için;
Aydın Gastronomi Konseyi oluşturulmalıdır.
Coğrafi işaretli ürünler profesyonel biçimde markalaştırılmalıdır.
Aydın mutfağının reçeteleri standartlaştırılmalı ve tanıtım materyalleri hazırlanmalıdır.
Uluslararası şefler Aydın'da ağırlanmalıdır.
Bakanlıkların düzenlediği resmî davetlerde Aydın ürünlerinin yer alması için güçlü girişimlerde bulunulmalıdır.
Aydın'ın inciri, zeytinyağı, memecik zeytini, kestanesi, çam fıstığı, enginarı, çöp şişi, keşkeği, pidesi ve tahinli pidesi, kabak tatlısı ve İncir Uyutması uluslararası gastronomi vitrininin vazgeçilmez ürünleri hâline getirilmelidir.
Çünkü gastronomi artık sadece karın doyurmak değildir.
Gastronomi; kültürdür, turizmdir, ihracattır, markadır ve kalkınmadır.
Ankara'daki NATO sofralarında Aydın'ın olmaması geçmişte kalmış bir eksiklik olabilir.
Ancak bundan sonraki uluslararası organizasyonlarda aynı eksikliği yaşamamak bizim elimizdedir.
Herodot'un "Gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü" dediği, Evliya Çelebi'nin "Ovalarından yağ, dağlarından bal akar." diye övdüğü Aydın; sadece bereketiyle değil, mutfağıyla da dünyanın konuştuğu bir şehir olmayı fazlasıyla hak ediyor.
Yeter ki bu zenginliğe birlikte sahip çıkalım.
Çünkü kaçırdığımız sadece bir yemek daveti değil, dünya vitrinine çıkma fırsatıydı.