İlayda Korkulu
Köşe Yazarı
İlayda Korkulu
 

Bugün CHP, Yarın Kim?

Türkiye uzun zamandır siyasetin sandıkta değil, mahkeme salonlarında şekillendirilmeye çalışıldığı bir dönemi yaşıyor. Son olarak CHP kurultayına ilişkin verilen “mutlak butlan” kararı ve ardından yaşananlar, yalnızca bir partinin iç meselesi olarak görülemez. Çünkü mesele artık bir kurultayın geçerliliğini aşmış, doğrudan siyasal meşruiyet tartışmasına dönüşmüştür. CHP delegeleri oy kullandı, bir genel başkan seçti ve parti yönetimi belirlendi. Aradan geçen sürenin ardından mahkeme eliyle bu iradenin yok sayılması, demokratik siyasetin temel ilkeleri açısından ciddi soru işaretleri doğurdu. Daha da önemlisi, kararın ardından CHP Genel Merkezi’nde yaşanan görüntüler Türkiye demokrasisi adına kaygı vericiydi. Bir siyasi partinin genel merkezine polis müdahalesi yapılması, kapıların kırılması, biber gazı kullanılması ve seçilmiş yöneticilerin binadan çıkarılması hafızalara kazınacak görüntüler yarattı. Demokrasi yalnızca seçim günü sandık kurmak değildir. Demokrasi aynı zamanda siyasi rekabetin hukuk kisvesi altında şekillendirilmesine karşı çıkabilmektir. Bu süreçte Özgür Özel’in tavrı dikkat çekiciydi. Koltuğunu korumaya çalışan bir siyasetçiden çok, kendisine verilen yetkinin arkasında duran bir siyasi lider görüntüsü verdi. “CHP bundan sonra sokaktadır, meydandadır” sözü yalnızca bir tepki değil, siyasetin yeniden halkın içine taşınacağına dair bir mesajdı. Özel’i destekleyenler açısından mesele artık kişisel bir liderlik yarışı değil. Mesele, milyonlarca seçmenin ve yüzlerce delegenin ortaya koyduğu iradenin korunması meselesi. Bir siyasi partinin yönetimi değişecekse bunun yolu yine delegeden, üyeden ve sandıktan geçmelidir. Mahkeme kararlarıyla, polis müdahaleleriyle ya da idari baskılarla değil. Elbette CHP içinde farklı görüşler olabilir. Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyenler de, Özgür Özel’i destekleyenler de demokratik haklarını kullanmaktadır. Ancak demokrasinin özü, siyasi mücadeleyi yargısal ve güvenlikçi yöntemlerle değil, siyasi yöntemlerle yürütmektir. Bugün CHP’de yaşananlar yarın başka bir parti için emsal haline gelebilir. Bu nedenle mesele sadece CHP’nin değil, Türkiye’de siyaset kurumunun geleceğidir. Seçilmiş bir genel başkanın meşruiyetini tartışmaya açmanın yolu mahkeme koridorları değil, yine parti içi demokratik süreçlerdir. Demokrasi bazen sevmediğimiz sonuçlara da saygı göstermeyi gerektirir. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey daha fazla kutuplaşma değil, daha fazla demokrasi. Daha fazla polis müdahalesi değil, daha fazla siyasi rekabet. Daha fazla vesayet değil, daha fazla halk iradesidir. Bugün savunulması gereken kişi Özgür Özel’den ve seçilmiş iradenin kendisidir.
Ekleme Tarihi: 01 Haziran 2026 -Pazartesi
İlayda Korkulu

Bugün CHP, Yarın Kim?

Türkiye uzun zamandır siyasetin sandıkta değil, mahkeme salonlarında şekillendirilmeye çalışıldığı bir dönemi yaşıyor. Son olarak CHP kurultayına ilişkin verilen “mutlak butlan” kararı ve ardından yaşananlar, yalnızca bir partinin iç meselesi olarak görülemez. Çünkü mesele artık bir kurultayın geçerliliğini aşmış, doğrudan siyasal meşruiyet tartışmasına dönüşmüştür.
CHP delegeleri oy kullandı, bir genel başkan seçti ve parti yönetimi belirlendi. Aradan geçen sürenin ardından mahkeme eliyle bu iradenin yok sayılması, demokratik siyasetin temel ilkeleri açısından ciddi soru işaretleri doğurdu. Daha da önemlisi, kararın ardından CHP Genel Merkezi’nde yaşanan görüntüler Türkiye demokrasisi adına kaygı vericiydi.
Bir siyasi partinin genel merkezine polis müdahalesi yapılması, kapıların kırılması, biber gazı kullanılması ve seçilmiş yöneticilerin binadan çıkarılması hafızalara kazınacak görüntüler yarattı. Demokrasi yalnızca seçim günü sandık kurmak değildir. Demokrasi aynı zamanda siyasi rekabetin hukuk kisvesi altında şekillendirilmesine karşı çıkabilmektir.
Bu süreçte Özgür Özel’in tavrı dikkat çekiciydi. Koltuğunu korumaya çalışan bir siyasetçiden çok, kendisine verilen yetkinin arkasında duran bir siyasi lider görüntüsü verdi. “CHP bundan sonra sokaktadır, meydandadır” sözü yalnızca bir tepki değil, siyasetin yeniden halkın içine taşınacağına dair bir mesajdı.
Özel’i destekleyenler açısından mesele artık kişisel bir liderlik yarışı değil. Mesele, milyonlarca seçmenin ve yüzlerce delegenin ortaya koyduğu iradenin korunması meselesi. Bir siyasi partinin yönetimi değişecekse bunun yolu yine delegeden, üyeden ve sandıktan geçmelidir. Mahkeme kararlarıyla, polis müdahaleleriyle ya da idari baskılarla değil.
Elbette CHP içinde farklı görüşler olabilir. Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyenler de, Özgür Özel’i destekleyenler de demokratik haklarını kullanmaktadır. Ancak demokrasinin özü, siyasi mücadeleyi yargısal ve güvenlikçi yöntemlerle değil, siyasi yöntemlerle yürütmektir. Bugün CHP’de yaşananlar yarın başka bir parti için emsal haline gelebilir. Bu nedenle mesele sadece CHP’nin değil, Türkiye’de siyaset kurumunun geleceğidir.
Seçilmiş bir genel başkanın meşruiyetini tartışmaya açmanın yolu mahkeme koridorları değil, yine parti içi demokratik süreçlerdir. Demokrasi bazen sevmediğimiz sonuçlara da saygı göstermeyi gerektirir.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey daha fazla kutuplaşma değil, daha fazla demokrasi. Daha fazla polis müdahalesi değil, daha fazla siyasi rekabet. Daha fazla vesayet değil, daha fazla halk iradesidir.
Bugün savunulması gereken kişi Özgür Özel’den ve seçilmiş iradenin kendisidir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.