İbrahim Gürdal
Köşe Yazarı
İbrahim Gürdal
 

YARIM YAZI

12 Eylül çocuklarıyız biz… Geçenlerde bir yerde okumuştum; Kimine göre üretim hatası… Kimine göre özel üretim… Bebeklik resimlerimiz azdır bizim. Renkli çocukluk fotolarımız da azdır... 5 ihtilal gördü bizim nesil; 6 muhtıra; 7 postmodern darbe; Ve bunlardan paçayı yırtabildik. Ya da öyle sandık…                                          En az 10 ekonomik kriz gördük… Yoklukla terbiye edildik, Ve dirençli kalabildik. Ahlaklı olmaya özen gösteren, Utanmayı bilen, Ar duygusu üst düzey olan Bir nesildik biz. Arkadaşlığı kardeşlik boyutunda yaşadık Adam satmak mı? O da yoktu bizim kitabımızda… Kankardeş olmak diye, Bir terim vardı mesela… Parmaklarımızı (işaret) kesip, Kanlarımızı birbirine bulardık. Ölünceye kadar kardeş kalmak… Haydi şimdi yapın! Hijyenmiş, Hepatit B’ymiş, HIV Pozitif’miş, Götü yiyen kankardeş olsun hadi! Haydi oldun; Kankardeşliğin kutsallığını İdrak et haydi!   Sakız sattım mesela… Parayla Teksas, Tommiks okuttum. Kaptan Swing, Mandrake, Kızılmaske, Tombraks hatırladıklarım… Para kazanır, Bu kitapların yeni serilerini alırdım. Parayı harcamazdık yani, Sermayeye aktarırdık. Bütün hayvanları iyi bilirim mesela… Dandy hayvanlar serisi biriktirdim. Vaşak'ın bütün özelliklerini bilirim; Ondandır yavşağı ayırt edebilmem… Antilop'un kaç metre Sıçradığını bilirim mesela; Ondandır; mıh gibi duran adamla Tıs tıs sıçrayan adamı ayırt edebilmem...   Çok kitap okurduk… İlk kitabım; Kemalettin Tuğcu'nun “Anasının Kuzusu” idi. Ağlaya ağlaya bitirdim kitabı Duyguya geeellll ...   Öyle dershane filan bilmezdik. Üniversiteye hazırlık filan hak getire… Zaten dershaneler de, Sadece Ankara'daydı. ARI Dershanesi’ni hatırlayanlar vardır…   Adana'da okurken çalışmıştım. Nerede derseniz, Şimdiki Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı'nın şirketinde... Yük olmamaya çalışırdık ailemize, Öyle büyük paralar harcayacak, Duygularda ve zamanlarda hiç olmadık. Görevimizi, sorumluluğumuzu bilirdik. Belli bir disiplin hep vardı. Mesela hiç alarm kurmam ben Uçağım mı var? Gece 04.00’te uyanmam mı lazım? Dörde on kala, Uyanırım alarmsız.   15 yıl devlet memurluğu yaptım. Gece on ikilere kadar Çalıştığımız günlerde bile, Sabah 8.30'da mesaide, İşimin başında olmuşumdur. Rahatlığı, dokunulmazlığı 15 yıl boyunca Hiç suistimal etmedim.   Devlet üstümüzden geçti bizim… Geçme notu üniversitede 50'ydi, 60'a çıkardı okul senatosu… Öğrenci temsilcileri olarak, Rektöre çıktık. Rektör bize; "Kafamı bozmayın 70 yaparım" dedi. Biz de tıpış tıpış çıktık odadan. Fişlenmekten, Okuldan atılmaktan çok korkardık…   Kavgaya karışmaktan hiç çekinmedik; Çok dayak yedim ülkücülerden. Ama hiç iki kişi bir olup, Tek kişiye saldırmadık. Merttik yani… Çoğu zaman komik gelirdi, Yediğimiz dayak...   Vefayı, paylaşmayı bilirdik… Son lokmamızı paylaşırdık… Üniversitede ailelerimizden gelen Paralarımızı paylaşırdık… Hiç sevgilimizle el ele Tutuşup gezmedik biz. Bol platonik aşklarımız olurdu. Çok kolay âşık olur bizim nesil… Âşık olunca da; Ayağı yerden kesilir.   Dişbudak ağacından Topaçlarımız vardı. Bilyelerimiz vardı yüzlerce… Aşık kemiği derler; Kemiğin içini kurşunla doldurur, Onu ağırlaştırıp Bilye gibi oynardık. Babama Pinokyo bisiklet Aldırabilmek için, Üç yıl yalvardığımı bilirim. Esem sport ayakkabı giyerdim Daha iyisi Mekap’tı Hani şu dağdaki teröristlerin giydiği… Yeni ayakkabı alınca, İlk gece başucumuza koyar, Öyle uyurduk. Değere bakar mısınız? Ben hâlâ öyleyimdir mesela…   Nüfus sayımlarında Sokağa çıkamazken halk; Biz çok severdik… Dışarıda gezmeyi, polisten kaçmayı…   İlk şehidimizi verdiğimizde, 1985 yılıydı… Süleyman Aydın. Önceleri anlamadık ne olduğunu, Travması yıllar yıllar geçmedi. Çok yürekler dağlandı… Çok asker arkadaşımız şehit oldu… Ondandır; Çerçeve Yasa’dır... Apo'ya villadır… Umut hakkıdır... Hazmedemememiz.   Bu satırları; Cumartesi günü yazdım. Pazar eklemeler yaparım dedim, Pazartesi yayına alırız dedim. Ama o da ne? Cumartesi öğleden sonra Canımız ciğerimiz Ali Çankır'ımız vefat etti. O da bizim neslin özel üretimiydi. Ne elimin canı, Ne kalemimin mürekkebi kaldı. Affedin... Yarım bir yazıdır bu... Tıpkı Ali Çankır'ın, Bizi yarım bıraktığı gibi ...
Ekleme Tarihi: 14 Eylül 2026 -Pazartesi
İbrahim Gürdal

YARIM YAZI

12 Eylül çocuklarıyız biz…

Geçenlerde bir yerde okumuştum;

Kimine göre üretim hatası

Kimine göre özel üretim

Bebeklik resimlerimiz azdır bizim.

Renkli çocukluk fotolarımız da azdır...

5 ihtilal gördü bizim nesil;

6 muhtıra;

7 postmodern darbe;

Ve bunlardan paçayı yırtabildik.

Ya da öyle sandık…                                         

En az 10 ekonomik kriz gördük…

Yoklukla terbiye edildik,

Ve dirençli kalabildik.

Ahlaklı olmaya özen gösteren,

Utanmayı bilen,

Ar duygusu üst düzey olan

Bir nesildik biz.

Arkadaşlığı kardeşlik boyutunda yaşadık

Adam satmak mı?

O da yoktu bizim kitabımızda…

Kankardeş olmak diye,

Bir terim vardı mesela…

Parmaklarımızı (işaret) kesip,

Kanlarımızı birbirine bulardık.

Ölünceye kadar kardeş kalmak…

Haydi şimdi yapın!

Hijyenmiş,

Hepatit B’ymiş,

HIV Pozitif’miş,

Götü yiyen kankardeş olsun hadi!

Haydi oldun;

Kankardeşliğin kutsallığını

İdrak et haydi!

 

Sakız sattım mesela…

Parayla Teksas, Tommiks okuttum.

Kaptan Swing, Mandrake,

Kızılmaske, Tombraks hatırladıklarım…

Para kazanır,

Bu kitapların yeni serilerini alırdım.

Parayı harcamazdık yani,

Sermayeye aktarırdık.

Bütün hayvanları iyi bilirim mesela…

Dandy hayvanlar serisi biriktirdim.

Vaşak'ın bütün özelliklerini bilirim;

Ondandır yavşağı ayırt edebilmem

Antilop'un kaç metre

Sıçradığını bilirim mesela;

Ondandır; mıh gibi duran adamla

Tıs tıs sıçrayan adamı ayırt edebilmem...

 

Çok kitap okurduk…

İlk kitabım;

Kemalettin Tuğcu'nun

“Anasının Kuzusu” idi.

Ağlaya ağlaya bitirdim kitabı

Duyguya geeellll ...

 

Öyle dershane filan bilmezdik.

Üniversiteye hazırlık filan hak getire…

Zaten dershaneler de,

Sadece Ankara'daydı.

ARI Dershanesi’ni hatırlayanlar vardır…

 

Adana'da okurken çalışmıştım.

Nerede derseniz,

Şimdiki Beşiktaş Başkanı

Serdal Adalı'nın şirketinde...

Yük olmamaya çalışırdık ailemize,

Öyle büyük paralar harcayacak,

Duygularda ve zamanlarda hiç olmadık.

Görevimizi, sorumluluğumuzu bilirdik.

Belli bir disiplin hep vardı.

Mesela hiç alarm kurmam ben

Uçağım mı var?

Gece 04.00’te uyanmam mı lazım?

Dörde on kala,

Uyanırım alarmsız.

 

15 yıl devlet memurluğu yaptım.

Gece on ikilere kadar

Çalıştığımız günlerde bile,

Sabah 8.30'da mesaide,

İşimin başında olmuşumdur.

Rahatlığı, dokunulmazlığı

15 yıl boyunca

Hiç suistimal etmedim.

 

Devlet üstümüzden geçti bizim…

Geçme notu üniversitede 50'ydi,

60'a çıkardı okul senatosu…

Öğrenci temsilcileri olarak,

Rektöre çıktık.

Rektör bize;

"Kafamı bozmayın 70 yaparım" dedi.

Biz de tıpış tıpış çıktık odadan.

Fişlenmekten,

Okuldan atılmaktan çok korkardık…

 

Kavgaya karışmaktan hiç çekinmedik;

Çok dayak yedim ülkücülerden.

Ama hiç iki kişi bir olup,

Tek kişiye saldırmadık.

Merttik yani…

Çoğu zaman komik gelirdi,

Yediğimiz dayak...

 

Vefayı, paylaşmayı bilirdik…

Son lokmamızı paylaşırdık…

Üniversitede ailelerimizden gelen

Paralarımızı paylaşırdık…

Hiç sevgilimizle el ele

Tutuşup gezmedik biz.

Bol platonik aşklarımız olurdu.

Çok kolay âşık olur bizim nesil…

Âşık olunca da;

Ayağı yerden kesilir.

 

Dişbudak ağacından

Topaçlarımız vardı.

Bilyelerimiz vardı yüzlerce…

Aşık kemiği derler;

Kemiğin içini kurşunla doldurur,

Onu ağırlaştırıp

Bilye gibi oynardık.

Babama Pinokyo bisiklet

Aldırabilmek için,

Üç yıl yalvardığımı bilirim.

Esem sport ayakkabı giyerdim

Daha iyisi Mekap’tı

Hani şu dağdaki teröristlerin giydiği…

Yeni ayakkabı alınca,

İlk gece başucumuza koyar,

Öyle uyurduk.

Değere bakar mısınız?

Ben hâlâ öyleyimdir mesela…

 

Nüfus sayımlarında

Sokağa çıkamazken halk;

Biz çok severdik…

Dışarıda gezmeyi, polisten kaçmayı…

 

İlk şehidimizi verdiğimizde,

1985 yılıydı… Süleyman Aydın.

Önceleri anlamadık ne olduğunu,

Travması yıllar yıllar geçmedi.

Çok yürekler dağlandı…

Çok asker arkadaşımız şehit oldu…

Ondandır;

Çerçeve Yasa’dır...

Apo'ya villadır…

Umut hakkıdır...

Hazmedemememiz.

 

Bu satırları;

Cumartesi günü yazdım.

Pazar eklemeler yaparım dedim,

Pazartesi yayına alırız dedim.

Ama o da ne?

Cumartesi öğleden sonra

Canımız ciğerimiz

Ali Çankır'ımız vefat etti.

O da bizim neslin özel üretimiydi.

Ne elimin canı,

Ne kalemimin mürekkebi kaldı.

Affedin...

Yarım bir yazıdır bu...

Tıpkı Ali Çankır'ın,

Bizi yarım bıraktığı gibi ...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

14
Eylül
07
Eylül
31
Ağustos
24
Ağustos
10
Ağustos
03
Ağustos
20
Temmuz
13
Temmuz
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.