12 Eylül çocuklarıyız biz…
Geçenlerde bir yerde okumuştum;
Kimine göre üretim hatası…
Kimine göre özel üretim…
Bebeklik resimlerimiz azdır bizim.
Renkli çocukluk fotolarımız da azdır...
5 ihtilal gördü bizim nesil;
6 muhtıra;
7 postmodern darbe;
Ve bunlardan paçayı yırtabildik.
Ya da öyle sandık…
En az 10 ekonomik kriz gördük…
Yoklukla terbiye edildik,
Ve dirençli kalabildik.
Ahlaklı olmaya özen gösteren,
Utanmayı bilen,
Ar duygusu üst düzey olan
Bir nesildik biz.
Arkadaşlığı kardeşlik boyutunda yaşadık
Adam satmak mı?
O da yoktu bizim kitabımızda…
Kankardeş olmak diye,
Bir terim vardı mesela…
Parmaklarımızı (işaret) kesip,
Kanlarımızı birbirine bulardık.
Ölünceye kadar kardeş kalmak…
Haydi şimdi yapın!
Hijyenmiş,
Hepatit B’ymiş,
HIV Pozitif’miş,
Götü yiyen kankardeş olsun hadi!
Haydi oldun;
Kankardeşliğin kutsallığını
İdrak et haydi!
Sakız sattım mesela…
Parayla Teksas, Tommiks okuttum.
Kaptan Swing, Mandrake,
Kızılmaske, Tombraks hatırladıklarım…
Para kazanır,
Bu kitapların yeni serilerini alırdım.
Parayı harcamazdık yani,
Sermayeye aktarırdık.
Bütün hayvanları iyi bilirim mesela…
Dandy hayvanlar serisi biriktirdim.
Vaşak'ın bütün özelliklerini bilirim;
Ondandır yavşağı ayırt edebilmem…
Antilop'un kaç metre
Sıçradığını bilirim mesela;
Ondandır; mıh gibi duran adamla
Tıs tıs sıçrayan adamı ayırt edebilmem...
Çok kitap okurduk…
İlk kitabım;
Kemalettin Tuğcu'nun
“Anasının Kuzusu” idi.
Ağlaya ağlaya bitirdim kitabı
Duyguya geeellll ...
Öyle dershane filan bilmezdik.
Üniversiteye hazırlık filan hak getire…
Zaten dershaneler de,
Sadece Ankara'daydı.
ARI Dershanesi’ni hatırlayanlar vardır…
Adana'da okurken çalışmıştım.
Nerede derseniz,
Şimdiki Beşiktaş Başkanı
Serdal Adalı'nın şirketinde...
Yük olmamaya çalışırdık ailemize,
Öyle büyük paralar harcayacak,
Duygularda ve zamanlarda hiç olmadık.
Görevimizi, sorumluluğumuzu bilirdik.
Belli bir disiplin hep vardı.
Mesela hiç alarm kurmam ben
Uçağım mı var?
Gece 04.00’te uyanmam mı lazım?
Dörde on kala,
Uyanırım alarmsız.
15 yıl devlet memurluğu yaptım.
Gece on ikilere kadar
Çalıştığımız günlerde bile,
Sabah 8.30'da mesaide,
İşimin başında olmuşumdur.
Rahatlığı, dokunulmazlığı
15 yıl boyunca
Hiç suistimal etmedim.
Devlet üstümüzden geçti bizim…
Geçme notu üniversitede 50'ydi,
60'a çıkardı okul senatosu…
Öğrenci temsilcileri olarak,
Rektöre çıktık.
Rektör bize;
"Kafamı bozmayın 70 yaparım" dedi.
Biz de tıpış tıpış çıktık odadan.
Fişlenmekten,
Okuldan atılmaktan çok korkardık…
Kavgaya karışmaktan hiç çekinmedik;
Çok dayak yedim ülkücülerden.
Ama hiç iki kişi bir olup,
Tek kişiye saldırmadık.
Merttik yani…
Çoğu zaman komik gelirdi,
Yediğimiz dayak...
Vefayı, paylaşmayı bilirdik…
Son lokmamızı paylaşırdık…
Üniversitede ailelerimizden gelen
Paralarımızı paylaşırdık…
Hiç sevgilimizle el ele
Tutuşup gezmedik biz.
Bol platonik aşklarımız olurdu.
Çok kolay âşık olur bizim nesil…
Âşık olunca da;
Ayağı yerden kesilir.
Dişbudak ağacından
Topaçlarımız vardı.
Bilyelerimiz vardı yüzlerce…
Aşık kemiği derler;
Kemiğin içini kurşunla doldurur,
Onu ağırlaştırıp
Bilye gibi oynardık.
Babama Pinokyo bisiklet
Aldırabilmek için,
Üç yıl yalvardığımı bilirim.
Esem sport ayakkabı giyerdim
Daha iyisi Mekap’tı
Hani şu dağdaki teröristlerin giydiği…
Yeni ayakkabı alınca,
İlk gece başucumuza koyar,
Öyle uyurduk.
Değere bakar mısınız?
Ben hâlâ öyleyimdir mesela…
Nüfus sayımlarında
Sokağa çıkamazken halk;
Biz çok severdik…
Dışarıda gezmeyi, polisten kaçmayı…
İlk şehidimizi verdiğimizde,
1985 yılıydı… Süleyman Aydın.
Önceleri anlamadık ne olduğunu,
Travması yıllar yıllar geçmedi.
Çok yürekler dağlandı…
Çok asker arkadaşımız şehit oldu…
Ondandır;
Çerçeve Yasa’dır...
Apo'ya villadır…
Umut hakkıdır...
Hazmedemememiz.
Bu satırları;
Cumartesi günü yazdım.
Pazar eklemeler yaparım dedim,
Pazartesi yayına alırız dedim.
Ama o da ne?
Cumartesi öğleden sonra
Canımız ciğerimiz
Ali Çankır'ımız vefat etti.
O da bizim neslin özel üretimiydi.
Ne elimin canı,
Ne kalemimin mürekkebi kaldı.
Affedin...
Yarım bir yazıdır bu...
Tıpkı Ali Çankır'ın,
Bizi yarım bıraktığı gibi ...