Yelis Ayaz’ın Avukatından Tutuklama Tepkisi: Basın Özgürlüğü İhlal Edildi
Yelis Ayaz’ın Avukatından Tutuklama Tepkisi: Basın Özgürlüğü İhlal Edildi
Avukat Akın Yakan, müvekkili AydınPost imtiyaz sahibi, gazeteci Yelis Ayaz’ın tutuklanmasına ilişkin kapsamlı bir hukuki değerlendirme yayımladı. Açıklamada, Ayaz hakkında verilen tutuklama kararının hukuka, Anayasa Mahkemesi içtihatlarına ve basın özgürlüğüne açıkça aykırı olduğu savunuldu.
Aydınpost internet haber sitesinin imtiyaz sahibi ve genel yayın yönetmeni olan Yelis Ayaz’ın, AKP Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş’ın oğluna ilişkin iddiaları köşe yazısında gündeme taşımasının ardından hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla dava açılmış, ardından da tutuklanmıştı.
“Birçok Kaynaktan Bilgi Geldi”
Avukat Akın Yakan tarafından yapılan açıklamada, Ayaz’ın yazıyı kaleme almadan önce çeşitli kaynaklardan bilgi aldığı, çok sayıda gazetecinin aynı konuyu haberleştirdiği ve bazı velilerin de olayın doğru olduğuna yönelik mesajlar gönderdiği belirtildi.
Savunmada ayrıca, olayla ilgili CİMER’e birden fazla başvuru yapıldığı ve bu başvuruların dosyaya sonradan girdiği ifade edildi. Açıklamada, söz konusu başvuruların araştırılmadan tutuklama kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu savunuldu.
“Gazeteci Savcı Gibi Davranmak Zorunda Değil”
Hukuki değerlendirmede, Anayasa Mahkemesi’nin basın özgürlüğüne ilişkin kararlarına da yer verildi. Açıklamada, gazetecilerin haber yaparken savcı gibi kesin delil toplamak zorunda olmadığı, haberin yapıldığı anda elde bulunan verilerin doğruluğuna kanaat getirilmesinin yeterli olduğu vurgulandı.
Avukat Yakan, müvekkilinin kamuoyunda korku veya panik yaratma amacıyla hareket etmediğini, aksine toplum güvenliği açısından önemli gördüğü bir iddiayı gündeme taşıdığını belirtti.
“Tutuklama Ölçüsüz”
Açıklamada, suçlamaya konu Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesindeki cezanın alt sınırının düşük olduğu, olası bir mahkûmiyet halinde dahi hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya adli para cezası uygulanmasının kuvvetle muhtemel olduğu ifade edildi.
Bu nedenle tutuklama tedbirinin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu belirtilen açıklamada, “Sabıkası bulunmayan bir gazetecinin yatarı olmayan bir suçlama nedeniyle tutuklanması kabul edilemez” denildi.
“CİMER Başvuruları Araştırılmalı”
Savunmada ayrıca, CİMER başvurularını yapan kişilerin kimliklerinin tespit edilerek ifadelerinin alınması gerektiği kaydedildi. Dosyada yer alan bazı tarih ve olay bilgilerinin birbiriyle çeliştiği belirtilirken, olayın tam anlamıyla aydınlatılmadan tutuklama kararı verilmesinin ciddi hukuki sorun doğurduğu savunuldu.
Avukat Akın Yakan, müvekkili hakkında verilen tutuklama kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, kararın adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ifade etti.
Avukat Anıl Yakan’ın açıklaması şu şekilde:
Müvekkilem Yelis Ayaz’ın yaşadığı süreç ve tutuklanması hakkında hukuki değerlendirme aşağıda sunulmuştur.
A.Hukuki ve Fiili Süreç
1)Müvekkilim Yelis Ayaz Aydın ilinde gazetecilik yapmakta olup Aydınpost isimli internet gazetesinin genel yayın yönetmeni ve imtiyaz sahibidir. Müvekkilim çevresindeki farklı insanlardan Adalet ve Kalkınma Partisi Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş’ın oğlunun öğrenim gördüğü … Koleji isimli okula silah ve bıçak getirdiğini, bu silah ve bıçak ile okulda fotoğraf çekildiklerini hatta bazı arkadaşlarının kafasına bu silahı dayadığı bilgisini duymuştur.
2)Müvekkilim ilgili köşe yazısını yazmadan önce tekrardan bir araştırma yapmış ve bu haberin doğru olduğuna kanaat getirmiştir. 20-21 Nisan tarihlerinde 5-6 adet gazetecinin bu hususu haberleştirmesinin ardından müvekkilimiz de Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen vahim saldırıların ilimizde yaşanmaması amacıyla 20.04.2026 tarihli ilk köşe yazısını yazmıştır.
3)Müvekkilim yazı içerisinde hiçbir şekilde isim vermemiş olup “bir siyasetçinin oğlunun okula silah getirdiği iddiası konuşuluyor, inşallah doğru değildir” ifadesi ile ilgili iddiaları ortaya koymuştur. Bunun üzerine müvekkilim 21.04.2026 tarihinde ilk yazı ile ilgili ifadeye çağırılmış ve müvekkilim ifadesinde bu konuda bir çok yerden bilgi ve duyum aldığını bu hususta İl Milli Eğitim bünyesinde dilekçe olarak kayda giren bir durum olup olmadığının tespit edilmesini istemiştir. Müvekkilim ifadenin ardından serbest bırakılmıştır.
4)Söz konusu ifade sürecinin basında yer bulmasının ardından yine Aydın … Kolejinde çocuğu öğrenim gören bir veli İnstagram uygulaması üzerinden müvekkilimize mesaj atarak tüm iddiaların doğru olduğunu ifade etmiştir.
5)Müvekkilimizin iddialarına ilişkin olarak Aydın İl Emniyet Müdürlüğü’nün 21.04.2026 tarihli ve E-79632133-91244-2026042114085430781 sayılı yazısı ile bu husus Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğüne sorulmuştur. Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü 22.04.2026 tarihli ve E-54053992-622.01-158495370 sayılı yazısı ile kuruma ulaşan bir şikayet ve ihbar olmadığını belirtmiştir.
6)Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2026/2556 İddianame numaralı iddianamesi ile halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçundan (TCK m.217/A-1) müvekkilim hakkında iddianame düzenlenmiş ve Aydın 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2026/404 esas numaralı dosyası ile ceza davası açılmıştır.
7)Davanın açılmasından sonra İl Milli Eğitim Müdürlüğü 30.04.2026 tarihli E-60011129-622.01-159108503 sayılı, savcılık talimatına esas bilgi/belge konulu yazısı ile, 22.04.2026 tarihli yazıda herhangi bir şikayet olmadığı yönünde yazı bildirilmişse de 23.04.2026 tarihinde dört adet CİMER başvurusu yapıldığını, başvuru numaralarının; 2601991412, 2601990984, 2601991263, 2601991323 olduğunu beyan etmiştir.
8)Daha sonra İl Milli Eğitim Müdürlüğü 12.05.2026 tarihli E-60011129-622.01-1600624661 sayılı ek belge konulu bir yazı daha yazarak 08.05.2026 tarihli 2602272414 ve 2602274327 sayılı iki adet CİMER başvurusu daha olduğunu belirterek hepsinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
9)Müvekkilim Aydın 6.Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davaya ilişkin belgeleri görüntülemek üzere UYAP Vatandaş Portal uygulamasına girdiğinde söz konusu CİMER başvuruları ve ilgili fotoğrafı görmüş, kendisine çok sayıda bu yönde bilgi gelmesi, CİMER’e bu konuda olayı doğrulayan çok sayıda şikayet gelmiş olması, olaya ilişkin bir adet görselin de başvurularda yer alması ve İnstagram üzerinden bir velinin de bu olayları doğrulaması üzerine müvekkilim 14.05.2026 tarihli ikinci köşe yazısını yazmıştır.
10)Yazısı içerisinde müvekkilim ilk yazısında belirttiği iddiaların doğru çıktığını, CİMER şikayetlerinin bu hususu doğruladığını ifade etmiştir. Bu yazıyı yazması üzerine müvekkilim 15.05.2026 tarihinde gözaltına alınmıştır. Kollukta alınan ifadesinde müvekkilime bildikleri sorulmuş ve ek herhangi bir belge gösterilmemiştir.
11)Savcılık ifadesinden önce ise savcı dosyaya yeni bir belge geldiğini bu belgeyi de incelememiz gerektiğini beyan etmiştir. İlgili belgede … Kolejinde okul idaresinin tuttuğu bir tutanak yer almakta olup, bu olayın 2024 tarihli bir olay olduğu ve kişilerin Seda Sarıbaş’ın oğlu değil de başka şahıslar olduğu, ayrıca şahısların bu eylemleri nedeniyle okuldan 5 gün süre ile uzaklaştırıldıklarını silahın da oyuncak silah olduğu ifade edilmiştir.
12)Gerek savcılık gerek Sulh Ceza Hakimliği karşısındaki ifadelerinde müvekkilimiz tarafından kendisine çok sayıda kaynaktan bu haberin doğru olduğuna yönelik bilgi geldiğini, CİMER başvurularının tamamında olay tarihinin 2025 olarak belirtildiği, … Kolejinde tutulan tutanakta ise olay tarihinin 2024 olduğu iki olayın birbirlerinden farklı olduğu ifade edilmiştir. Buna ek olarak elindeki tek bilginin bu başvurular olmadığını İnstagram üzerinden bir velinin de mesaj attığı ifade edilmiş, velinin atmış olduğu bu mesaj da (2.sayfada görsel olarak paylaşımıştır) savcılık aşamasında dosyaya sunulmuştur.
13)CİMER şikayetlerini yapan kişiler ve İnstagram üzerinden mesaj atan kişilerin ifadesinin alınması durumunda bu iddiaların doğruluğu ortaya çıkabilecekken savcılık bu iddiaları ve tanıkları araştırmaksızın müvekkilimi tutukluğa sevk etmiştir.
14)Aydın 2.Sulh Ceza Hakimliği’nin 2026/180 sorgu numaralı 15.05.2026 tarihli kararıyla müvekkilimin tutuklanmasına karar verilmiştir. Bu karar hukuki dayanaktan yoksun olup, gelinen aşamada verilen tutukluluk kararı yasal dayanaktan yoksun ve son derece ağır bir tedbirdir. Şöyle ki;
B.Hukuki Yönden Değerlendirme
1)CİMER başvuruları ve tanıklar yönünden deliller toplanmamıştır.
Yukarıda ayrıntılarıyla ifade ettiğim üzere haber içeriğine konu CİMER başvurularının 4 tanesi öğrenci 1 tanesi ise okulda öğrencisi bulunan bir veliye aittir. Söz konusu başvurularda müvekkilimin yazdığı yazıların doğru olduğu açıkça ifade edilmiştir. Başvurucuların isimlerini gizlemeleri nedeniyle savcılık bu hususta araştırma yapmamıştır.
Devletin kayıtlarında başvurucuların isimleri bulunmakta olup, tanıkların beyanları soruşturmanın esası yönünden son derece önemlidir. Buna ek olarak müvekkilime bir adet veli de instagram üzerinden mesaj atmış bu mesaj savcılık dosyasına sunulmuştur. Öncelikle bu delillerin toplanması gerekirken müvekkilimin özgürlüğü kısıtlayıcı bir tedbir olan tutukluluk tedbiriyle karşı karşıya kalması hukuka aykırıdır.
Söz konusu iddialar son derece vahim iddialar olup CİMER başvurularından bağımsız olarak bu hususun da savcılık tarafından araştırılması gerekmektedir.
2)Dosyada yer alan tutanak ve CİMER başvurularında belirtilen tarihler uyuşmamaktadır.
Gerek savcılık gerek ise Sulh Ceza Hakimliği’nce dosyadaki tutanakların doğru olduğu kanaatiyle işlem yapılmışsa da, dosyada bulunan tutanaklarda olay tarihi 2024 olarak belirtilmiştir. CİMER başvurularının tamamında ise olay tarihi olarak 2025 tarihi ifade edilmiştir.
Bahsedilen olayın birden fazla kez tekrarlanmış olma ihtimali bulunmakta olup bu hususun da araştırılması gerekmektedir.
3)Anayasa Mahkemesi kararları yönünden değerlendirme
İşbu olayı sağlıklı bir şekilde değerlendirebilmek adına Anayasa Mahkemesi’nin 2022/129 Esas, 2023/189 karar sayılı, 08/11/2023 tarihli kararını irdelemek gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 2023/189 Karar sayılı kararının 19. Paragrafı şu şekildedir;
“Anayasa Mahkemesi ayrıca basın özgürlüğü kapsamında bir değerlendirme yapılırken basının bir olgunun doğruluğunu kanıtlayan savcı gibi hareket etmesinin kendisinden beklenemeyeceğini, basının araştırma yükümlülüğünün somut gerçeklik anlamında değil yayının yapıldığı andaki olayın ortaya çıkma biçimine uygunluk olarak anlaşılmasını gerektiğini belirtmiştir…”
Nitekim Anayasa Mahkemesi bu paragrafın sonunda benzer değerlendirmelere yer verdiği iki adet karara da atıf yapmıştır. Atıf yapılan karar künyeleri şu şekildedir;
“Orhan Pala, B.No: 2014/2983, 15/2/2017, 51.paragraf”
“Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Ltd. Şti. (2), 2016/12313, 26/12/2019, 52.paragraf”
Anayasa Mahkemesi’nin farklı farklı kararlarda bu değerlendirmeye yer vermiş olması bu düşüncenin istikrar kazandığını ispatlar nitelikte olup yapılan değerlendirme somut olay yönünden son derece önem arz etmektedir.
Somut olay yönünden değerlendirdiğimizde, müvekkilimiz farklı çevrelerden bu konuya ilişkin bilgi almış, İnstagram üzerinden bir veli müvekkilime mesaj atmış, Aydında yer alan onlarca gazeteci bu konuyu haberleştirmiş (bir çok gazeteci bu hususu müvekkilimden daha önce haberleştirmiş olup yalnızca müvekkilim tutuklanmıştır), CİMER’e bu konuda 5 farklı şikayet yapılmış ve 1 adet fotoğraf CİMER dosyasına sunulmuştur. Müvekkilimin elinde bu kadar sayıda ve farklı kaynaklardan doğrulanmış bilgi varken haber yapması son derece doğaldır.
Kaldı ki Anayasa Mahkemesi de istikrar kazanan kararlarında gazetecinin bir savcı gibi hareket etmesinin kendisinden beklenemeyeceğine, yayının yapıldığı andaki olayın ortaya çıkma biçimine göre haberin doğru olduğu kanaati var ise suçun oluşmayacağına işaret etmiştir.
Gerek savcılık gerek ise Sulh Ceza Hakimliği aşamasında bu hususları ifade etmiş olmamıza rağmen Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı olarak tutuklama kararı verilmesi hukuka aykırılık yaratmaktadır.
4)Suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır.
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinin 1. Fıkrasında şu şekilde tanımlanmıştır;
“Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.”
Yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere suçun oluşabilmesi için;
“-Gerçeğe aykırı bir bilginin olması,
-Bu bilginin sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle yayılması,
-Gerçeğe aykırı bilginin kamu barışını bozmaya elverişli şekilde yayılmış olması”
Şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir.
Somut olay yönünden değerlendirdiğimizde öncelikle bilginin gerçeğe aykırı olduğu ispatlanabilmiş değildir. Belgenin doğru olduğunu gösterir nitelikte çok sayıda delil yer almakta olup bu deliller yeterince irdelenmemiş ve toplanmamıştır. Nitekim bu konuda haber yapan çok sayıda gazeteci ve haricen bu hususu gazeteci olan müvekkilime bildiren de çok sayıda insan vardır. Sağlıklı bir değerlendirme için öncelikle iddia makamınca bu hususların araştırılması gerekmektedir.
CİMER başvurularında yer alan fotoğraflar yönünden değerlendirecek olursak, müvekkilim CİMER başvurusunda sunulan fotoğrafı, Seda Sarıbaş’ın oğlunun açık kaynaklarda yer alan fotoğrafları ile karşılaştırmış ve bu fotoğraftaki kişi ile aynı kişi olduğunu doğrulaması üzerine, Seda Sarıbaş’ın oğlunu tanıyan çok sayıda insana bu kişiyi teyit ettirerek doğrulama yapmaya çalışmıştır. Müvekkilimin fotoğrafı gösterdiği herkes bu kişinin Seda Sarıbaş’ın oğlu olduğunu söylemesi nedeniyle söz konusu haberi yapmıştır.
Açıklanan nedenlerle suçun unsuru olarak sayılan “bilginin gerçeğe aykırı olması” unsuru henüz ispatlanabilmiş değildir. Kaldı ki ceza hukukuna hakim olan en temel ilke şüpheden sanık yararlanır ilkesi olup, bu hususta sanık lehine çok büyük bir şüphe bulunmaktadır.
Suçun manevi unsuru yönünden değerlendirecek olursak, suçun manevi unsuru Bu bilginin sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle yayılması şeklinde ifade edilmiş olup suç özel kast ile işlenebilen bir suçtur. Müvekkilimin söz konusu haberi yapmaktaki amacı halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak değildir. Bilakis müvekkilimin amacı böyle olayların Aydın’da yaşanmaması ve bu hususta gerekli önlemlerin alınmasını sağlamaya yöneliktir.
Müvekkilim kız çocuğuna sahip olan bir annedir, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerinde yaşanan vahim olaydan çok etkilenmiş ve üzülmüştür. Vatanını milletini seven bir anne olarak kendi yaşadığı ilde de böyle bir olay yaşanmaması adına böyle bir yazı kaleme almıştır. Kaldı ki yukarıda ifade etmiş olduğumuz şüpheden sanık yararlanır ilkesi suçun manevi unsuru olan kast açısından da uygulanan bir ilkedir.
Müvekkilimin halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla yazıyı yazdığına ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmamaktadır.
5)Suçun yaptırımı yönünden değerlendirme
TCK m.217/A hükmünde kaleme alınan yargılama konu suçun yaptırımı 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.
Yukarıda ayrıntılarıyla ifade ettiğimiz Anayasa Mahkemesi kararları ve suçun unsurları dikkate alındığında müvekkilimin beraat etmesi çok yüksek bir ihtimal olup, bir an için müvekkilimin cezalandırılabileceğini düşünecek olsak dahi verilecek cezanın yatarı (cezanın cezaevinde infaz edilmesi) olmayacaktır.
Müvekkilem bugüne kadar hiçbir adli olaya karışmamış, hakkında herhangi bir ceza davası bile açılmamıştır. Bu nedenle verilmiş olan bir hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı da bulunmamaktadır.
Somut olayda müvekkilim cezalandırılacak olsa dahi alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek bir durum olmadığı için yüksek ihtimalle alt sınırdan cezalandırılmaya gidilecektir.
Yargıtay’ın istikrar kazanmış kararları uyarınca, geçmişte hakkında herhangi bir suç kaydı ve sabıkası bulunmayan ve dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı tespit edilemeyen sanık hakkında takdiri indirim uygulanması gerekmektedir.
Bu konuda Yargıtay 16.Ceza Dairesi’nin, 2019/2101 esas, 2019/4897 karar sayılı, 10.07.2019 tarihli kararı;
“…Takdiri indirim nedeni olarak sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden, soruşturma ve sorgu aşamasındaki verdiği ifadeler ile de mahkemeye yardımcı olduğu anlaşılan, olumsuz kişiliğine yahut davranışına dair dosyaya yansıyan bir tespit bulunmayan, geçmişte de sabıkası olmayan sanık hakkında yerinde olmayan gerekçe ile TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi…” şeklindedir.
Bu nedenle müvekkilim hakkında TCK m.62 hükmünün uygulanacağı hususu da kuvvetle muhtemeldir. Şüpheli cezalandırılsa bile alt sınırdan 1 yıl hapis cezası alacak, TCK m.62 hükmü uyarınca 1/6 indirim yapılarak ceza 10 ay hapis cezasına indirilecektir.
TCK m.49/2 hükmü uyarınca; “Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır.”
TCK m.50/1-a hükmü uyarınca ise kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir.
CMK m.231/5 hükmüne göre; “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.” Görüldüğü gibi suçun yaptırımı HAGB sınırları içerisinde kalmaktadır.
Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle, müvekkilim ceza alacak olsa dahi, 10 ay hapis cezası hem adli para cezasına çevrilecek, hem de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilecektir. Somut olayda yatarı olmaması bir yana HAGB verileceği ve para cezası olarak icra edileceği kuvvetle muhtemel bir suç nedeniyle tutuklama kararı verilmesi ölçülülük ilkesine açıkça aykırıdır.
6)CİMER şikayetine konu olayda ilgilinin elindeki silahın oyuncak olup olmadığına ilişkin değerlendirme
Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, müvekkilimin tutuklanması olayının kamuoyunda çokça eleştirilmesi üzerine bir basın açıklaması yapmış, 15.05.2026 tarihli basın açıklamasında; “…Aydın ilinde faaliyet gösteren bir özel okulda bazı öğrencilerin okula getirdikleri boncuk atan oyuncak tabanca ile fotoğraf çekilmesi olayı ile ilgili…” şeklinde ifadeye yer verilmiştir.
Boncuk atan tabanca çocukların oynadığı bir oyuncak olup, görüntü itibariyle normal silahtan son derece farklıdır. Nitekim bahse konu fotoğrafta yer alan silahın oyuncak bir silah olmama ihtimali yüksektir.
Nitekim CİMER’e yapılan şikayetlerin tamamında okula getirilen silahın gerçek bir silah olduğu hususu açıkça ifade edilmiştir.
Buna ek olarak, bir an için görseldeki silahın gerçek silah olmadığını ve oyuncak silah ile bu fotoğrafların çekildiğini düşünecek olursak, öğrencilerin okul tuvaleti içerisinde ellerini arkadan bağlayarak oyuncak bir silah ile bu şekilde bir fotoğraf çekmesi hayatın olağan akışına aykırıdır.
Fotoğrafı çekenler bu fotoğrafı öğrencileri korkutmak amacıyla çekmiş olup fotoğraftaki silah oyuncak bir silah olmama ihtimali oldukça yüksektir. Nitekim CİMER başvuruları ve İnstagram üzerinden müvekkilimize mesaj atan şahıs da bu silahın gerçek silah olduğunu doğrular niteliktedir.
7)CİMER başvurularının ilk soruşturma dosyasından sonra yapıldığına ilişkin iddialar yönünden değerlendirme
Yine Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yapılan 15.05.2026 tarihli basın açıklaması içerisinde; “…CİMER başvurularının şüpheliler hakkında TCK’nın 217/A maddesi kapsamında başlatılan soruşturmadan sonra şüphelileri suçtan kurtarmaya yönelik müracaatlar olduğu…” şeklinde bir açıklamaya yer verilmiştir.
Olayı netleştirebilmek ve doğruları ortayı koyabilmek adına Başsavcılığı’mızca yapılan bu açıklamaya da cevap verme zorunluluğu ortaya çıkmıştır.
Öncelikle ifade etmek gerekir ki, söz konusu CİMER başvurularının şüphelileri suçtan kurtarmaya yönelik müracaatlar olduğu yönünde bir yorum yapılması yasal dayanaktan son derece uzaktır. Bu hususta henüz yargılama yapılmamış ve bu başvuruların şüphelileri kurtarmak amacıyla yapıldığı gibi bir delil dosyaya girmemiştir. Bu yönde hiçbir delil veya ibare yokken böyle bir açıklama yapılması şüphelilerin lekelenmeme hakkını açıkça ihlal etmektedir.
Söz konusu CİMER başvuruları hakkında müvekkilim hiçbir şekilde bilgi sahibi değildir. Aydın 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan dosyaya söz konusu başvuruların bildirilmesi ile müvekkilim de bilgi sahibi olmuştur. Bu başvuruları müvekkilim planlamış ve kurgulamış olsa idi, şüphesiz ki kendisi başvuru sahiplerinin tespitini ve ifadelerinin alınmasını istemezdi.
CİMER başvuru sahiplerinin tespitini isteyen müvekkilim iken, dosya kapsamında bu başvuruyu müvekkilimin yaptırdığına ilişkin en ufak bir delil yok iken, bu başvuruların şüphelileri suçtan kurtarmaya yönelik başvuru olarak nitelendirmek son derece isabetsiz ve hukuki dayanaktan uzak bir yaklaşımdır.
Açıklamada yer alan, bu başvuruların ilk sorgudan sonra yapılmış olduğuna yönelik iddiaları değerlendirmek gerekirse, başvuruların ifadeden sonra gerçekleşmiş olması son derece doğal ve normaldir. Müvekkilimizin köşe yazısında da belirttiği üzere, müvekkilimize bu hususu anlatan kişiler, velilerin okula silah getiren kişinin bir milletvekilinin oğlu olması nedeniyle çekindiklerini, bu hususta şikayet yoluna başvuranların şikayetlerinin kayda alınmadığını ifade etmiştir.
Müvekkilimin ilk yazıyı yazması akabinde gözaltına alınması ve serbest bırakılması sonrası ise cesaret bulan insanlar artık olayın açıklığa kavuşabilmesi adına CİMER başvurularını yapmışlardır. Hayatın olağan akışına aykırı herhangi bir durum yoktur.
8)İncirliova İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından düzenlenen 15.05.2026 tarihli tutanağa ilişkin açıklamalar
Tutuklamaya konu olayda, İncirliova İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından düzenlenen 15.05.2026 tarihli tutanak esas alınarak, müvekkilemizin yaptığı haberin gerçek olmadığı yönünde kanaate varılmış ise de bu değerlendirme doğru ve yerinde değildir.
İddianame öncesinde Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve ilgili kurumlara müzekkere yazılarak bu hususta bir şikayet, ihbar veya kayıt olup olmadığı sorulmuş ve ilgili kurumlardan buna ilişkin bir kayıt olmadığı bilgisinin gelmesi üzerine iddianame düzenlenmiştir.
Müvekkilemizin ikinci haberi yapmasının ardından ise İncirliova İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından düzenlenen 15.05.2026 tarihli tutanak ortaya çıkmıştır. Bu belgeler ciddi şüpheleri ve soru işaretlerini barındırmaktadır. Şöyle ki;
Olayın geçtiği yer Aydın …. Kolejidir. Fakat tutulan tutanakların içerisinde Aydın … Kolejinin idarecilerinin beyan ve ifadeleri yer almamaktadır. Sadece C S isimli bir öğretmenin ifadelerine yer verilmiştir. Okulun idarecileri varken, niçin bir öğretmenin ifadesiyle yetinildiği anlaşılamamıştır. Okulda düzenlenen Disiplin Kurulu kararlarını yetkili okul idaresi dışında, söz konusu öğretmen C S’ın hangi sıfatla kolluğu sunduğu da belirsizdir. Tutanaklar Whatsapp konuşmaları yer almaktadır. Bunların delil niteliği sorgulanmadan dosyaya eklenmesi de hatalıdır.
Şayet böyle bir olay gerçekten 2024 yılında başka öğrenciler tarafından gerçekleşti ve söylendiği gibi … Koleji tarafından işlem tesis edildi ise hiç şüphesiz bu durumun Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve ilgili diğer kurumlara bildirilmesi gerekirdi. Böyle bir bildirimin yapılıp yapılmadığı dahi belirsizdir. Gelen yazı cevaplarında yapılmadığı da anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle İncirliova İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından düzenlenen 15.05.2026 tarihli tutanak ciddi şüpheleri ve soru işaretlerini barındırmakta olup, tek başına değerlendirmeye esas alınamaz.
C.Genel Değerlendirme
Yukarıda ayrıntılarıyla açıklamış olduğumuz tüm bu nedenleri hukuki açıdan değerlendirmek gerekirse, öncelikle söz konusu olayın açıklığa kavuşabilmesi adına CİMER başvuru sahipleri ve müvekkilimize İnstagram üzerinden mesaj atan şahsın tespiti yapılarak beyanlarının alınması gerekmektedir.
Dosyada yer alan tutanaktaki tarih ile (2024), CİMER başvurularında belirtilen tarih (2025) uyuşmamaktadır. Bu tarihte yeni bir olay olup olmadığı, bu olayların sürekli tekrarlanıp tekrarlanmadığının tespitinin yapılması gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesinin üç farklı kararında ifade edildiği üzere gazeteciden bir savcı gibi hareket etmesi beklenemez. Gazeteci haberi yaptığı sırada o bilgi ve belgenin doğru olduğu yönünde bir kanaat hakim ise gazetecinin bu durumu haberleştirmesinde herhangi bir engel yoktur. Aksi yaklaşım basın özgürlüğü hakkının ihlali niteliğinde olacaktır.
Suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır, şüphelinin cezalandırabilmesi için her şeyden önce bilginin yanlış olduğunun ispatlanması gerekmektedir. Bir an için bilginin yanlış olduğu düşünülse dahi, şüphelinin özel kast ile bu suçu işlemesi gerekmektedir, somut olayda müvekkilim gazetecilik ve halkı bilinçlendirme saikiyle hareket etmiştir.
Suçun yaptırımı son derece düşük olup, alt sınırı 1 yıl hapis cezasıdır. Şüpheli ceza alsa dahi kuvvetle muhtemel olarak ceza seçenek yaptırımlara çevrilecektir. Sicilinde herhangi bir suç kaydı olmayan bir annenin, bir gazetecinin, yatarı olmayan bir suç sebebiyle tutuklanmış olması orantılılık ilkesine aykırıdır.
CİMER şikayetine konu fotoğrafta, öğrencinin elinde bulunan silahın oyuncak bir silah olmadığı son derece aşikardır. Silah kesinlikle oyuncak bir silah görünümünde değildir. Nitekim kişilerin oyuncak silah ile böyle bir fotoğraf çekilmelerinin herhangi bir mantığı da bulunmamaktadır. İlgililerin amacının öğrencileri korkutmak olduğu son derece açıktır.
CİMER başvurularının ilk soruşturma dosyasından sonra yapılması son derece doğaldır. Bu başvuruların şüpheliler tarafından yaptırıldığı iddiası son derece ağır bir iddia olup somut olayda bu yönde bir hukuki delil bulunmamaktadır.
Yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan nedenlerle, müvekkilemiz Yelis Ayaz’ın Aydın 2.Sulh Ceza Hakimliği’nin 2026/180 sorgu numaralı, 15.05.2026 tarihli kararıyla tutuklanmış olması CMK 100 maddesine, Yargıtay’ın ve Anayasa Mahkemesi’nin süreklilik kazanan kararlarına açıkça aykırı olup, adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindedir.
Bilgilerinize sunar iyi çalışmalar dilerim.
Aydın HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.