Meğer keçiler orman dostuymuş
Çevre
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
21.07.2026 - 11:28, Güncelleme:
21.07.2026 - 11:15 393 kez okundu.
Meğer keçiler orman dostuymuş
Meğer keçiler orman dostuymuş
Aydın’da yaptığı başarılı çalışmalarla gündeme gelen Ekosistemi Koruma ve Doğa Severler Derneği (EKODOSD) tarafından yapılan toplantı ile orman yangınları ve yangınları önleme konusu ele alındı. Toplantıda 1950’li yıllardan bu yana zarar verdiği gerekçesi ormana alınmayan keçi ve diğer otçul hayvanların aslında ormandaki yanıcı maddeleri temizleyerek yangını önlediği belirtildi.EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü öncülüğünde gerçekleştirilen programda ‘Yangın ekolojisi, bütüncül yangın yönetimi ve ekolojik restorasyon’ konusu işlendi. Programa konuşmacı olarak Oregon Eyalet Üniversitesi Orman Fakültesi’nde misafir öğretim üyesi olarak bütüncül yangın yönetimi alanındaki araştırmalarını sürdürmekte olan Yangın Ekoloğu Doç. Dr. Okan Ürker katıldı.Konuşmasında ilginç konulara değinen Doç. Dr. Ürker, orman yangınlarının yalnızca söndürülmesi gereken afetler değil, aynı zamanda ekolojik, sosyal ve ekonomik boyutları olan süreçler olduğunu belirtti.Akdeniz ekosistemlerinde yangınların binlerce yıldır varlığını sürdürmekte olduğunu, ancak iklim değişikliği, arazi kullanımındaki değişimler, kırsal nüfusun azalması ve yakıt yükünün birikmesi nedeniyle günümüzde yangınların sıklığı, büyüklüğü ve etkilerinin değiştiğini kaydeden Doç. Dr. Okan Ürker, 1950’li yıllardan itibaren orman kanunu ile zarar verdiği gerekçesi ile ormandan uzaklaştırılan başta keçiler olmak üzere otçul hayvanların aslında orman zararlısı değil ormanı yangınlardan koruyan önemli unsurlar olduğunu belirtti."Türkiye’de keçi otlatmanın ormancılık yönetiminden dışlanışı yangın felaketlerini arttırdı"Türkiye’de 1950’den itibaren 6831 sayılı Orman Kanunu ve çeşitli yönetmeliklerle keçilerin ormanda otlatılmasının yasaklanmasının ardından yangınların büyük felaketlere dönüştüğünün altını çizen Doç Dr. Ürker, "Anadolu’da keçi otlatması yüzyıllardır kırsal yaşamın ayrılmaz bir parçası olmuş, özellikle kızılçam, meşe ve maki ekosistemlerinde geleneksel arazi yönetiminin önemli bir unsuru olarak yer almıştır. Ancak 1950’lerden itibaren, 6831 sayılı Orman Kanunu ve çeşitli yönetmeliklerle keçi otlatması orman alanlarından büyük ölçüde yasaklanmış, bu durum hem ekolojik hem de sosyo-ekonomik sonuçlar doğurmuştur. Bu politika ile amaçlanan genç fidanların korunması ve erozyonun önlenmesi olsa da uzun vadede otlatmanın yokluğu orman altı yakıt yükünün hızla artmasına neden olmuştur. Özellikle son 5 yılda yaşanan mega yangınlar, bu ‘yakıt birikiminin’ nasıl bir risk oluşturduğunu acı bir şekilde göstermiştir. Diğer yandan, kırsalda özellikle orman-kır kenarlarında otlatma yapan üreticiler geçim kaynaklarının kısıtlanması, hayvancılığın daralması ve kırsaldan kente göç gibi sorunlarla karşılaşmıştır" dedi."Ormanda otlayan hayvanlar yangının yayılım hızını düşürür"Ormanda otlayan hayvanlar yerdeki yanıcı bitkileri yiyip alan temizliği yaptıkları için bu alanlarda yangın çıksa bile yayılmadan söndürüldüğünü belirten Ürker, "Silvo pastoralizm; orman, mera ve hayvancılığın entegre edildiği, sürdürülebilir arazi kullanım modeli olarak tanımlanır. Bu sistem, otlatma yapan hayvanların (keçi, koyun, sığır, at vb.) orman altı ve çevresindeki yanıcı ot, çalı ve ibre-yaprak birikimlerini doğal olarak azaltmasını sağlar. Yangın öncesi dönemde bu tür biyolojik yakıt azaltımı; İnce yanıcıların (ot, ibre-yaprak, ince dal) yoğunluğunu azaltır. Yangın yayılım hızını düşürür. Avrupa’nın Akdeniz kuşağında, keçi, koyun, sığır ve at gibi otlayan türlerin geleneksel yöntemlerle orman altı örtüsünü temizlemesi, yangın riskini azaltmanın yanı sıra mikro iklim şartlarını iyileştirmekte, toprak nemini korumakta ve biyoçeşitliliği desteklemektedir. Portekiz ve İspanya iş birliğinde Galiçya ve Bask Bölgelerinde, orman ürünleri (mantar, odun) ile hayvancılığı entegre eden otlatma modellerinin uygulanması sonucunda orman yangınına dirençli ekosistemler oluşturmak amacıyla yürütülen ve halen devam eden LIFE SILFORE Projesi’nin öncül sonuçları bir hayli çarpıcıdır. Projenin ilk 3 yılı içinde pilot alanlarda yangın sıklığı ve yoğunluğunda düşüşe bağlı olarak, projenin ana hedefi olan yanıcı madde yükünün yüzde 40-60 oranında azaltılmasının sağlandığı anlaşılmaktadır. Buna mukabil, projenin ilk 3 yılı içerisinde otlatma yapılan alanlardaki otsu bitki çeşitliliğinde yüzde 25 artış ve yerel topluluklarda yangın bilinci ve hazırlık düzeyinin yükselmesi gibi önemli kazanımlar dikkati çekmektedir" diye konuştu."İspanya’nın Endülüs Bölgesi’nde 220 çoban ve sürüleri ile yangına karşı mücadele veriliyor"Türkiye’de yaklaşık 76 yıldır zarar verdiği gerekçesi ile çobanlar ve sürüleri ormandan uzaklaştırılırken, İspanya’da devlet eliyle ormanların yangınlara karşı çobanlar ve sürüleri ile korunduğunu belirten Doç. Dr. Okan Ürker, "İspanya’nın Endülüs Bölgesinde yaklaşık 6000 hektar alanda, 220 çoban ve sürüleri ile yürütülen RAPCA (The Andalusian grazing-firebreaks Network) isimli bir pilot projede ise ‘akıllı tasma’ ve ‘sanal çit’ teknolojileri entegre edilerek hayvanların yüksek riskli alanlarda kontrollü biçimde otlatılması sağlanıyor. Böylece ormandaki yakıt yükü hedefli olarak düşürülüyor. Bu program kapsamında çobanlara yıllık otlatma planı ve reçeteler verilmekte, belirlenen alanlarda kontrollü otlatma yapılmakta, nihayetinde orman altı yakıt yükü düşürülerek yangın yayılımı azaltılmaktadır" diyerek aynı sistem Türkiye’de uygulanarak hem yangınların büyümesinin önlenebileceğini hem de ülkeye ciddi bir ekonomik gelir sağlanabileceğini ifade etti.
Meğer keçiler orman dostuymuş
Aydın’da yaptığı başarılı çalışmalarla gündeme gelen Ekosistemi Koruma ve Doğa Severler Derneği (EKODOSD) tarafından yapılan toplantı ile orman yangınları ve yangınları önleme konusu ele alındı. Toplantıda 1950’li yıllardan bu yana zarar verdiği gerekçesi ormana alınmayan keçi ve diğer otçul hayvanların aslında ormandaki yanıcı maddeleri temizleyerek yangını önlediği belirtildi.
EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü öncülüğünde gerçekleştirilen programda ‘Yangın ekolojisi, bütüncül yangın yönetimi ve ekolojik restorasyon’ konusu işlendi. Programa konuşmacı olarak Oregon Eyalet Üniversitesi Orman Fakültesi’nde misafir öğretim üyesi olarak bütüncül yangın yönetimi alanındaki araştırmalarını sürdürmekte olan Yangın Ekoloğu Doç. Dr. Okan Ürker katıldı.
Konuşmasında ilginç konulara değinen Doç. Dr. Ürker, orman yangınlarının yalnızca söndürülmesi gereken afetler değil, aynı zamanda ekolojik, sosyal ve ekonomik boyutları olan süreçler olduğunu belirtti.
Akdeniz ekosistemlerinde yangınların binlerce yıldır varlığını sürdürmekte olduğunu, ancak iklim değişikliği, arazi kullanımındaki değişimler, kırsal nüfusun azalması ve yakıt yükünün birikmesi nedeniyle günümüzde yangınların sıklığı, büyüklüğü ve etkilerinin değiştiğini kaydeden Doç. Dr. Okan Ürker, 1950’li yıllardan itibaren orman kanunu ile zarar verdiği gerekçesi ile ormandan uzaklaştırılan başta keçiler olmak üzere otçul hayvanların aslında orman zararlısı değil ormanı yangınlardan koruyan önemli unsurlar olduğunu belirtti.
"Türkiye’de keçi otlatmanın ormancılık yönetiminden dışlanışı yangın felaketlerini arttırdı"
Türkiye’de 1950’den itibaren 6831 sayılı Orman Kanunu ve çeşitli yönetmeliklerle keçilerin ormanda otlatılmasının yasaklanmasının ardından yangınların büyük felaketlere dönüştüğünün altını çizen Doç Dr. Ürker, "Anadolu’da keçi otlatması yüzyıllardır kırsal yaşamın ayrılmaz bir parçası olmuş, özellikle kızılçam, meşe ve maki ekosistemlerinde geleneksel arazi yönetiminin önemli bir unsuru olarak yer almıştır. Ancak 1950’lerden itibaren, 6831 sayılı Orman Kanunu ve çeşitli yönetmeliklerle keçi otlatması orman alanlarından büyük ölçüde yasaklanmış, bu durum hem ekolojik hem de sosyo-ekonomik sonuçlar doğurmuştur. Bu politika ile amaçlanan genç fidanların korunması ve erozyonun önlenmesi olsa da uzun vadede otlatmanın yokluğu orman altı yakıt yükünün hızla artmasına neden olmuştur. Özellikle son 5 yılda yaşanan mega yangınlar, bu ‘yakıt birikiminin’ nasıl bir risk oluşturduğunu acı bir şekilde göstermiştir. Diğer yandan, kırsalda özellikle orman-kır kenarlarında otlatma yapan üreticiler geçim kaynaklarının kısıtlanması, hayvancılığın daralması ve kırsaldan kente göç gibi sorunlarla karşılaşmıştır" dedi.
"Ormanda otlayan hayvanlar yangının yayılım hızını düşürür"
Ormanda otlayan hayvanlar yerdeki yanıcı bitkileri yiyip alan temizliği yaptıkları için bu alanlarda yangın çıksa bile yayılmadan söndürüldüğünü belirten Ürker, "Silvo pastoralizm; orman, mera ve hayvancılığın entegre edildiği, sürdürülebilir arazi kullanım modeli olarak tanımlanır. Bu sistem, otlatma yapan hayvanların (keçi, koyun, sığır, at vb.) orman altı ve çevresindeki yanıcı ot, çalı ve ibre-yaprak birikimlerini doğal olarak azaltmasını sağlar. Yangın öncesi dönemde bu tür biyolojik yakıt azaltımı; İnce yanıcıların (ot, ibre-yaprak, ince dal) yoğunluğunu azaltır. Yangın yayılım hızını düşürür. Avrupa’nın Akdeniz kuşağında, keçi, koyun, sığır ve at gibi otlayan türlerin geleneksel yöntemlerle orman altı örtüsünü temizlemesi, yangın riskini azaltmanın yanı sıra mikro iklim şartlarını iyileştirmekte, toprak nemini korumakta ve biyoçeşitliliği desteklemektedir. Portekiz ve İspanya iş birliğinde Galiçya ve Bask Bölgelerinde, orman ürünleri (mantar, odun) ile hayvancılığı entegre eden otlatma modellerinin uygulanması sonucunda orman yangınına dirençli ekosistemler oluşturmak amacıyla yürütülen ve halen devam eden LIFE SILFORE Projesi’nin öncül sonuçları bir hayli çarpıcıdır. Projenin ilk 3 yılı içinde pilot alanlarda yangın sıklığı ve yoğunluğunda düşüşe bağlı olarak, projenin ana hedefi olan yanıcı madde yükünün yüzde 40-60 oranında azaltılmasının sağlandığı anlaşılmaktadır. Buna mukabil, projenin ilk 3 yılı içerisinde otlatma yapılan alanlardaki otsu bitki çeşitliliğinde yüzde 25 artış ve yerel topluluklarda yangın bilinci ve hazırlık düzeyinin yükselmesi gibi önemli kazanımlar dikkati çekmektedir" diye konuştu.
"İspanya’nın Endülüs Bölgesi’nde 220 çoban ve sürüleri ile yangına karşı mücadele veriliyor"
Türkiye’de yaklaşık 76 yıldır zarar verdiği gerekçesi ile çobanlar ve sürüleri ormandan uzaklaştırılırken, İspanya’da devlet eliyle ormanların yangınlara karşı çobanlar ve sürüleri ile korunduğunu belirten Doç. Dr. Okan Ürker, "İspanya’nın Endülüs Bölgesinde yaklaşık 6000 hektar alanda, 220 çoban ve sürüleri ile yürütülen RAPCA (The Andalusian grazing-firebreaks Network) isimli bir pilot projede ise ‘akıllı tasma’ ve ‘sanal çit’ teknolojileri entegre edilerek hayvanların yüksek riskli alanlarda kontrollü biçimde otlatılması sağlanıyor. Böylece ormandaki yakıt yükü hedefli olarak düşürülüyor. Bu program kapsamında çobanlara yıllık otlatma planı ve reçeteler verilmekte, belirlenen alanlarda kontrollü otlatma yapılmakta, nihayetinde orman altı yakıt yükü düşürülerek yangın yayılımı azaltılmaktadır" diyerek aynı sistem Türkiye’de uygulanarak hem yangınların büyümesinin önlenebileceğini hem de ülkeye ciddi bir ekonomik gelir sağlanabileceğini ifade etti.
EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü öncülüğünde gerçekleştirilen programda ‘Yangın ekolojisi, bütüncül yangın yönetimi ve ekolojik restorasyon’ konusu işlendi. Programa konuşmacı olarak Oregon Eyalet Üniversitesi Orman Fakültesi’nde misafir öğretim üyesi olarak bütüncül yangın yönetimi alanındaki araştırmalarını sürdürmekte olan Yangın Ekoloğu Doç. Dr. Okan Ürker katıldı.
Konuşmasında ilginç konulara değinen Doç. Dr. Ürker, orman yangınlarının yalnızca söndürülmesi gereken afetler değil, aynı zamanda ekolojik, sosyal ve ekonomik boyutları olan süreçler olduğunu belirtti.
Akdeniz ekosistemlerinde yangınların binlerce yıldır varlığını sürdürmekte olduğunu, ancak iklim değişikliği, arazi kullanımındaki değişimler, kırsal nüfusun azalması ve yakıt yükünün birikmesi nedeniyle günümüzde yangınların sıklığı, büyüklüğü ve etkilerinin değiştiğini kaydeden Doç. Dr. Okan Ürker, 1950’li yıllardan itibaren orman kanunu ile zarar verdiği gerekçesi ile ormandan uzaklaştırılan başta keçiler olmak üzere otçul hayvanların aslında orman zararlısı değil ormanı yangınlardan koruyan önemli unsurlar olduğunu belirtti.
"Türkiye’de keçi otlatmanın ormancılık yönetiminden dışlanışı yangın felaketlerini arttırdı"
Türkiye’de 1950’den itibaren 6831 sayılı Orman Kanunu ve çeşitli yönetmeliklerle keçilerin ormanda otlatılmasının yasaklanmasının ardından yangınların büyük felaketlere dönüştüğünün altını çizen Doç Dr. Ürker, "Anadolu’da keçi otlatması yüzyıllardır kırsal yaşamın ayrılmaz bir parçası olmuş, özellikle kızılçam, meşe ve maki ekosistemlerinde geleneksel arazi yönetiminin önemli bir unsuru olarak yer almıştır. Ancak 1950’lerden itibaren, 6831 sayılı Orman Kanunu ve çeşitli yönetmeliklerle keçi otlatması orman alanlarından büyük ölçüde yasaklanmış, bu durum hem ekolojik hem de sosyo-ekonomik sonuçlar doğurmuştur. Bu politika ile amaçlanan genç fidanların korunması ve erozyonun önlenmesi olsa da uzun vadede otlatmanın yokluğu orman altı yakıt yükünün hızla artmasına neden olmuştur. Özellikle son 5 yılda yaşanan mega yangınlar, bu ‘yakıt birikiminin’ nasıl bir risk oluşturduğunu acı bir şekilde göstermiştir. Diğer yandan, kırsalda özellikle orman-kır kenarlarında otlatma yapan üreticiler geçim kaynaklarının kısıtlanması, hayvancılığın daralması ve kırsaldan kente göç gibi sorunlarla karşılaşmıştır" dedi.
"Ormanda otlayan hayvanlar yangının yayılım hızını düşürür"
Ormanda otlayan hayvanlar yerdeki yanıcı bitkileri yiyip alan temizliği yaptıkları için bu alanlarda yangın çıksa bile yayılmadan söndürüldüğünü belirten Ürker, "Silvo pastoralizm; orman, mera ve hayvancılığın entegre edildiği, sürdürülebilir arazi kullanım modeli olarak tanımlanır. Bu sistem, otlatma yapan hayvanların (keçi, koyun, sığır, at vb.) orman altı ve çevresindeki yanıcı ot, çalı ve ibre-yaprak birikimlerini doğal olarak azaltmasını sağlar. Yangın öncesi dönemde bu tür biyolojik yakıt azaltımı; İnce yanıcıların (ot, ibre-yaprak, ince dal) yoğunluğunu azaltır. Yangın yayılım hızını düşürür. Avrupa’nın Akdeniz kuşağında, keçi, koyun, sığır ve at gibi otlayan türlerin geleneksel yöntemlerle orman altı örtüsünü temizlemesi, yangın riskini azaltmanın yanı sıra mikro iklim şartlarını iyileştirmekte, toprak nemini korumakta ve biyoçeşitliliği desteklemektedir. Portekiz ve İspanya iş birliğinde Galiçya ve Bask Bölgelerinde, orman ürünleri (mantar, odun) ile hayvancılığı entegre eden otlatma modellerinin uygulanması sonucunda orman yangınına dirençli ekosistemler oluşturmak amacıyla yürütülen ve halen devam eden LIFE SILFORE Projesi’nin öncül sonuçları bir hayli çarpıcıdır. Projenin ilk 3 yılı içinde pilot alanlarda yangın sıklığı ve yoğunluğunda düşüşe bağlı olarak, projenin ana hedefi olan yanıcı madde yükünün yüzde 40-60 oranında azaltılmasının sağlandığı anlaşılmaktadır. Buna mukabil, projenin ilk 3 yılı içerisinde otlatma yapılan alanlardaki otsu bitki çeşitliliğinde yüzde 25 artış ve yerel topluluklarda yangın bilinci ve hazırlık düzeyinin yükselmesi gibi önemli kazanımlar dikkati çekmektedir" diye konuştu.
"İspanya’nın Endülüs Bölgesi’nde 220 çoban ve sürüleri ile yangına karşı mücadele veriliyor"
Türkiye’de yaklaşık 76 yıldır zarar verdiği gerekçesi ile çobanlar ve sürüleri ormandan uzaklaştırılırken, İspanya’da devlet eliyle ormanların yangınlara karşı çobanlar ve sürüleri ile korunduğunu belirten Doç. Dr. Okan Ürker, "İspanya’nın Endülüs Bölgesinde yaklaşık 6000 hektar alanda, 220 çoban ve sürüleri ile yürütülen RAPCA (The Andalusian grazing-firebreaks Network) isimli bir pilot projede ise ‘akıllı tasma’ ve ‘sanal çit’ teknolojileri entegre edilerek hayvanların yüksek riskli alanlarda kontrollü biçimde otlatılması sağlanıyor. Böylece ormandaki yakıt yükü hedefli olarak düşürülüyor. Bu program kapsamında çobanlara yıllık otlatma planı ve reçeteler verilmekte, belirlenen alanlarda kontrollü otlatma yapılmakta, nihayetinde orman altı yakıt yükü düşürülerek yangın yayılımı azaltılmaktadır" diyerek aynı sistem Türkiye’de uygulanarak hem yangınların büyümesinin önlenebileceğini hem de ülkeye ciddi bir ekonomik gelir sağlanabileceğini ifade etti.
Aydın HABERİ
www.1923tv.com haber sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim, grafik ve fotografların Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndan kaynaklanan her türlü hakları saklıdır. İzin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.