Volkan İlgüz
Köşe Yazarı
Volkan İlgüz
 

Sessizlik, Tarafsızlık Değildir

Türkiye Cumhuriyeti’nin, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ nun eşiyle birlikte ABD tarafından yakalanıp Amerika’ya götürülmesi sürecine dair yalnızca “itidal çağrısı” yapmakla yetinmesi, bir diplomatik tercih olmanın ötesinde, ciddi bir siyasi pozisyon sorununu da beraberinde getirmektedir.   Ortada açık bir gerçek vardır: Bu açıklama, yapılan yakalamayı, tutuklamayı ve yargılama sürecini doğrudan eleştirmemektedir. Hukuki meşruiyet sorgulanmamış, egemen bir devletin iç işlerine müdahale meselesi gündeme dahi getirilmemiştir. Bu tutum, ister bilinçli ister bilinçsiz olsun, Amerikan emperyalizminin fiilî uygulamalarına zımnen alan açmak anlamına gelmektedir.   Bu noktada şu soru kaçınılmazdır: Yıllarca “emperyalizme karşı duruş” söylemiyle siyaset yapan AK Parti hükümeti, bugün neden bu kadar temkinli, hatta sessizdir?   Elbette bu sessizliğin birçok nedeni olabilir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD eski Başkanı Donald Trump arasındaki kişisel ilişki, Türkiye–ABD hattında yeni bir gerilimin istenmemesi, ekonomik ve diplomatik baskılar… Bunların hepsi ihtimal dâhilindedir. Ancak gerekçe ne olursa olsun, sonuç değişmemektedir: Ortaya çıkan tablo, AK Parti’nin kendi siyasal söylemiyle açık bir çelişki üretmektedir.   Daha da kaygı verici olan ise bu sessizliğin, küresel ölçekte yaşanan daha büyük bir sürecin parçası olarak okunması gerektiğidir.   Bugün yalnızca Venezuela’dan söz etmiyoruz. Komşumuz İran’da on gündür süren ciddi bir iç gerilim vardır. Farklı etnik ve mezhepsel yapıların bir arada yaşadığı bu coğrafyada büyüyecek her çatışma, yalnızca İran’ı değil, doğrudan Türkiye’yi de etkileyecektir. Yeni bir göç dalgası, ekonomik sarsıntılar, sınır güvenliği sorunları ve bölgesel istikrarsızlık ihtimali artık soyut senaryolar değil, somut risklerdir.   Türk halkının yıllardır taşıdığı bir endişe de tam olarak buradan beslenmektedir: “İran’da iç karışıklık ve dış müdahale başladığında, sıranın Türkiye’ye gelmesi kaçınılmazdır.”   Bugün Türkiye, etrafı adeta bir çemberle kuşatılmış durumdadır. Komşu ülkelerde istikrarsızlık, içeride ekonomi üzerinden kurulan baskı, dışarıda dolar ve finans araçlarıyla yürütülen yönlendirmeler, siyaset üzerinde kurulan görünmez denge oyunları… Tüm bunlar, yıllardır konuşulan “Büyük Orta Doğu Projesi” nin parça parça ilerlediğini göstermektedir.   Böylesi bir tabloda, Türkiye Cumhuriyeti’nin yalnızca “itidal” çağrılarıyla yetinmesi, halk nezdinde tarafsızlık değil, edilgenlik olarak algılanmaktadır. Ve bu algı, toplumda derin ve haklı bir kaygı üretmektedir.   Devletlerin dış politikası elbette duygularla değil, akılla yürütülür. Ancak akıl, bazen susmayı değil, ilkesel bir duruş sergilemeyi gerektirir. Emperyalizme karşı söylemle iktidara gelip, emperyalist fiiller karşısında sessiz kalmak; yalnızca bir çelişki değil, aynı zamanda tarihsel bir sorumluluktur.   Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; kime karşı olursa olsun, hukuksuzluğa karşı açık, net ve tutarlı bir duruştur. Aksi hâlde bu sessizlik, sadece dışarıda değil, içeride de derin yarıklar açmaya devam edecektir.
Ekleme Tarihi: 06 Ocak 2026 -Salı
Volkan İlgüz

Sessizlik, Tarafsızlık Değildir

Türkiye Cumhuriyeti’nin, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ nun eşiyle birlikte ABD tarafından yakalanıp Amerika’ya götürülmesi sürecine dair yalnızca “itidal çağrısı” yapmakla yetinmesi, bir diplomatik tercih olmanın ötesinde, ciddi bir siyasi pozisyon sorununu da beraberinde getirmektedir.

 

Ortada açık bir gerçek vardır:

Bu açıklama, yapılan yakalamayı, tutuklamayı ve yargılama sürecini doğrudan eleştirmemektedir. Hukuki meşruiyet sorgulanmamış, egemen bir devletin iç işlerine müdahale meselesi gündeme dahi getirilmemiştir. Bu tutum, ister bilinçli ister bilinçsiz olsun, Amerikan emperyalizminin fiilî uygulamalarına zımnen alan açmak anlamına gelmektedir.

 

Bu noktada şu soru kaçınılmazdır:

Yıllarca “emperyalizme karşı duruş” söylemiyle siyaset yapan AK Parti hükümeti, bugün neden bu kadar temkinli, hatta sessizdir?

 

Elbette bu sessizliğin birçok nedeni olabilir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD eski Başkanı Donald Trump arasındaki kişisel ilişki, Türkiye–ABD hattında yeni bir gerilimin istenmemesi, ekonomik ve diplomatik baskılar… Bunların hepsi ihtimal dâhilindedir. Ancak gerekçe ne olursa olsun, sonuç değişmemektedir:

Ortaya çıkan tablo, AK Parti’nin kendi siyasal söylemiyle açık bir çelişki üretmektedir.

 

Daha da kaygı verici olan ise bu sessizliğin, küresel ölçekte yaşanan daha büyük bir sürecin parçası olarak okunması gerektiğidir.

 

Bugün yalnızca Venezuela’dan söz etmiyoruz.

Komşumuz İran’da on gündür süren ciddi bir iç gerilim vardır. Farklı etnik ve mezhepsel yapıların bir arada yaşadığı bu coğrafyada büyüyecek her çatışma, yalnızca İran’ı değil, doğrudan Türkiye’yi de etkileyecektir. Yeni bir göç dalgası, ekonomik sarsıntılar, sınır güvenliği sorunları ve bölgesel istikrarsızlık ihtimali artık soyut senaryolar değil, somut risklerdir.

 

Türk halkının yıllardır taşıdığı bir endişe de tam olarak buradan beslenmektedir:

“İran’da iç karışıklık ve dış müdahale başladığında, sıranın Türkiye’ye gelmesi kaçınılmazdır.”

 

Bugün Türkiye, etrafı adeta bir çemberle kuşatılmış durumdadır.

Komşu ülkelerde istikrarsızlık, içeride ekonomi üzerinden kurulan baskı, dışarıda dolar ve finans araçlarıyla yürütülen yönlendirmeler, siyaset üzerinde kurulan görünmez denge oyunları… Tüm bunlar, yıllardır konuşulan “Büyük Orta Doğu Projesi” nin parça parça ilerlediğini göstermektedir.

 

Böylesi bir tabloda, Türkiye Cumhuriyeti’nin yalnızca “itidal” çağrılarıyla yetinmesi, halk nezdinde tarafsızlık değil, edilgenlik olarak algılanmaktadır. Ve bu algı, toplumda derin ve haklı bir kaygı üretmektedir.

 

Devletlerin dış politikası elbette duygularla değil, akılla yürütülür. Ancak akıl, bazen susmayı değil, ilkesel bir duruş sergilemeyi gerektirir. Emperyalizme karşı söylemle iktidara gelip, emperyalist fiiller karşısında sessiz kalmak; yalnızca bir çelişki değil, aynı zamanda tarihsel bir sorumluluktur.

 

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; kime karşı olursa olsun, hukuksuzluğa karşı açık, net ve tutarlı bir duruştur. Aksi hâlde bu sessizlik, sadece dışarıda değil, içeride de derin yarıklar açmaya devam edecektir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.