Devlet Affeder, Toplum Öder.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası açık bir hüküm içerir:
“Genel ve özel af istisnadır.”
Ancak Cumhuriyet’in ilanından bu yana geçen 102 yılda, bu ülkede 12 kez büyük af çıkarıldı.
Bu aflar sonucunda yaklaşık 1 milyon 300 bin hükümlü cezaevlerinden tahliye edildi.
Ortaya çıkan tablo şudur:
Anayasa “istisna” derken, pratikte her 10–15 yılda bir af gelen bir ülkeden söz ediyoruz.
Ve bugün, sokak ortasında işlenen cinayetleri, pazar yerinde bıçaklanan çocukları, kadınlara yönelen sistematik şiddeti konuşuyorsak; bu tabloyla yüzleşmeden tek bir adım ilerleyemeyiz.
Cinayetler Tesadüf Değil
Son haftalarda Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşanan cinayetlerin ortak bir noktası var:
Fail profilleri.
Bu faillerin önemli bir bölümü;
– Daha önce ağır suçlardan hüküm giymiş,
– Cezaevine girip çıkmış,
– Af ya da af niteliğindeki düzenlemelerle serbest kalmış kişiler.
Bu artık bir istisna değil, tekrarlayan bir modeldir.
Toplumda giderek büyüyen şu cümle boşuna kurulmadı:
“Suçun bir bedeli yok.”
Çünkü gerçekten de yok.
Af Kültürü Ne Yaptı?
Af, Türkiye’de bir hukuk aracı olmaktan çıktı; bir yönetim refleksine dönüştü.
Cezaevleri dolduğunda,
yargı sistemi tıkandığında,
sosyal baskı arttığında…
Kalıcı çözüm üretmek yerine toplu tahliye tercih edildi.
Bu tercihin bedelini ise:
– Mağdur aileler ödedi,
– Sokaktaki yurttaş ödedi,
– En sonunda da adaletin kendisi ödedi.
Bir cinayet davasında “iyi hâl” indirimiyle sarsılan vicdan,
bir af yasasıyla tamamen yıkıldı.
Peki Neden Her İktidar Af Çıkarıyor?
Çünkü af, yönetememenin en kolay yoludur.
– İnfaz sistemini reforme etmek zordur,
– Cezaevlerini rehabilitasyon merkezine dönüştürmek maliyetlidir,
– Suçun sosyolojik nedenleriyle yüzleşmek cesaret ister.
Af ise kolaydır.
Bir imzayla binlerce dosya kapanır.
Ama dosyalar kapanırken, toplumsal travmalar açılır.
Af Yerine Ne Yapılmalıydı?
Eğer gerçekten bir hukuk devleti hedeflenseydi:
– Cezanın kesinliği sağlanmalıydı,
– Tekrar eden suçlarda mutlak infaz uygulanmalıydı,
– Ağır suçlarda “erken çıkış” ihtimali tamamen kaldırılmalıydı,
– Mağdur merkezli bir adalet anlayışı kurulmalıydı.
Bunların hiçbiri yapılmadı.
Onun yerine, aflarla günü kurtarma tercih edildi.
Sonuç: Güvensiz Bir Toplum
Bugün Türkiye’de insanlar çocuklarını sokağa gönderirken tedirgin.
Kadınlar gece yürürken korkuyor.
Toplumun ortak duygusu şu:
“Devlet bizi koruyamıyor.”
Bu duygunun kaynağı bireysel suçlar değil;
sistematik cezasızlık.
Bir ülkede af istisna olmaktan çıkmışsa,
orada adalet zedelenmiştir.
Adalet zedelendiyse,
hiç kimse gerçekten güvende değildir.
