Size anlatacağım gerçekleşmiş olay...
Toplumune “HAK HUKUK ADALET ARAYIŞI” söylemlerinde ne denli haklı olduğuna örnek teşkil edeceğini sanıyorum!...
Ankara’dad ikamet eden Üniversiteden arkadaşımın yaşadığı olayı kendi ağzından nakledeceğim:
Kendisinin MİT mensubu olduğunu söyleyen birisi beni telefon ile aradı.
Benim kimlik bilgilerim kullanılarak başka bir kişi tarafından 3 Bankada 16 hesap açıldığını ve yurtdışındaki FETÖ örgütüne büyük miktarlarda para gönderen bir çetenin mensubu göründüğümü ve her an tutuklanabileceğimi söyledi.
Aynı anda Whatsapp ile sahte kimliğim ve yakalanan çete mensuplarının fotoğraflarını ve Ankara savcılığının tutuklanmamı talep eden yazısını da gönderdiler gerçekçi olması için.
Eğer istersem talep edecekleri miktarda parayı gönderirsem bana yardımcı olacaklarını söylediğinde uyandım ve derhal telefonu kapatarak, telefon numarasını engelledim.
Bir müddet sonra bu kez sabit telefon ile arandım ve açmadım.
Sabit telefon numarasını araştırdığımda, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne ait olduğunu gördüm.
Ertesi gün Avukatım ile Savcılığa giderek suç duyurusunda bulundum ve bana Whatsapp ile gönderilen belgeleri de dilekçeme ekledim.
SAVCILIĞIN Karar bildirisi beni şok etti.
“Eylemin basit yalan niteliğinde olduğu, maddi ve manevi unsurların oluşmadığı anlaşıldığından, şüphelinin üzerine atılı suç yönünden kamu adına Kovuşturma yapılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir”

Hani Hak...Hukuk...Adalet diye bağırıyor ya insanlar mitinglerde...
Bu olayda da Adil bir kararın verilmediği görünmüyor mu sizce de?
Arkadaşım onların istediği parayı verdikten sonra mı ADALET görevini yapacaktı?
Arkadaşım için çetenin hazırladığı sahte Savcılık belgesinin de, adalet savunucularını rahatsız etmemesi garip değil mi?
Sabit telefonun Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne ait olması bazı şüpheler açısından sizce ne anlam taşıyor?
Bu neye benziyor biliyor musunuz?
Adam tetikçi, cinayet işleyeceğinden eminsiniz ve ihbar ediyorsunuz.
Savcı diyor ki; cinayet işlensin o zaman kovuşturma açarım zira ortada herhangi bir ölü ve yaralı yok!!!

Ne Can ve ne de Mal güvenliğimiz kaldı!...
Fikir suçundan haksız yere cezaevinde yatan gazeteciler...
Atılan iftiralar nedeni ile tutuklanan siyasetçiler...
İÇİN;
Kovuşturma açan Adli Makamlar...
Belgeler ile kanıtlanmış Dolandırıcılık girişimi için Kovuşturmaya gerek duymuyorlar!!!
Ki;
Buna benzer yüzlerce olay yaşanmakta Türkiye de...
Bunlara dur diyecek ve önleyecek bir ADALET ve GÜVENLİK KURUMU yok mu Allah aşkına?
Ellerimizi açıp “Allahım Sen Bizi Koru” diye dua yapmamızdan başka çare kalmadı sanırım!!!