1967’de başlayan Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ndeki eğitimim...
Ziraat Yüksek Mühendisi unvanını aldığım 1972 yılında son buldu...
O yıllar üniversiteler; adeta siyasetin ana merkezi görünümündeydi...
Sol fraksiyonların odağı DEV-GENÇ(Devrimci Gençlik)...
Sağ görüşü savunanların ise MTTB (Milli Türk Talebe Birliği) ve Ülkü Ocakları’ydı!...
5 yıllık eğitim süresince olayların içerisine katılmamak mümkün değildi...
Gerek siyasi gelişmelerden kaynaklı...
Gerekse öğretim sistemi ve hocaların bizlerin düşünceleri ile bağdaşmayan kararlarından kaynaklı...
Sıkça yapılan boykotlar...
6. Filo Amerikan donanmasının İzmir ve İstanbul rıhtımlarına demirlemesine karşı düzenlenen tepki miting ve yürüyüşleri...
Yurt baskınları...
Bir de Kredi Yurtlar Kurumu’na bağlı yurtta kalıyorsanız...
Olaylardan kaçmanız kesinlikle mümkün değil (!)

BÜROKRASİ DE SİYASETE YER OLMAMALI...!
“68 Kuşağı” olarak adlandırılan dönemin öğrencisi olmam...
Siyaseten olayları yaşamam...
Ben ve benimle aynı dönemde eğitim gören birçok kişide...
Sosyal demokrat düşünce yapısını oluşturduğunu açıkça belirtmek isterim!..
Benim bu kuşaktan olduğumu bilen bürokrat arkadaşlar...
Siyasi düşüncemi bürokrasi yaşamıma yansıtmamı beklediler uzunca zaman...
AMA; asla bunu yapmadım...
Ki; DSİ Topçam Barajı İşletme ve Bakım Başmühendisi olarak 12 yıl görev yaptığım...
Aydın siyasetinin en aktif yaşandığı Çine’de bile bu anlayışımdan taviz vermedim...
Vefat etmesine rağmen Çine siyaset dünyasında hâlâ isminden bahsedilen...
Görev yaptığım yıllarda DYP İlçe Başkanı olan Abdullah Afşin bir gün sohbet sırasında bana şunu itiraf etti:
-Yahu Müdürüm (Birim amiri olduğumdan başmühendis yerine kullanılırdı) senin sol görüşlü olduğunu Çine’de bilmeyen yoktur. Ama geldiğin günden beri vatandaşlarla olan diyaloğunu yakınen takip ediyorum, siyasi görüşünü görevine hiç yansıtmadın. Tüm çiftçiler tarafsız yönetiminden çok memnun demişti.
23 yıl değişik kurumlarda yaptığım görev sürecinde uyguladığım bu kararlı tutumumu;
Emeklilik yaşamımda devam ettirmem elbette mümkün olamazdı zira...
Türkiye’de yaşanan olumsuz gelişmeler bunu gerektiriyordu!...
PROF. DR. MUSTAFA SÜRMEN'İN TASVİP EDİLMEYEN DURUŞU...!
Her vatandaşın, düşünceleri doğrultusunda benimsediği bir siyasi yapısı elbette vardır...
Kimi bu düşüncelerini dışa vurarak paylaşır...
Kimi seçim sandığında değerlendirir...
Kimi de siyasetin aktif olarak içerisine girerek düşüncesindeki partide görev alır!...
Yukarıda eğitim ve bürokrasi yaşamımdan açıkça niçin söz ettim sizce?
Dikkat ederseniz özellikle bürokrasideki tarafsız yönetim tarzımdan örnekleme yaptım...
ÜNİVERSİTELER de eğitim yuvası ve aynı zamanda Bürokratik teamüllerin geçerli olduğu kurumlardır...

Rektör Prof. Dr. Bülent Kent ile ilgili okurlarım ile paylaştığım köşe yazımda...
Sayın Rektörün yönetici olarak; gerek Üniversite camiası, gerek Aydın bürokrasisi, gerek sivil toplum kuruluşları ve gerekse vatandaşlar nezdinde başarılı ve beğenilen bir yönetici olduğundan...
Görev süresi dolduğunda, görevine devam etmesi isteğinin yoğunluğundan bahsetmiştim...
Sayın Kent'in siyasi düşüncesi yok mu? Elbette var ama siyasi düşüncesinin ne olduğunu kesin olarak kimse bilmiyor....
Bilinmiş olsa; yönetimindeki kendi düşüncesi ile bağdaşmayan öğrenci ve öğretim üye ve görevlilerine karşı vermiş olduğu haklı ve doğru kararlar yanlış değerlendirilmez miydi?
4 Temmuz 2026 tarihli Aydın yerel basın sayfalarında bir haber yayımlandı...
“ADÜ'lü dekandan bozkurt pozu”
ADÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sürmeli'yi evinde...
Ülkü Ocakları Aydın İl Başkanı Okan Bozkurt ve arkadaşları ziyaret etmiş...
Sayın Sürmen de onlarla birlikte Bozkurt işaretli fotoğraf çektirmiş!..
Bu davranış;
Bir eğitimciye...
Bir fakülte yöneticisine...
Bir bürokrata...
Yakışmış mı Mustafa Bey?
Sizinle aynı siyasi görüşte olmayan bir öğrenciniz size gelip de hakkını aramak istese...
Adil bir karar vermeyeceğinizi düşünmez mi?
Fakültenizdeki öğretim üye ve görevlileri sizin bu tavrınızı doğru buldular mı acaba?
Size dekan olarak değil de bir siyasi partinin üniversite temsilcisi gözüyle bakmaları sizi hiç rahatsız etmeyecek mi?
Her şeyden öte;
Üniversiteye siyaseti sokmama çabası içerisinde ki...
Rektör Prof. Dr. Bülent Kent bu konuda nasıl bir tavır ve karar sergileyecek...?