Tunç Erlaçin
Köşe Yazarı
Tunç Erlaçin
 

HOŞ BULDUK

Bir mühendis olarak 1923 platformundaki ilk köşe yazısı deneyimim, o nedenle öncelikle peşinen özür dileyeyim; çünkü birazdan bazı meslek disiplinleri hafifçe dürtülebilir. Nasrettin Hoca’nın meşhur testi fıkrası vardır. Hoca, suya gönderdiği çocuğa testi daha kırılmadan bir tokat atınca etraftakiler şaşırır: “Hocam, çocuk testiyi daha kırmadı ki.” Hoca’nın cevabı nettir: “Testi kırıldıktan sonra vurmanın ne faydası var?” Biz mühendisler de biraz böyleyizdir. Bir şey çöktükten sonra konuşanın değil, daha çökmemişken “Burada bir sorun var.” diyenin kıymetli olduğunu düşünürüz. Açık söylemek gerekirse, mühendislikte en zor şeyin hesap yapmak olduğunu sanırdım. Meğer en zor şey, “Bu cümle fazla mı ciddi oldu, yoksa yeterince ciddi görünmüyor mu?” sorusuna her beş saniyede bir cevap aramakmış. TMMOB çatısı altında olunca insan şunu fark ediyor: Aslında hepimiz aynı büyük sorunun farklı türevleriyiz. O soru da şu: “Bunu böyle kim yaptı?” Mühendislik dalları farklı görünür ama özünde tek bir meslek vardır: Sorun çözme ve ardından neden daha büyük bir sorun çıktığını izleme sanatı. İnşaat mühendisi: “Biz hesabı yaptık, yerçekimi fazla çalışmış.” Jeoloji mühendisi: “Ben size bu zeminin sürprizli olduğunu söylemiştim.” Makina mühendisi: “Parça tolerans dışı.” Elektrik-elektronik mühendisi: “Sinyal gürültülü.” Yazılım mühendisi: “Bende çalışıyordu.” Şehir plancısı: “Ben zaten baştan demiştim.” Mimar: “Bu çizim aslında metafor.” Ve herkes haklıdır. Çünkü mühendislikte en güçlü doğal yasa şudur: Herkesin söylediği biraz doğrudur ama proje yine de geç teslim edilir. Şehir plancıları geleceği planlar. Biz mühendisler ise genelde “Şu an niye çöktü?” kısmıyla ilgileniriz. Mimarlar da ikisinin ortasında durup sakin bir şekilde: “Işık alsın.” der. Işık almak güzeldir. Ama bazen biz sadece sistemin de çalışmasını isteriz. 1923 platformunda yazmaya başlayınca da en büyük şokum şu oldu: Burada kimse senden teknik rapor istemiyor. Statik hesap yok. Mukavemet hesapları yok. Hatta bazen mantık tutarlılığı bile opsiyonel. Bu, mühendis beyni için biraz tehlikeli bir özgürlük. Çünkü biz özgürlük görünce otomatik olarak: “Bunun sınır koşulları ne?” diye soruyoruz. Bir de kelime meselesi var. Bizde kelime azdır: “Uygun.” “Revize.” “Sorun var.” Burada ise kelimeler çoğalıyor. Kelimeler çoğaldıkça insan ister istemez: “Bunu bir Excel’e aktarabiliyor muyuz?” diye düşünmeye başlıyor. İlk köşe yazımda ciddi olmayı denedim. Sonra vazgeçtim. Çünkü mühendislikte ciddiyet genelde: “Bir şey ters gidiyor ama henüz kimse fark etmedi.” anlamına gelir. O yüzden bu yazı bir analiz değil. Daha çok bir saha notu: Satır 1: Merhaba Satır 2: Bazı disiplinler tanıtıldı Satır 3: Sistem hafif sallandı Satır 4: Mimar ışık istedi Satır 5: Şehir plancısı “Ben demiştim.” dedi Satır 6: Sistem hâlâ ayakta (şimdilik) Sonuç olarak: Mühendislikte yapılar kuruyoruz. Şehir plancıları geleceği çiziyor. Mimarlar hayal kuruyor. Biz de o hayalin neden su kaçırdığını çözmeye çalışıyoruz. Özetle: Mühendislikte sistemleri stabil tutmaya çalışıyoruz. Köşe yazarlığında ise bazen stabil olmamanın kendisi içerik oluyor. Eğer bu yazı bir proje olsaydı, teslim notu şöyle olurdu: “Çalışıyor gibi, ama gözünüzü seveyim kimse dokunmasın.” Ama köşe yazısı olduğu için son derece rahatım. Hoş bulduk.  
Ekleme Tarihi: 16 Mayıs 2026 -Cumartesi
Tunç Erlaçin

HOŞ BULDUK

Bir mühendis olarak 1923 platformundaki ilk köşe yazısı deneyimim, o nedenle öncelikle peşinen özür dileyeyim; çünkü birazdan bazı meslek disiplinleri hafifçe dürtülebilir.

Nasrettin Hoca’nın meşhur testi fıkrası vardır. Hoca, suya gönderdiği çocuğa testi daha kırılmadan bir tokat atınca etraftakiler şaşırır:

“Hocam, çocuk testiyi daha kırmadı ki.”

Hoca’nın cevabı nettir:

“Testi kırıldıktan sonra vurmanın ne faydası var?”

Biz mühendisler de biraz böyleyizdir. Bir şey çöktükten sonra konuşanın değil, daha çökmemişken “Burada bir sorun var.” diyenin kıymetli olduğunu düşünürüz.

Açık söylemek gerekirse, mühendislikte en zor şeyin hesap yapmak olduğunu sanırdım. Meğer en zor şey, “Bu cümle fazla mı ciddi oldu, yoksa yeterince ciddi görünmüyor mu?” sorusuna her beş saniyede bir cevap aramakmış.

TMMOB çatısı altında olunca insan şunu fark ediyor:
Aslında hepimiz aynı büyük sorunun farklı türevleriyiz.

O soru da şu:

“Bunu böyle kim yaptı?”

Mühendislik dalları farklı görünür ama özünde tek bir meslek vardır:
Sorun çözme ve ardından neden daha büyük bir sorun çıktığını izleme sanatı.

İnşaat mühendisi:
“Biz hesabı yaptık, yerçekimi fazla çalışmış.”

Jeoloji mühendisi:
“Ben size bu zeminin sürprizli olduğunu söylemiştim.”

Makina mühendisi:
“Parça tolerans dışı.”

Elektrik-elektronik mühendisi:
“Sinyal gürültülü.”

Yazılım mühendisi:
“Bende çalışıyordu.”

Şehir plancısı:
“Ben zaten baştan demiştim.”

Mimar:
“Bu çizim aslında metafor.”

Ve herkes haklıdır.
Çünkü mühendislikte en güçlü doğal yasa şudur:
Herkesin söylediği biraz doğrudur ama proje yine de geç teslim edilir.

Şehir plancıları geleceği planlar.
Biz mühendisler ise genelde “Şu an niye çöktü?” kısmıyla ilgileniriz.
Mimarlar da ikisinin ortasında durup sakin bir şekilde:
“Işık alsın.”
der.

Işık almak güzeldir.
Ama bazen biz sadece sistemin de çalışmasını isteriz.

1923 platformunda yazmaya başlayınca da en büyük şokum şu oldu:
Burada kimse senden teknik rapor istemiyor.
Statik hesap yok.
Mukavemet hesapları yok.
Hatta bazen mantık tutarlılığı bile opsiyonel.

Bu, mühendis beyni için biraz tehlikeli bir özgürlük.
Çünkü biz özgürlük görünce otomatik olarak:
“Bunun sınır koşulları ne?”
diye soruyoruz.

Bir de kelime meselesi var.
Bizde kelime azdır:

“Uygun.”
“Revize.”
“Sorun var.”

Burada ise kelimeler çoğalıyor.
Kelimeler çoğaldıkça insan ister istemez:
“Bunu bir Excel’e aktarabiliyor muyuz?”
diye düşünmeye başlıyor.

İlk köşe yazımda ciddi olmayı denedim.
Sonra vazgeçtim.
Çünkü mühendislikte ciddiyet genelde:
“Bir şey ters gidiyor ama henüz kimse fark etmedi.”
anlamına gelir.

O yüzden bu yazı bir analiz değil.
Daha çok bir saha notu:

Satır 1: Merhaba
Satır 2: Bazı disiplinler tanıtıldı
Satır 3: Sistem hafif sallandı
Satır 4: Mimar ışık istedi
Satır 5: Şehir plancısı “Ben demiştim.” dedi
Satır 6: Sistem hâlâ ayakta (şimdilik)

Sonuç olarak:
Mühendislikte yapılar kuruyoruz.
Şehir plancıları geleceği çiziyor.
Mimarlar hayal kuruyor.
Biz de o hayalin neden su kaçırdığını çözmeye çalışıyoruz.

Özetle:
Mühendislikte sistemleri stabil tutmaya çalışıyoruz.
Köşe yazarlığında ise bazen stabil olmamanın kendisi içerik oluyor.

Eğer bu yazı bir proje olsaydı, teslim notu şöyle olurdu:

“Çalışıyor gibi, ama gözünüzü seveyim kimse dokunmasın.”

Ama köşe yazısı olduğu için son derece rahatım.

Hoş bulduk.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (6)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yeşim kantoğlu
(16.05.2026 11:47 - #2056)
Kalemine sağlık...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Mary
(16.05.2026 12:46 - #2057)
Yani köşe yazılarınızda “çuvaldız elimde, bahane aramayın” demişsiniz. Kaleminize sağlık… Merakla ve heyecanla yeni yazılarınızı bekliyoruz.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Mehmet Aydın ELCAN
(16.05.2026 12:52 - #2058)
Mühendis birinin kente ve meslek disiplinlerine dair yazı yazması gerekiyordu geç bile kalındı tebrikler
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Faik Bayramoğlu
(16.05.2026 13:24 - #2059)
Merhaba Tunç başkan, yaz yaz dedik ama daha ilk yazıda mimarları itin kotuna yolla, hayal kahvesi orta şekerli olur, meeendiz iyidir, mimar daha iyidir diyalektiğine ilişkin dışavurumcu eleştirel analitik tespitte bulun demedik birader! Her neyse, metafor,anafor ve strafor konusu şimdilik dursun, hoş geldin, iyi ki geldin, iyi ki yazdın...Verba volant, manenta script...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Taner Balbay
(16.05.2026 13:54 - #2060)
Hayırlı olsun başarılar diliyorum.akli ,bilimi kullanan deneyimli kişilerin yazması çok güzel
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Tuğrul Hıçkırık
(16.05.2026 13:59 - #2062)
Tebrik ederim...! “Çalışıyor gibi, ama gözünüzü seveyim kimse dokunmasın.” Çok güzel...!
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 1923tv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.